Anayasa Mahkemesi ve iktidar kavgasının asıl nedeni

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN 

Eğer ‘unutulma hakkı’nı kullanıp arşivlerinden silmedilerse, Erdoğan yandaşı medyanın arşivlerinde Anayasa Mahkemesi üzerinde süregelen güç savaşlarına dair pek çok haber bulabilirsiniz.

Düşünsenize; iktidar olmuşsunuz, kendinizce doğru yaptığınız her icraat, muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşınıyor ve iptal ettiriliyor. Bu yüzden Anayasa Mahkemesi her zaman iktidarların kızıl elması olmuş, oraya atanacak bir üye bile önemli sayılmıştır.

Görevi 12 Eylül darbecisi Kenan Evren’den devralan merhum Turgut Özal, 3,5 yıl süren Cumhurbaşkanlığı döneminde Anayasa Mahkemesi’ne sadece iki üye atayabilmişti.

İlki bundan önceki Anayasa Mahkemesi başkanı Haşim Kılıç’tı. Kılıç atandığı zaman Hürriyet Gazetesi’nin 27 Kasım 1990 tarihli manşetini dün gibi hatırlarım. 48 yaşında Anayasa Mahkemesi üyesi olan Kılıç’ın Nakşibendi tarikatı üyesi olduğu ve evinde televizyon bile olmadığı iddia edilmişti.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Özal’ın atadığı ikinci üye Prof. Dr. Süleyman Arslan, dönemin mahkeme başkanı Yekta Güngör Özden tarafından keyfi olarak göreve başlaması engellenmiş, Arslan bu yüzden istifa etmek zorunda kalmıştı. Yerine atanan Prof. Dr. Sacit Adalı, 17 yıl boyunca bu görevini hakkıyla yerine getirdi.

Merhum Özal’ın ömrü vefa etseydi, görev süresinin sonuna kadar Anayasa Mahkemesi’ne yapacağı atamalarla mahkemenin dengesini değiştireceği konuşulurdu. Özal’dan sonra göreve gelen Demirel’in atadığı 1 üyeyi saymazsak asıl dengeleri, Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer tarafından atanan 8 üye değiştirdi. Sezer, 10 yıl boyunca görev yaptığı Anayasa Mahkemesi başkanlığından Cumhurbaşkanlığı’na geçiş yapmıştı.

AKP’nin Ak Parti olduğu dönemlerde attığı her adım, CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındı ve engellendi. Bu yüzden Erdoğan için Anayasa Mahkemesi, fethedilmesi gereken en önemli kale oldu.

Şimdilerde Anayasa Mahkemesi’nin yapısı şöyle:

Sezer döneminde atanan 1 üye, bu yılın sonunda yaş haddinden ayrılıyor. Geri kalan 15 üyenin 6’sı Abdullah Gül, 6’sı Erdoğan, 3’ü de TBMM tarafından atanmış. Yani bu yıl sonundan itibaren Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamı AKP iktidarı döneminde atanmış olacak.

Ne var ki Erdoğan için Gül tarafından atanmış üyeler hep sorun olarak görüldü. Bu yüzden her fırsatta mahkemeyi hedef alan açıklamalar yapmaktan çekinmedi.

MİT tırları haberleri nedeniyle hapse atılan Cumhuriyet Gazetesi yayın yönetmeni Can Dündar’ın başvurusu hakkında 3’e karşı 12 oyla ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi’nin, karşı oy veren 3 üyesinden 1’inin Erdoğan tarafından diğer 2’sinin AKP’nin çoğunlukta olduğu TBMM tarafından seçildiğini, bilmem söylemeye gerek var mı?

Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar kararına “uymuyorum, saygı da duymuyorum” dedikten sonra mahkemeye 5 yeni üye daha atadı. Sezer’in atadığı üye bu yıl sonunda emekli olacak. Gül tarafından atanan üyeler ise uzun süre daha görevde. Örneğin, Abdullah Gül tarafından atanan mevcut başkan Zühtü Arslan 2024’e, yine Gül tarafından atanan Engin Yıldırım 2031’e kadar görevde kalacak.

En son örnek, geçen hafta CHP’nin infaz yasasını iptal talebini reddeden Anayasa Mahkemesi kararına 6 üye şerh düştü. 6 üyeden 4’ünün Gül tarafından atanmış olması da önemli bir gösterge.

Bu durum Erdoğan’ın uykularını kaçırıyor. Bu yüzden bu isimler iktidarın hedefinde.

ERDOĞAN KENDİSİNDEN SONRASINA HAZIRLIK YAPIYOR

Önceki yazıda detaylarını ele almıştım, Erdoğan döneminde Anayasa Mahkemesi tarafından sonuçlandırılan yaklaşık 220 bin bireysel başvurudan iktidarı rahatsız eden karar sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Erdoğan ve çevresinin böylesine uyumlu bir mahkemeyi hedefe koymasının bir nedeni olmalı. Bu nedenin Erdoğan sonrasına hazırlık olduğunu düşünüyorum.

Eğer bir daha seçim olursa, Erdoğan’ın kaybetme ihtimali her geçen gün artıyor. Eğer seçimi kaybeder de muhalefete düşerse mevcut Anayasa Mahkemesi’nin yapısı sonraki iktidarın elini kolunu bağlayacaktır. AKP’nin ilk yıllarındaki gibi iktidarın alacağı her karar muhalefetin hoşuna gitmiyorsa eğer, Erdoğan’ın dizayn ettiği Anayasa Mahkemesi duvarına çarpıp darmadağın olacaktır.

İkinci ve daha önemli nedene gelince…

Erdoğan iktidardan düştüğü an yargılanacağından adı gibi emin. Sadece kendisini değil, aile efradı başta olmak üzere yakın çevresini ya sürgün ya da hapishanenin beklediğinin farkında.

Peki bir Cumhurbaşkanını kim yargılayabilir?

Mevcut Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, yardımcısı, bakanlar, yüksek mahkeme üyeleri ve kuvvet komutanları görevleriyle ilgili işledikleri suçlar yüzünden Yüce Divan’da yargılanır. Yüce Divan ise Anayasa Mahkemesi oluyor.

Bütün üyeleri Erdoğan tarafından atanmış bir mahkemenin üyeleri kendilerini atayan şahsa karşı vefasızlık gösterirler mi? Onu da zaman gösterecek. Bekleyip göreceğiz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin