Avrupa’da hasretler bitti, Kadıköy’de takvim durdu

HASAN CÜCÜK | HABER İNCELEME 

Futbolda her takımın en büyük hayali şampiyonluktur. Ancak birçok kulüp için bu hayal çoğu zaman ulaşılamayan bir hedef olarak kalır. Bazı liglerde kupalar yıllardır aynı takımlar arasında paylaşılırken, bazı ülkelerde ise şampiyonluk yarışı iki kulübün tekelinde devam eder. Yine de futbolun en büyülü tarafı, yıllarca beklenen bir hayalin bir gün gerçeğe dönüşebilmesidir. Avrupa’nın büyük liglerinde şampiyonluklar bu sezon da çoğunlukla alışılmış adreslere giderken, kıtanın farklı köşelerinde adeta devrim niteliğinde hikâyeler yazıldı.

Süper Lig’de Galatasaray, üst üste dördüncü, toplamda ise 26. şampiyonluğunu kutladı. Sarı-kırmızılıların başarısı kadar, Fenerbahçe’nin uzayan hasreti de gündemin en çok konuşulan konularından biri oldu. Sarı-lacivertliler, son şampiyonluğunu 2013-14 sezonunda Ersun Yanal yönetiminde yaşamıştı. Aradan geçen 12 yılda zirveye ulaşamayan Fenerbahçe, şampiyonluk umutlarını bir kez daha gelecek sezona bıraktı. Ancak Avrupa’nın farklı liglerinde yıllardır bekleyen birçok takım için bu sezon hayaller gerçeğe dönüştü.

Modern futbolda ekonomik güç dengeleri her geçen yıl daha belirleyici hale gelirken, bu sezon yaşananlar futbolun hâlâ romantik tarafını koruduğunu gösterdi. Macaristan’dan İsviçre’ye, Bulgaristan’dan Danimarka’ya kadar birçok ülkede taraftarlar yıllardır özlemini duydukları zaferi sonunda kutladı.

Macaristan’da Györ, 13 yıl sonra yeniden şampiyonluk sevinci yaşadı. Bu başarı yalnızca sportif bir dönüş değil, aynı zamanda yeniden ayağa kalkışın sembolü oldu. Son yıllarda Ferencvaros’un domine ettiği ligde Györ’ün zirveye çıkması, ülkedeki rekabetin yeniden canlandığını gösterdi. Ferencvaros toplamda 36 kez şampiyon olurken, son yedi sezonda kupayı kimseye bırakmamıştı.

Romanya’da ise sezonun en duygusal hikâyelerinden biri yazıldı. Craiova, tam 35 yıl sonra yeniden zirveye ulaştı. Romanya futbolunun köklü kulüplerinden biri olan Craiova, yıllar boyunca ekonomik sorunlar, yönetim krizleri ve sportif istikrarsızlıkla mücadele etti. Bu nedenle gelen şampiyonluk sadece bir kupa değil, aynı zamanda geçmişin yeniden ayağa kalkışı olarak görüldü. Taraftarlar, 1990-91 sezonundan sonra ilk kez yeniden şampiyonluk coşkusu yaşadı.

Bulgaristan’da da benzer bir özlem sona erdi. Levski Sofya, 17 yıl sonra yeniden şampiyon olarak ülkedeki tarihi ağırlığını yeniden hissettirdi. Uzun yıllardır Ludogorets’in hakimiyetinde geçen ligde Levski’nin şampiyonluğu, Bulgar futbolunda dengelerin değişebileceğinin işareti oldu. Levski aynı zamanda 14 yıl süren Ludogorets hegemonyasına son veren takım olarak tarihe geçti.

Norveç’te Viking’in 35 yıl sonra gelen şampiyonluğu ise ülke futbol tarihinin en dikkat çekici geri dönüşlerinden biri oldu. Bodo/Glimt, Rosenborg ve Molde gibi güçlü rakiplerin gölgesinde kalan Viking, bu sezon disiplinli yapısı ve istikrarlı performansıyla tarihi bekleyişi sona erdirdi. Bir dönem Norveç futbolunda şampiyonluk denildiğinde akla yalnızca Rosenborg geliyordu. 1992 ile 2004 yılları arasında ligde mutlak bir üstünlük kuran Rosenborg’un ardından Viking’in bu başarısı yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlandı.

LASK Linz, tam 61 yıl sonra yeniden şampiyonluk kupasını kaldırdı.

Avusturya’da ise futbol tarihine geçecek bir başarı yaşandı. LASK Linz, tam 61 yıl sonra yeniden şampiyonluk kupasını kaldırdı. RB Salzburg’un uzun süredir domine ettiği ligde gelen bu zafer, adeta düzeni bozan bir hikâye oldu. LASK’ın başarısı; doğru planlama, sabır ve sürdürülebilir yapılanmanın sonucu olarak değerlendirildi. Son yıllarda Sturm Graz ve Salzburg’un kontrolündeki ligde bu şampiyonluk büyük yankı uyandırdı.

Danimarka’da Aarhus’un 40 yıl sonra gelen şampiyonluğu da ülke futbolunda büyük ses getirdi. FC Kopenhag ve Midtjylland gibi güçlü rakipleri geride bırakan Aarhus, yıllardır süren sessizliğini bozdu. Taraftarlar için bu zafer, nesiller boyunca anlatılacak bir hikâyeye dönüştü.

Bazı başarılar ise yalnızca uzun bekleyişleri değil, futbol tarihinin sınırlarını aştı. İsviçre’de Thun, 128 yıllık tarihinde ilk kez şampiyon olarak sezonun en büyük sürprizlerinden birine imza attı. Mütevazı bütçesi ve küçük şehir yapısıyla dikkat çeken kulüp, yükseldiği sezonda şampiyonluğa ulaşarak futbolun sadece büyük kulüplerin oyunu olmadığını gösterdi. Thun’un hikâyesi, Avrupa futbolunun en romantik başarılarından biri olarak hafızalara kazındı.

Azerbaycan’da 8 yıllık geçmişi olan Sabah FK sezonu mutlu sonla bitirdi.

Azerbaycan’da Sabah FK da tarihindeki ilk şampiyonluğunu yaşayarak kısa sürede büyük bir başarı elde etti. Karabağ’ın uzun yıllardır domine ettiği Azerbaycan futbolunda, 2017’de kurulan ve 2018’den itibaren Premier Lig’de mücadele eden Sabah FK’nın zirveye ulaşması gerçek bir peri masalı olarak değerlendirildi.

İsveç’te ise Mjallby, 87 yıllık tarihinde ilk kez şampiyonluk kupasını kaldırdı. Küçük bir kasabanın takımı olan Mjallby’nin başarısı, sezon boyunca Avrupa futbolunun en ilham veren hikâyelerinden biri oldu. Büyük bütçeler olmadan da takım ruhu, doğru organizasyon ve istikrarla başarıya ulaşılabileceğini gösterdiler.

Elbette her hikâye mutlu sonla bitmedi. İskoçya Premiership’te Hearts, 66 yıllık şampiyonluk özlemini son anda kaçırdı. Celtic ve Rangers dışında bir takımın zirveye çıkmasına çok yaklaşan Hearts, sezon boyunca tam 30 hafta liderlik koltuğunda oturdu. Son haftaya Celtic’in bir puan önünde giren takım, şampiyonluğu belirleyecek maçta rakibine deplasmanda 3-1 mağlup oldu. Bitime dakikalar kala gelen goller, Hearts’ın hayalini yıktı. İskoçya’da Celtic ve Rangers dışında son şampiyon olan takım, Alex Ferguson yönetimindeki Aberdeen olmuştu. Son 41 yılda şampiyonluk iki takım arasında paylaşılırken, Celtic son 16 sezonda 15 kez zirvede yer aldı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin