Ay ışığında sıralı zehirle kişneyen pedli at!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Başlık biraz saçma mı geldi?

Ayrıntısı yazıda, okuyun sonra karar verin bence…

Hatırlar mısınız bir dönem şöyle bir şeyler demişti: “Bizim taraftarlarımız bize o kadar inanıyor ki, Mars’a duble yol yapıyoruz” desek inanırlar!”

Her geçen gün mantık ve gerçeklikle arasındaki makası iflah olmaz şekilde açan Saray ev AKP iktidarı, memleketi öyle bir hale getirdi ki, hiçbir şeyin inandırıcılığı kalmadığı gibi, başta adalet olmak üzere hiçbir kurum ve kuruluşa güven de kalmadı.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Geçtiğimiz hafta İzmir’de bir dava görüldü. 81 yaşındaki Alzheimer hastası olan Yusuf Pekmezci, düşman hukukunun temsilcilerinin önüne çıktı.

Bildik klasik, eften püften bahanelerden sonra ellerinde bir şeyin kalmadığını gören mahkeme heyeti tüm davayı bir gizli tanığın ifadesine yıktı.

Tanığın ismi de yabancı değil: Zaman!

Anlattıklarının mantıkla, izanla, insafla en ufak ilgisi yok bu Zaman kod isimli (böyle bir var mı onu da bilmiyoruz) şahsın.

Mesela diyor ki; “Fetullah Gülen, ‘Stadyumlar kanla dolacak’ dedi. 5 bin kişilik bir liste hazırlandı. Bu listede kimin stadyumda infaz edileceği, kimin cezaevine gönderileceği yazılıydı. Darbeye karşı çıkan kişiler infaz edildi.”

Gülen’in Türkçe Olimpiyatları için söylediği meşhur “Stadyumlara sığmayacaksınız” cümlesini böyle arsızca çarpıtıp ekleme yapan tanık, bir sonraki cümlede şunu söylemiş: “ Fethullah Gülen, kansız bir darbe planlıyordu.”

Buyurun buradan yakınız yani.

Esas makara kısım ise sonradan geliyor.

Sıralı zehirler, ay ışığında parlayan namlular!

Hayal gücü ile mantığın bu kadar ters orantılı olduğu başka bir kitle yoktur sanırım. AKP-Ergenekon ortaklığından bahsediyorum.

Aynı şahsın iddiasına göre, vaktiyle Erdoğan’ı sırtından atan at ve sahibi de fütöcüymüş!

Bırakınız aptallığı, düz deli birinin bile kahve ortamında söylese milletin ağzını bırakıp başka yeriyle güleceği iddialar mahkeme tarafından ciddiye alınmak bir yana bir de sanığa soruluyor utanılmadan.

İddia tam olarak şu:

“Cemaatin, Erdoğan’ın İstanbul’daki evinin karşısındaki bir evde suikast hazırlığı yaptığı sırada korumaların ay ışığının yansımasıyla keskin nişancı tüfeğini fark ettiklerini anlatan ‘Zaman’, “Bu olayı DHKP-C’ye yıktılar. Hablemitoğlu suikastını da cemaat yaptı. Erdoğan’ın attan düştüğü gün, o ata çeşitli ilaçlar verdiler. Amaçları Erdoğan’ı attan düşürüp boynunun kırılmasıydı. Erdoğan için sıralı zehir kullandıklarını da biliyorum” dedi.”

Sıralı zehir nasıl bir şey bilen var mı? Sıralı oto gaz gibi bir şey midir bu meret?

Coşmuş bir kere kağıdı dolduranlar, hayale gem vurulmaz misali şahlanmışlar:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Temmuz 2003’te Başbakan iken İstanbul’daki Bayrampaşa Parkı’nın açılışını yapmıştı. Açılış sırasında Cihan isimli ata binmiş, atın şaha kalkmasıyla da kum zemine düşmüştü. Cihan, 26 Aralık 2007’de bağırsak düğümlenmesinden ölmüştü. Bayrampaşa’da 1.5 TL karşılığında ailelerin çocuklarını gezdiren Cihan’ın sahibi Murat Cemilgil, “O olaydan sonra Başbakanımız öksürse medya sanki sorumlusu Cihan’mış gibi buraya koşuyordu. Cihan bağırsak düğümlenmesi geçirdi. Veteriner çağırdık, ancak akşam saatlerine doğru öldü” demişti…”

Gülmeyin, adamlar ciddi.

Sadece adamlar değil, ertesi gün (hatta aynı gün) haberin servis edildiği tüm havuz şeysileri ve Ergenekon bültenleri de (Cumhuriyet-Oda TV) bu saçmalıkları cidden haber diye yayınladı.

Zaman kod isimli gizli tanık hızını alamayıp cemaatin ABD’yi de ele geçirmeyi düşündüğünü söyleyerek noktalıyor fantezilerini.

Dediğim gibi ertesi gün tüm Havuz ve Ergenekon şeysileri bu saçmalıkları haber diye vermekten utanmıyor, sıkılmıyor.

Düşünsenize ata zehir içiriyorsunuz, at Erdoğan’ı sırtından atıp boynunu kırsın diye!

Sırtından atan zehir, diye bir zehir var mıdır bilmem. Ama illa ki sıralı olacak bu zehir türü!

Başta da söylediğim gibi, ülke her geçen gün dikta sarmalıyla içinden çıkılmaz bir tuhaflıklar memleketine döndükçe yaşanan olaylarda akıl ve izan yerini normal zamanlarda kahkaha atılacak şeylere bırakıyor.

Size son dönemde Havuz’da gazeteci geçinen bir şahsın haberini örnekleyeceğim şimdi.

Burak Doğan isimli bu kişi, kendisine servis edilen şöyle bir zırvalığı haber diye paylaşmaktan utanmayacak duruma gelmiş sanırım:

Meşhur hikayeyi bilir misiniz. Hani adamın teki, Hz. Yunus için indirilen balığın kesilmesin diye Allah’a yalvaran Yusuf peygamber, filan derken arkadaşı, “bunun neresini düzelteyim ki?” demiş.

Bir kere o Yusuf değil İbrahim, Yunus değil İsmail, balık değil koç…

Ergenekoncu ve siyasal İslamcı tayfa cemaat düşmanlığında sınır tanımadıkları için her geçen gün başka masumları derdest etmeyi ibadet aşkıyla yapıyorlar. Durum böyle olunca imam ı Şazili’nin duası “Şifreli not” buldukları poşete yerleştirdikleri pet poşeti de notun gizlendiği ortam olarak servis ediliyor.

Ve bu kepazeliğe inanan milyonların olması ise ülkenin ne mene bir saçmalığın dibinde debelendiğinin kanıtı gibi.

Şimdi tekrar başa dönüp soralım;

Bu olan bitenlerden sonra “Ay ışığında sıralı zehirle kişneyen pedli at!” başlığı size hala saçma geliyor mu?

2 YORUMLAR

  1. Sayın M.Nedim Hazar;
    Yazınızın başlığı dikkatimi çektiği için hemen okudum.(Ben mi anlamıyorum acaba diyerek).Yazınızı okuduktan sonra başlık semboller dünyamda anlamını buldu.
    Teşekkür ederiz…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin