Babil Kulesi yıkılıyor

YORUM | EMİNE EROĞLU

Babil halkının acıklı akıbetini bilmeyen yoktur. Kulenin inşaatında sayıları belirsiz köleler çalışmaktadır. Son kata gelindiğinde, Allah herkesin dilini başkalaştırır.

İnsanlar yalnızca kendisinin bildiği bir dille konuşmaya başlar. Böylece hiç kimse bir diğerini anlayamaz hale gelir. Tabii ortalık birden karışır. Eski Ahit‘te Babil kelimesi İbranice “kargaşa, anarşi” manalarında kullanılır. Artık Babil, herkesin durmadan konuştuğu ama hiç kimsenin kimseyi anlamadığı bir insan kalabalığıdır. Kendi inşa ettikleri bir kulenin altında kalıp un ufak olurlar.

O günden sonra sürekli konuştukları halde birbirlerini anlamayan insanların sohbetine “muhavere-i tebabüliye” denmiş; Babillilerin konuşması.

Bu deyim dilimizde halen mevcut olduğu gibi sosyal yaşantımızda da cârî. Hırs ve hasetlerinin, öfke ve nefretlerinin dilini konuşan muktedirlerin ne dediğini anlamıyoruz.

İktidar bekçiliği yapan ve menfaatlerinin diliyle konuşan zalim yığınlar da şartlar ne olursa olsun kendilerine öğretilmiş ezberleri tekrar etmeye devam ediyor, mağdur ve mazlumun sesine, velev çocuk bile olsa, kulak vermiyorlar.

Yaşadığımız asıl kargaşa bu. Babil Kulesi yıkılıyor. “Dostoyevski’nin Ecinniler’inde, Şatov sohbetlerinin başında Stavrogin’e şöyle der: Biz, iki varlık, sonsuzlukta bir araya geldik… Dünyada son kez. Şu ses tonunuzu bırakıp insan gibi konuşun! Bir kere olsun, insan sesiyle konuşun!”

Sanırım Allah’ın bir virüsle bütün bir dünyayı imtihan ettiği böyle bir zamanda en çok ihtiyacımız olan şey “insan sesiyle konuşmak.” Yoksa mümkün değil bu felaketin içerisinden sağ çıkamayız.

Ey halkım!
Lütfen şu siyasi ezber ve yalanları bırakın da, insan sesiyle konuşun.

50 bin siyasi tutuklunun sesine kulak verin. Şiddete bulaşmamış mahkumların serbest bırakılması için sesinizi yükseltin. Cezaevleri cenaze evi olmasın.

Yoksa hepbirlikte inşa ettiğiniz Babil Kulesi’nin altında kalıp unufak olacaksınız.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin