Amerika neyi oyluyor?

HABER ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN

Milyonlarca Amerikalı bugün sandık başına gidip ABD’nin yeni başkanını Temsilciler Meclisi’nin 435 ve Senato’nun 35 üyesini seçecek.

Ancak bugün yapılan seçim bunların çok ötesinde.

Öyle ki, bir çok uzman ve siyasi analiste göre Amerikan seçimleri demokrasi referandumuna dönüşmüş durumda.

Eğer mevcut başkan Donald Trump ipi göğüslerse sadece Amerika’da değil dünyanın geri kalanında da popülist ve otoriter yönetimler için ateşleyici etki yapacak.

Aksi olur, seçimi Demokrat aday Biden kazanırsa Amerika bir restorasyon sürecine girecek. Hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü gibi Trump tarafından yıpratılan alanlarda bir tamir politikası uygulamaya konacak.

Bu iki seçenek dışında birde kaos ihtimal daha var ki herkesin yüreğini ağzına getirmiş halde. Çünkü sandıktan karmaşa da çıkabilir.

Şöyle ki…

Malum olduğu üzere Covid-19 nedeniyle yaklaşık 100 milyon Amerikalı erken oy kullandı. Ya sandığa gitti ya da postayla oyunu attı.

Postayla oy kullananların büyük bir kısmı Demokrat. Çünkü Trump taraftarları hem Covid-19’u önemsemiyor hem de postayla oy kullanılmasının güvenli olmadığına inanıyorlar.

Dolayısıyla Trump destekçileri daha çok sandığa gidip oy kullanma eğiliminde ve bugün de öyle olacak. Akşam oylar sayılmaya başlandığı zaman Trump’ın önde çıkması neredeyse kesin gibi. Ancak postayla gelen oylar sayıldığı zaman tablo değişebilir.

İşte kaos senaryosu burada devreye giriyor. New York Times’ın kulis haberine göre başkan Trump erken zafer ilan edip seçimi kazandığını açıklayacak. Çoğu silahlı “Trump Ordusu”nun da bu aşamada sokaklara çıkıp zafer turu atması bekleniyor.

Buna karşı Demokratlar’ın da karşı protesto yapması halinde sokaklarda çatışmaların yaşanmasından endişe ediliyor.

Nitekim günlerdir Washington DC başta olmak üzere ülkenin her yerinde işyerleri camlarını tahtalarla kapatıyor. Bazı işyerleri bugün için çalışanlarına izin verirken bazıları da hafta boyunca personelini izne çıkardı.

Bazı eyaletler olay çıkması ihtimaline karşı ulusal muhafızları devreye sokmayı planlıyor.

Eğer adaylardan birisi ezici bir farkla zafer ilan edemezse sonrası daha büyük kaos demek. Çünkü 21 eyaletteki mevcut yasalara göre adaylar arasındaki fark yüzde 1’in altındaysa oylar yeniden sayılacak.

Tarafların olayı mahkemeye taşımasıyla işler daha da karmaşık hale gelecek. Hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler avukat ordusu kurdu.

Yani koas bekleyenlerin endişeleri çok da boş değil.

Bütün bu karamsar senaryoları boşa çıkaracak şey ise şu: Florida ve Pensilvanya’da Biden ipi göğüslerse diğer eyaletlerin sonuçları gelmeden de seçimin galiba ortaya çıkar.

Bu da ABD saatiyle gece yarısını bulmadan seçimin sonuçlanması demek. Aksi olursa seçim sonucunun belirlenmesi günler, hatta haftalar alabilir.

Tekrar ilk maddeye dönelim; yani seçimin referanduma dönüşmesine.

Trump gerçekten de beklendiği gibi sıradışı bir başkanlık yaptı. Daha ilk günden medyayla kavga etti. Basın özgürlüğüne saldırdı. Yalan söylemekten çekinmedi.

Mesela Washington Post’un araştırmasına göre 20 bin ayrı yalan söyledi.

Öyle ki medya kurumlarının “fact checking” (bilgi doğrulama) bölümleri her daim fazla mesai yapmak zorunda kaldı.

Trump yerleşik kurumları alt üst etti.

Kampanya ekibinden bir düzine isim yargılandı; ya suçlu bulundu ya da yargı sürecinde. Popülizm adına demokratik kurumları aşındırmaktan geri durmadı.

Artık Amerika’nın dünyanın başka ülkelerine demokrasi, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı konularında söz söyleyecek hali kalmadı.

Listeyi uzatmak mümkün.

Eğer bugünkü seçimlerden Trump galip çıkarsa popülizm daha da güçlenecek ve demokrasi dünyanın her yanında gerilemeye devam edecek. Aksi olursa bir tamir süreci başlayacak. Ancak şunu unutmamak lazım, Trump’ın seçimi kaybetmesi “Trumpizm”in biteceği anlamına gelmiyor.

Özetle bugünkü seçim ABD Başkanını seçmenin çok ötesinde anlamlar içeriyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin