Assalar mıydı adamı?

YORUM | LEVENT KENEZ 

Selçuk’un silahlarıyla fotoğraf çekilip bunu profil fotoğrafı yapacak kadar yalaka vekilin biri Twitter hesabından hemşerilik ayağına, hani devran değişir falan yakın duralım diye, bakanın hasta annesine geçmiş olsun diyor, edepsizin biri de altına küfür yazıyor.

Daha önce de yalaka vekilin kocasının belediyede işçilikten Ankara İl Kültür Müdürlüğü’ne uzanan hikayesini yazan Saygı Öztürk’e nedense yine aynı erdem abidesi bakan tepki göstermiş, Öztürk için küfür ve hakaretler yağdırmış, ‘namussuz’ demişti.

Dönelim son olaya, esas mesele bambaşka biliyorsunuz, ona da geleceğiz. Bakan içişleri bakanı olunca, Soylu’nun adamları küfürbazı hemen aldırıp mahkeme önüne çıkartıyorlar. Mahkeme de tutuksuz yargılanmasına karar veriyor. E peki ne var bunda, öyle değil mi? Erdoğan için yapılan muamele Soylu için de mi yapılmalıydı? Hiç mi aralarında bir fark olmasındı?

Soylu şu tweeti atıyor:

“45 gündür anam hastanede…”

-Allah şifa versin.

“Annemle fotomun altına küfreden alçak mahkemeye çıkıyor ve adli kontrolle serbest…”

-Evet, ne var bunda? Tutuksuz yargılanmak diye bir şey var. Adam zaten tespit edilmiş, suç unsuru bir tweet. Neyi yok edecek? Hangi delili karartacak? Küfrü savunan mı var? Bütün muhalif vekillerin ve muhaliflerin annelerine, sülalelerine küfür edenler başta senin maaşlı trollerin olmak üzere mahkemeye çıksa bütün adliyeler bir yıl bu davalara bakar, yine sıra bitmez. Sosyal medyada dün çokça ifade edilen tacizcilerin, tecavüzcülerin, katillerin serbest kaldığı bir ülkenin mimarlarındansın zaten. Neyden şikayet ediyorsun?

“Ne yapmalıyım?”

-Bir şey yapmana gerek yok. Mahkeme karar vermiş. Avukatlarına itiraz etmelerini söyleyebilirsin. Böyle konuşarak sanki ülkede işleyen bir hukuk varmış gibi bir hava oluşturdum, farkındayım. Tweeti üzerine bu kez adamı alırlar diye bunun sigortasını da birazdan son cümlende yapacaksın zaten.

“Bakan olsam ne yazar…”

-Zaten sana bakan olamazsın diyen hiç çıkmamıştır. Bakan olunca sana ayrı bir muamele yapmaları gerekirdi ama yapmadılar bunu söylüyorsun. Ama haklısın günümüz Türkiye’sinde görmen gereken muameleyi görmediğin doğrudur. Burada haklısın. Ben de senin gibi “Erdoğan’dan hesap sormazsam namerdim, namerdim!” diye bağırıp sonra bakan olsaydım aynısını yapardım.

“Millet, devlet işleriyle boğuşurken anasının namusuna sahip çıkamamak ne ifade eder?”

-Laflara bak laflara. Ajitasyonun, çarpıtmanın kralına gel. Mağduriyete bak. Devlet-millet işleriyle boğuşurken ha! Kahraman bakan PR’ını 30 IQ’lu milyonlara yedirirsin de tarihe böyle geçemeyeceğini de bil.

Ya insan şunu yazmaya utanır be. Anamın namusuna sahip çıkmamak. Her türlü pisliği yapan adamların şu bacak arası namus edebiyatı hiç bitmeyecek. Hitap ettikleri kesimin mide bulandıran ataerkil, hayvani güdülerine gönderme yapıyor aklınca. Oradan kocaman bir onay ve aferin alacak, delikanlı dedirtecek kendine. “Vursa haklı adam” şerefsizliği var ya hani oraya oynuyor. Edepsizin biri küfür yazmış, kanunlarda karşılığı neyse çekmeli. Bu kadar basit olay. Senin bütün tweet’lerinin altına küfür yazılıyor, namusun şimdi mi aklına geldi?

Elde malzeme kalmayınca bu tür işlerle gündem olmak, dikkat çekmek sinekten yağ çıkarmak.

Zaten polislerini salmışsın adamın üstüne, ayrıca Twitter’a şikayet edersin tweet de silinir gider. Kimsenin haberi bile olmaz. Mesele başka. Gelelim meseleye…

“Tweet’imle yeniden alınırsa da provokasyon sayacağım”

-Diyelim saydın, bu provokasyondur dedin, kim yapacak provokasyonu? Abdülhamit Gül’e çakıyor. Zamanında adamı tutuklamayıp bana mesajı verdiniz. Mesajınızı aldım. Namus falan diyerek trollerimle topu size attım. Şimdi adamı tutuklar, “Soylu tweetiyle adam tutuklattı” diye ihaleyi bana bırakırsanız diyor yani. Yani diyor ki bana “Kel” diyen avukata soruşturma açılıyordu, neyin peşindesiniz?

Bugün Abdülhamit Gül cevap verdi: “Klavye başına geçip her gün sosyal medyada bana tutuklama siparişi ya da tahliye siparişi verenlere sesleniyorum. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.” İki tane yalancı ve sahtekar bakanın kavgasına denk geldik iyi mi?

İstifası kabul edilmeyince iyice havaya giren; kirli, kanunsuz, aç MHP kadrolarının kritik yerlere gelmesi ile “devlet benim”e doğru giden Soylu’ya karşı içten içe partide değişen tablonun göstergesidir son kavga. Kendisine bağlı adliyelerde Berat yüzünden hak iddia edemeyen Gül, Berat (Albayrak) biraz kaybolunca gaza gelmiş. Partide, “Bu MHP bizim sonumuzu getirecek” diyen İslamcı, Milli Görüşçü kesimlerin -hoş, hepsi de aynı şeyin laciverdi- fırsat bu fırsat “Biz varsak sen varsın, biz yoksak sen bir hiçsin” intifadasıdır. Zaten dünden beri ileri gelen partilerin salvoları bunu da teyit ediyor.

Güzel yere doğru gidiyoruz. Bir tanesi kolluk kuvvetlerini yönetiyor istediğini tutar getir, gerektiğinde arar bulamaz! Diğeri de isterse tutuklar, istemezse tutuklamaz! Böylece ülke son sürat devam eder hazin ve kaçınılmaz sonuna.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin