Avrupa Parlamentosu seçimlerinde en büyük korku Facebook’taki yalan haberler

Avrupa Birliği’ne (AB) üye olan ülkelerin vatandaşları, yaklaşık dört hafta sonra Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yeni üyelerini belirlemek üzere sandık başına gidecek. AP’de çok sayıda önemli karar alınacağı için, seçimlerin AB’nin geleceğine yön vereceği söylenebilir.

AP seçimleri öncesinde sosyal medyada yayılan yalan haberlerin seçmenlerin siyasi görüşlerini etkilemesinden kaygı duyuluyor. Milyonlarca Avrupalı tarafından kullanılan Facebook’a ait platformlar yalan haberlerin odağında yer alıyor. Peki Facebook, yalan haberle mücadele için ne yapıyor?

Deutsche Welle Türkçe’nin haberne göre, Facebook’tan Semjon Rens, Hamburg’da katıldığı bir panelde ABD’de 2016’da yapılan başkanlık seçimlerinde konuya “oldukça kötü bir başlangıç” yaptıklarını kabul ediyor. ABD’de Özel Yetkili Savcı Robert Mueller’in hazırladığı raporda bile İnternet Araştırma Ajansı (IRA) gibi bazı Rus aktörlerin, Rusya açısından daha uygun bir aday olan Donald Trump lehine dezenformasyonlarla sosyal ağları kötüye kullandığı bilgisi yer aldı.

Facebook için Almanya, Avusturya ve İsviçre’de halkla ilişkiler yöneticisi olarak görev yapan Rens, ABD’deki başkanlık seçimlerinin ardından Facebook’un dezenformasyon ile mücadele için çok sayıda çalışandan oluşan ekipler kurduğunu belirtiyor. Rens, her ülke için doğru partnerleri bulmanın zor olduğuna dikkat çekiyor. Rens, Almanya’da Enformasyon Teknolojileri Güvenliği Dairesi’nin bu konuda duyarlı bir tutum izlediğini, diğer ülkelerde doğru partnerlere ulaşma sürecinin daha yavaş ilerlediğini ifade ediyor.

Siyasi parti tanıtımlarının finansmanının şeffaflığı

AB, yıllardır bazı konulara standartlar getirilmeye çalışılsa da, ABD ile karşılaştırıldığında siyasi açısından çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Facebook reklamlarında şeffaflık sağlayan sistemin neden seçimlere birkaç hafta kala başlatıldığı şeklindeki soruya “28 üye ülkede tamamen birbirinden farklı seçim hukuku sistemiyle karşı karşıyayız” sözleriyle yanıt veriyor. Facebook’un hazırladığı bu sistem, içeriklerin arkasındaki siyasi çıkarları kullanıcıların daha kolay bir şekilde takip edebilmesini hedefliyor. Siyasi aktörlerin reklamlarında, kimin, ne kadar ödediğinin görülebilmesi öngörülüyor.

Berlin’de dijital ortamda dezenformasyon konusunda faaliyet gösteren Yeni Sorumluluk Vakfı’ndan Alexander Sängerlaub, Facebook’un bu sistemini “Doğru yönde atılan bir adım” sözleriyle değerlendiriyor. Sängerlaub, bu sistemin nasıl çalışacağını merakla beklediklerini de sözlerine ekliyor.

Facebook araştırmacılara sınır koyuyor

Ancak siyasi partiler tarafından verilen ve ödenen reklamlar, siyasi içerik kategorisinde yer alan çok sayıda unsurdan sadece biri ve her zaman bu içeriğin arka planı hakkında bilgin edinmek mümkün olmuyor. Dezenformasyon kuşkusu yaratan sayfaların tek tek analiz edilmesi ise mümkün. Ancak Sängerlaub, bunun çoğu zaman yeterli gelmediğini belirterek, şunları söylüyor: “Dezenformasyon kampanyalarında kimin hangi mesajla yola çıktığı çoğu zaman açık olmuyor.” Sängerlaub, araştırmacıların sistematik olarak çalışmalar yürütebilmesi için, bütün paylaşımların arka planı hakkında bilgi edinebilmelerine olanak sağlanmasını talep ediyor.

Ancak Facebook, milyonlarca kullanıcıya ait bilgilerin üçüncü bir tarafa verildiği 2017’deki Cambridge Analytica skandalından sonra daha temkinli bir tutum izliyor ve talebi reddediyordu. Ancak Semjon Rens’in verdiği bilgilere göre, Facebook araştırmacılara bilgilere erişim imkanı sağlıyor. Fakat burada da araştırmacıların nasıl belirlendiği tam olarak bilinmiyor. Alexander Sängerlaub, “AP seçimleri öncesinde kör bir uçuş yapıyoruz” diyor ve ekliyor: “Ne kadar dezenformasyon olduğunu belirlemek gerçekten çok zor.”

Facebook şirketine ait olan platformlardan WhatsApp’de yalan haberle mücadele etmek ise Facebook ve Instagram’da olduğundan çok daha zor. Facebook yetkilisi Rens, WhatsApp’de bilgilerin şifrelenmiş olduğunu belirterek, Facebook tarafından kaydedilmediğini ifade ediyor.

Rens, “Kişisel verilerin korunmasından söz ettiğimiz zaman, bu takdirle karşılanıyor, ama parlamento seçimleri söz konusu olduğunda ise bu bir tehdit olarak görülüyor” diyor. Bu nedenle de güvenlik ve özel alan arasındaki ilişkiye dair bir tartışma yürütülmesini istiyor.

Brezilya’daki başkanlık seçimleri öncesinde WhatsApp, yalan haberlerin yayıldığı başlıca kanal olmuştu. Bunun üzerine, mesajları üçüncü kişilere iletme fonksiyonlarına sınırlamalar getirilmişti. Messenger da Brezilya’da, Almanya’da olduğundan daha önemli bir rol oynuyor. Rens, “Avrupa Parlamentosu seçimleri için WhatsApp o kadar da önemli değil” diyor.

Yalan haberleri kim paylaşıyor?

Manipülasyon içeren veya yalan bilgiler çoğunlukla arkasında gerçek kişilerin bulunduğu sahte hesaplar tarafından paylaşılıyor. Rens, Facebook’un sıklıkla bu tür sahte hesapları sildiğini vurguluyor. Avrupa Parlamentosu ile ilişkili olarak kaç sahte hesabın silindiği konusunda ise bilgi vermiyor. Rens, “Bütün sahte hesapları silmeyi hiçbir zaman başaramayacaklarını” söylüyor.

Dezenformasyon ve yalan haberlerin yayılmasının tek sorumlusu yabancı trol fabrikaları değil. Bu tür haberler, klasik medya kanallarında da bulunabiliyor. Alman Bild gazetesinin, gazetecilik açısından hiçbir araştırma yapılmaksızın, dizel motorların sağlığı tehdit ettiğine dair doktorların yazdığı iddia edilen bir mektubu yayınlaması bunun örnekleri arasında yer alıyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın AB düşmanlığı içeren afiş kampanyası da dezenformasyon örnekleri arasında sayılabilir.

Aldıkları bilgi ve haberlere ilişkin eleştirel sorular sormak ve kullanılmamak sonuçta vatandaşların sorumluluğunda olan bir konu. Bu sorumluluk Facebook’a giriş yapıldığında da çevrimdışı olunduğunda da geçerli.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin