Amerika-Türkiye hattında ‘organize işler’

HABER-ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN

Haberi gördüğümde “Nasıl yani?” dedim. 

İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, Sezgin Baran Korkmaz’a ait SBK Holding’in tüm mal varlığına el koymuştu.

Şaşırmamak mümkün değildi çünkü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın has dairesindeki iş adamlarından birinin tüm mal varlığına, hem de “siyasetin köpeği” haline gelen yargı el konuyordu.

Çok geçmeden şüphelerimi büyüten ikinci ve büyük hamle geldi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı acil bir talimat yazıp mahkemenin el koyduğu şirketlerin sahiplerine ait banka hesaplarını serbest bıraktı.

SIRADIŞI BİR HİKAYE: YENİ ZARRAB MI? 

Önce olayın kahramanı olan Sezgin Baran Korkmaz’ın hikayesine bakalım. 

Türkiye kamuoyu Sezgin Baran Korkmaz ismini 2018 Ağustos ayında magazin basınından duydu.

Haberlere göre 30 milyon dolarlık ultra lüks yatı ‘Queen Anne’ ile Bodrum Cennet Koyu’na yanaşan Korkmaz halk plajında bulunanlara ayran ve lahmacun dağıtmıştı. 

“Gizemli işadamı” bir anda manşetlere çıktı. 

Haberlere göre hayırsever iş adamı bir yıl önce de İstanbul’da bir semt pazarını satın alıp halka bedava sebze meyve dağıtmıştı.

Korkmaz üst üste röportajlar verip olağanüstü başarısının sırrını anlattı.

Kars Digor’dan çıktığını, ayakkabı boyayarak kariyerine başladığını, 1997 yılında liseyi bitirdiğinde kendi şirketine sahip olduğunu, bugün 6 binden fazla çalışanı ile Türkiye’nin en büyük 5 grubundan birisi haline geldiğini anlatıyordu.

Bir anda sadece sosyal medya değil konvansiyonel medya da Korkmaz’ın ‘başarı hikayeleri’ ile doldu. Sabah ve Hürriyet başta olmak üzere Havuz medyası Korkmaz’ın hikayesini çok sevmişti

Türk medyasından kimse Korkmaz’ın hikayesindeki en önemli soruyu, yani paranın kaynağını sormuyordu. Ancak ABD’de başlayan yargılamalar eksik kareyi tamamladı. 

Sezgin Baran Korkmaz’ın adı ABD’de görülmeye başlayan kara para yargılamalarında da geçiyordu artık.

İlk haber 29 Eylül 2017’de Amerikan medyasında çıktı. 

Haberlere göre “ABD’de Türk işadamı Ekim Alptekin’e Gülen’in iadesi için komplo kurmak” suçlaması yapılmıştı.

Erdoğan rejiminin ABD’deki operatif isimlerinden olan Ekim Alptekin FBI’a yalan söylemekle suçlanıyordu. Ortağı Bijan Rafiekian da Türkiye hükümeti adına Fethullah Gülen’in iadesi için komplo kurmakla suçlanıyordu.

Konumuz bu dosya olmadığı için merak edenlere daha önce yazdığım, ‘Türkiye Gülen’le 15 Temmuz ilişkisine dair delil sunamamış’ başlıklı yazıyı öneriyorum.

Ekim Alptekin ve ilişkileri başlı başına yazı konusu ama Sezgin Baran Korkmaz ile olan ilişkisi özellikle ilginç. 

Ekim Alptekin Erdoğan ile tamamen zıt bir dünya görüşüne sahip olmasına rağmen AKP ile sıkı ilişkiler kurdu ve Türk Amerikan İş Konseyi’nin başkanlığına getirildi.

ABD medyasına yansıyan verilere göre Mayıs 2017’de Washington Trump Otel’de yapılan toplantının iki platin sponsorundan birisi Sezgin Baran Korkmaz’dı. 

Konferansın konuşmacılarından birisi olan Korkmaz iş hayatında yakaladığı başarıda Ekim Alptekin’in büyük katkısı olduğunu anlattı. 

Yine ABD medyasında yer alan detaylara göre iki işadamı 2016 Eylül’ünde Manhattan’daki Harvard Club’da özel bir toplantıya katıldılar.

Bu tarihe dikkat etmenizde fayda var. 

Çünkü Wall Street Journal’de yer alan bir habere göre aynı günlerde Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ile AKP’li bakanlar Mevlüt Çavuşoğlu ve Berat Albayrak bir araya gelip Fethullah Gülen’in Türkiye’ye kaçırılmasını konuştu. Haberlere göre bu plan eski CIA başkanı James Woolsey ile de tartışıldı

Erdoğan rejiminin ABD’deki uzantıları ve onların da Beyaz Saray’a uzanan ilişkilerine dair ‘Binbir Gece Masalları: Amerikalılar da büyük resmi gördü’ başlıklı yazımı okumadıysanız bu yazıya devam etmeden ona bir bakmanızda fayda var.

Çünkü ‘büyük resmi’ görmek için Ekim Alptekin, Sezgin Baran Korkmaz, Azeri milyarder Mubariz Mansimov ve onların ABD kanadındaki bağlantılarını bilmek şart.

‘İZİ KAYBETTİRİLECEK PARALAR’ TÜRKİYE’YE AKIYOR

Olayın Sezgin Baran Korkmaz ve AKP hükümeti ile ilişkisi ise şöyle: 

Utah eyaletinin başkenti Salt Lake City’de görülen mahkemede ortaya çıkan verilere göre Mormon tarikatı mensubu Kingston Kardeşler ABD hazinesini dolandırdı ve bu paranın 150 milyon dolarını Türkiye’ye transfer etti. 

Paranın transfer edildiği yer ise Sezgin Baran Korkmaz’ın şirketi SBK Holding.

İddianameye göre dolandırıcılık sistemi şöyle kuruldu: Jacob ve Isaiah Kingston kardeşler Washakie Renewable Energy isimli şirketleri ile yenilenebilir enerji ürettikleri iddiasıyla teşvik aldılar

Ancak gerçekte üretilen bir enerji yoktu. 

Sahte evraklarla üretilmiş gösterilen biodizel için ABD hazinesinden milyonlarca dolar teşvik alan şirket bu parayı 2014-2018 yılları arasında çeşitli yollarla aklıyor. SBK Holding ise paraların Türkiye’de aktarıldığı şirket. 

Mahkeme evraklarında onlarca isim ve şirket var.

İzini kaybettirmek istedikleri paraları karmaşık yöntemlerle Türkiye’ye, SBK Holding’e aktarıyorlar. 

Korkmaz ise Türkiye’de sıkıntı yaşayan şirketleri satın alıyor. 

ÇETE ERDOĞAN’LA BULUŞUYOR 

SBK’nın satın almaları baş döndürücü hızla sürerken önemli bir gelişme oldu.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, 2016 Eylül’ünde bir basın bildirisiyle Kingston Kardeşler’in SBK aracılığıyla Türkiye’de 450 milyon dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. 

Bu açıklamadan bir yıl sonra ise Cumhurbaşkanı Erdoğan Kingston Kardeşlerle New York’ta buluştu.

2017 Eylül ayında Birleşmiş Milletler toplantıları için New York’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Korkmaz ve Jacop Kingston’la toplantı yaptı.

Toplantıya Korkmaz ve Kingston Kardeşlerin Türkiye’de kurdukları Mega Varlık’ın başkanı Çağlar Şendil de katıldı. 

Bu görüşmeden sonra Kingston Kardeşler soluğu Türkiye’de aldı. Ankara’da üst düzey isimlerle toplantılar yapan Kingstonlar DEİK Başkanı Nail Opak ile de bir araya geldi. 

Medyaya yansıyan haberlere göre toplantıda Washakie Renewable Energy şirketinin Türkiye’de yapacağı yatırımlar değerlendirildi. 

Ardından SBK Holding’in satın alma furyası başladı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2017 Eylülünde New York’ta Sezgin Baran Korkmaz ve Kingston Kardeşler ile buluştu. Bu buluşma Türkiye’ye gelecek yabancı yatırımcılarla Erdoğan’ın toplantısı olarak lanse edildi. Ancak Baran’ın ABD’li ortakları kara para aklama davasından tutuklanıp itirafçı oldu. Erdoğan geçtiğimiz günlerde mahkemeye başvurup bu fotoğrafların silinmesi kararı aldırdı.

Öyle ki değeri on milyonlarca doları bulan şirketler çok kolay el değiştiriyordu.

Bora Jet bunlardan birisiydi. 

Yine Türkiye’nin ilaç devi Münir Şahin İlaç ya da sigorta devi Unico Sigorta gibi şirketler bir bir SBK’nın bünyesine geçti. Medyaya yansıyan haberlere göre SBK, 82 milyon dolara Silcolux Investment’i satın aldı. 

Gazetelerin ekonomi sayfaları SBK’nın yatırım haberleriyle dolarken Baran Korkmaz hayırsever işadamı imajına da yatırım yaptı. Okullar yaptıran, Suriyeli mültecilere yüklü bağışta bulunan Korkmaz ‘Robin Hood’ olarak tanıtıldı.

Tekrar ABD’deki iddianameye dönelim.

Korkmaz’ın Kingston Kardeşler ile kurduğu sistemde elde edilen yarım milyar doların 150 milyon doları Türkiye’ye SBK Holding’e aktarılıyor.

Yine iddianameye göre burada amaç paraların izini kaybettirmek.

SBK’ya aktarılan paraların bir kısmı ise Ermeni asıllı Amerikan vatandaşı Levon Termendzhyan’a geri dönüyor. Levon Aslan Dermen olarak ismini değiştiren Termendzhyan, SBK ile Kingston Kardeşler arasındaki anlaşmanın mimarı.

Aynı zamanda Erdoğan’ın yakın işadamlarından Azeri milyarder Mübariz Mansimov’un ortaklarından.

Bazılarına göre Levon Aslan Dermen’in yeraltı dünyası ile ilişkileri işadamı kimliğinin çok ötesinde. 

Bu arada şu hatırlatmayı tekrar yapayım: Kingston Kardeşler mahkemede savcıyla işbirliğine gidip tüm para transferleri, ilişkileri ve kurulan sisteme dair bilgileri paylaşmıştı. 

ABD Hazinesi’ni 500 milyon dolar dolandırdıkları iddia edilen Kingston Kardeşlere 30’ar yıl, Levon Aslan Dermen’e ise 130 yıl hapis cezası verildi.

Utah’daki duruşmaya dair haberler Hürriyet’in web sitesinden kaldırıldı. Bugün sadece SBK lehine haberlere ulaşılabiliyor.

Özetle İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi’nin el koyma kararının arkasında Utah’taki bu yargılama var. 

BİR YANDAN EL KOY ÖBÜR YANDAN SERBEST BIRAK 

Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere.

Türk medyası SBK’nın atılımlarını konuşuyorken İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği SBK’nın tüm mal varlıklarına el koydu. 

Üstelik karar jet hızıyla alındı. 

Çünkü İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın mahkemeye gönderdiği evrakın tarihi 30 Eylül 2020. 

Sulh Ceza Hakimi Furkan Bilgehan Ertem aynı gün el koyma kararını veriyor. Hakim Ertem İzmir Barosu’na bağlı avukatlardan ve sonradan hakimliğe geçmiş. Meslektaşlarının anlattığına göre Erdoğan-Bahçeli ittifakının ruhuna uygun bir portresi var

Erdoğan’ın yakın çevresindeki bir şirket için bu kararı vermesi büyük bir sürpriz olarak görülürken asıl şok gelişme daha sonra yaşandı.

Mahkeme Sezgin Baran Korkmaz dahil 13 kişinin tüm mal varlıklarına el koydu ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 6 Ekim’de yeni bir adım atarak mahkeme kararıyla şirketlerine el konan kişilerin banka hesapları üzerindeki tedbiri kaldırdı. 

Bu sıradışı karar şüpheleri daha da büyüttü.

Çünkü Sezgin Baran Korkmaz Erdoğan ile yakın ilişkileri olan hatta ABD’de rejim adına işler çeviren birisi. Erdoğan ile görüşmelerine dair fotoğraflar her yerde boy boy yayınlandı.

Günümüz Türkiye’sinde bir hakim Erdoğan’ın yakın halkasında olan birinin tüm şirketlerine pat diye el koyma kararı veremez.

Ancak ortada bir el koyma kararı var.

O zaman bu kararın ne anlama geldiğini analiz etmek gerekiyor.

Eğer SBK ve toplamda 13 kişinin tüm mal varlıklarına el koyma kararı bu şekilde kalsaydı Erdoğan’ın Korkmaz’ı ‘sattığı’ anlamına gelirdi.

Çünkü Utah’da devam eden mahkemenin ABD’den kaçırılan paralarla kurulan ya da satın alınan şirketlere el konulması talebi vardı. ABD açısından en ağır suçlardan birisi finansal suçlar. 

Dahası halkın parası çalınmışsa bu konu adeta kan davasına dönüyor. Üstelik sanıklar itirafçı olmuş ve savcıya tüm şebekeyi delilleriyle birlikte vermişler.

Yani ABD öyle ya da böyle bu parayı geri alacak. İstanbul’daki mahkeme el koyma kararını verse ve dosya orada kalsaydı Erdoğan’ın zoru görünce Korkmaz’ı feda ettiği düşünülebilirdi.

Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 6 Ekim tarihli ‘ivedi’ kararı soru işaretlerini büyüttü.

Çünkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Hasan Yılmaz imzalı talimat ile Korkmaz dahil 13 kişinin banka hesaplarını serbest bıraktırıyor. 

Bu adım hem hukuken hem siyaseten ilginç çünkü savcının mahkeme kararını re’sen iptal etmesi hali söz konusu.

Dahası bu uygulamanın benzeri yok. 

Kaldı ki mahkeme kararında belirtildiği üzere ‘5549 Sayılı Yasa’nın 17. maddesi ve CMK’nın 128.maddesine göre kuvvetli suç şüphesi bulunan haller’ denilerek el konulmuşken savcının bu kadar ağır bir tedbiri 4 gün sonra re’sen kaldırması görülmüş bir şey değil.

Dahası savcı Hasan Yılmaz kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim. Özellikle Cemaat’e yönelik operasyonlarda imzası olan, İstanbul Adliyesi’nde Erdoğan’a bağlılığı ile bilinen bir savcı. 

Baran Korkmaz’ın Erdoğan ailesinden fertlerle -özellikle medyada- yakın ilişkileri olduğu, Erdoğan’ın bazı ünlü avukatlarının Korkmaz’a da avukatlık yaptığı biliniyor. 

Baran Korkmaz’ın el koyma kararı sonrası gösterdiği rahatlık da şüpheleri büyütüyor.

Eğer savcının ilginç kararı olmasa Erdoğan her zaman olduğu gibi pis işlerini yaptırıp sıkışınca başından attı denecekti.

Ancak banka hesaplarının serbest bırakılması bu senaryoyu boşa çıkarıyor. Gelinen noktada SBK’nın zaten boşaltılmış olması muhtemel. Göstermelik olarak şirketlere el konulup ABD’ye “Bakın siz talep ettiniz biz de el koyduk, yargı kararlarına saygılıyız” dendi.

Kuvvetle muhtemel savcının Bankalar Birliği’ne gönderdiği yazının ortaya çıkması beklenmiyordu. 

Göstermelik olarak el konulan şirketlerinin sahiplerine ait banka hesaplarının serbest kalması “Buyrun kalan para üzerinde istediğiniz gibi oynayın” demek. 

Bu arada hatırlatalım: Sezgin Baran Korkmaz, SBK Holding’te tek sahip. 3 Ekim 2020’de İstanbulGerçeği.com isimli siteye verdiği röportajda “SBK Holding’te tek söz sahibi siz misiniz, ortaklarınız var mı?” sorusuna “Sadece benim” cevabını verdi. Yani şirket ayrı kişisel hesaplar ayrı söyleminin pratikte karşılığı yok.

Konuştuğum ekonomi ve yargı bürokratları bu durumun sıradışı olduğunda hemfikirler. Özellikle yargı camiasından isimler başsavcı vekili Hasan Yılmaz’ın Erdoğan’a yakınlığına dikkat çekiyorlar. 

İhtimal o ki, önümüzdeki günlerde şöyle bir tabloyla karşılaşacağız:

Türkiye ABD’ye “Bakın talep ettiniz SBK Holding’e ait tüm şirketlere [pratikte öyle olmamasına rağmen] el koyduk, siz de bizim taleplerimize aynı şekilde olumlu cevap verin” diyecek.

Buradaki kastın ne olduğu malum. 

Erdoğan rejimi başta Fethullah Gülen olmak üzere ABD’de bulunan Gülen Cemaati mensuplarının ‘kara para akladığı’ ve hesaplarına el konulması gerektiğini iddia ediyor. 

Şu aşamada benzeri taleplerin SBK örneğinden tekrar gündeme getirilmesi büyük ihtimal. 

ABD yönetimi Erdoğan böyle talep etti diye kendi soruşturma mekanizmalarını devre dışı bırakacak değil. Ancak SBK olayı Erdoğan rejiminin zihin yapısını göstermesi açısından özel bir örnek.

Bu hamur daha çok su götürecek, takipte kalmakta fayda var.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin