‘Batı Türkiye’yi kıskanıyor’ söylemi gerçekçi mi?

Ahmet Erdi Öztürk

Yurt dışında uzun süredir yaşayan Türkiyelilerin belirli bir kesiminden “büyüyen ve güçlenen Türkiye’den Batı rahatsız,  bizi kıskanıyorlar” ya da “Batı Türkiye’nin büyümesini istemiyor ve bunun için Türkiye hakkında kötü konuşup, Türkiye’yi karıştırmak istiyor” şeklinde söylemlere rastlama oranı son zamanlarda giderek arttı. Dahası bu söylemler Türkiye’de siyasete yön veren kişiler tarafından da doğrudan ya da dolaylı şekilde dillendiriliyor. Son olarak Cumhurbaşkanının Karadeniz gezisi sırasında vatandaşlara seslenirken “Batı bizi kıskanıyor. Niye kıskanıyor? Barajlardan ötürü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden ötürü, boğazın altından geçen Marmaray tünelinden, metrolardan ötürü kıskanıyor” sözüyle beraber bu düşünce Türkiye’deki en etkili ağızdan da çıkmış oldu.
Bu söylem Türkiye içerisinde tartışılan diğer bir çok söyleme göre bir avantaja sahip; sayılar ve tarihler ile pozitivist bir şekilde ölçülüp kıyaslanabilir. Demek istediğim; Batı’nın Türkiye’yi kıskanıp kıskanmadığını görmek için sayılarla bir karşılaştırma yapmak ve bu karşılaştırmayı da sadece taşımacılık sektörü ile sınırlı tutmamak. Dahası bu içerisinde mücadele ve ötekileştirme barındıran söylemin duygusal olarak ortaya koyduğu sonuçlara da bakmak.
METRO VE MARMARAY İLE ÖVÜNMEK!
Türkiye’de mevcut iktidar son zamanlarda ulaştırma konusunda yaptığı yatırımları çok önemsiyor ve Batı’nın bu yatırımları başarma ihtimali olmadığını dile getiriyor. Buna karşın rakamlara bakıldığında durum biraz daha farklı. Örneğin, Türkiye son yıllarda yaptığı metro hatları ile övünürken Batı başkentleri pek muhtemel övünmeyi yıllar önce bırakmışlar. Misal kimi batı ülkelerinin başkentleri ile Türkiye’yi kıyasladığımızda durum ortada. Londra’da 1863, Paris’de 1900, Berlin’de 1927 Moskova’da 1935 yıllarında ilk metro istasyonları açılırken Ankara ilk metro istasyonunun 1993 yılında ancak faaliyete sokabilmiş. Dahası metro hatları sıklığı konusunda da Türkiye oldukça geride. Örneğin Londra’da 12 metro hattında yaklaşık 150 tanen istasyon bulunurken İstanbul’da sadece 8 hat ve tamamlanmış yaklaşık 35 istasyon bulunmakta.
Türkiye’nin son yıllarda övündüğü diğer bir proje ise denizin altında 14 kilometre uzunluğunda olan ve Ayrılıkçeşme ve Kazlıçeşmeyi birleştiren İstanbul Boğazı’nın altından geçen raylı sistem, Marmaray. 2013 tarihinde hizmete açılan Marmaray Türkiye’nin deniz altından ulaşım sağlayan ilk ve tek yapıtıdır. Her ne kadar Türkiye’de Batı’nın bu projeyi kıskandığını düşünsek de durum burada da farklı. Dünya’da trafik için bu teknik kullanılarak yapılan ilk tünel 1906-1910 yıllarında inşa edilen Michigan Merkezi Demiryolları tüneli. Avrupa’da ise bu tekniği ilk uygulayan ülke Hollanda olmuş ve Rotterdam’da inşa edilen Maas Tüneli 1942 yılında hizmete açılmış. Asya’da bu tekniği ilk uygulayan ülke ise Japonya. Osaka’da inşa edilen iki tüplü karayolu tüneli (Aji Nehri Tüneli) 1944 yılında hizmete açılmış. Kıta Avrupası ile Britanya Adasını birbirine bağlayan tünel ise Londra-Paris ve Londra-Brüksel bağlantılarına da sahip. 1986 yılında açılmış ve 2003 yılından itibaren ise saatte 334.7 km hız ile giden trenlere ev sahipliği yapmakta.
ASIL KISKANÇ VE GEÇİMSİZ KİM?
PEW’in her yıl toplumların diğer toplumlara ve  kendi kendilerine nasıl baktıklarını gösteren araştırması Türkiye toplumunun hakim söylemin aksine hem dünyadaki diğer toplumları çok sevmediği ve istemediği yetmezmiş gibi kendi kendisine de güvenmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de İsrail devletine karşın olumsuz görüşü olmayanların oranı sadece yüzde 2 ve bununla beraber ABD ve diğer AB ülkelerine karşı olumsuz görüşü olmayanların oranı ise sadece yüzde 19. İki sonuçta da geride kalan Türkiyeli vatandaşlar bu ülkelerin, sorun çıkarcı ve kötü niyetli olduklarını düşünüyorlar. Dahası bu toplumlara asla güvenmiyorlar da.
Araştırmanın en ilginç sonucu ise 60 ülkenin vatandaşlarının kendi vatandaşlarına güvenmesi endeksinde Türkiye’nin 20 yıl öncesinden iç savaş ve soykırım yaşayan Ruanda’nın bir basamak gerisinde kendi kendisine güvenmeyen endeksinde baştan ikici olması.
İşin özü Türkiye’deki hakim söylem Batı bizi kıskanıyor ve istemiyor dese de esasında onların bizi kıskanacak herhangi bir şeyi yok gibi ancak onları istemeyen ve hepsinden de acı bir şekilde kendini bile sevmeyen toplum maalesef biziz.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin