İyi Parti lideri Akşener, Ankara’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in katilleri ve cinayetle ilgisi olanların cezalandırılacağına ilişkin sözünü yineledi. Akşener, “Katillerini biz bulacağız. Emir vereni de verenleri de planlayanları da bu dümeni yapanları da bulacağız ve cezalandıracağız.” ifadelerini kullandı.
Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AKP’deki 6284 krizi, 14 Mayıs seçimleri, iktidar politikaları gibi pek çok başlık hakkında konuştu. Meral Akşener’in açıklamalarından önemli bölümler şöyle:
MİLLETİ FELAKETE, ÖLÜME, YOKSULLUĞA ALIŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR
Eskiden, çözemediklerini yönetmeye çalışıyorlardı. Artık, onu bile yapamıyorlar. Onun için de bizi, beceriksizliklerinin, iş bilmezliklerinin sonuçlarına alıştırmaya çalışıyorlar. Enflasyona alıştırmaya çalışıyorlar… Açlığa alıştırmaya çalışıyorlar… Yokluğa alıştırmaya çalışıyorlar… Acıya alıştırmaya çalışıyorlar… Felaketlere alıştırmaya çalışıyorlar…
Hatta, tarihi boyunca, ölüme meydan okumuş, bu kahraman milleti ölüme bile alıştırmaya çalışıyorlar… Hayır, alışmayacağız! Dertlere alışmak zorunda değiliz. Zorluklara alışmak zorunda değiliz. Acılara alışmak zorunda değiliz.
‘AK Parti’de adamın yoksa, kadroya giremezsin’ diyorlar. ‘AK Parti’de adamın yoksa, yardım bekleyemezsin’ diyorlar. ‘AK Parti’de adamın yoksa, çadır bile bulamazsın’ diyorlar. Öyle mi? Hadi oradan be! Hadi oradan!
DEPREM OLUYOR YETİŞEMYORLAR
Ülkemizde hiç ama hiç kimse bu çarpık düzene alışmak zorunda değil. Bu vasatlığa, bu çürümüşlüğe, alışmak zorunda değil! Bu adaletsizliğe, bu haksızlığa ve bu vicdansızlığa, alışmak zorunda değil. Çünkü bu ülkenin insanları; ahlaksızlık, yolsuzluk değil, çalmayan çaldırmayan siyasetçiler istiyor. Bu ülkenin çocukları; yokluk değil, bolluk istiyor. Bu ülkenin gençleri; baskı değil, özgürce yaşamak istiyor. Bu ülkenin kadınları; ölmeyi değil, yaşamayı istiyor.
Bu iktidarın yalanlarının, ortaya saçılmadığı, tek bir afet hatırlıyor musunuz? Yangın oluyor, söndüremiyorlar. Deprem oluyor, yetişemiyorlar. Sel oluyor, canlarımızı kurtaramıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? İnsanlarımız okyanusta boğulmuyor. 2023 yılında, insanlarımız alt geçitte boğuluyor. Böyle bir rezalet olabilir mi?
Çünkü; bilime, akla, ahlaka ve kurallara düşmanlar. Çünkü; ne iş yapıyorlarsa sahte, ne iş yapıyorlarsa göstermelik, ne iş yapıyorlarsa, günü kurtarmak için yapıyorlar. Çünkü; bütün projeler, bütün yatırımlar, bütün işler, bunların gözünde, birer rant ve yolsuzluk fırsatı…
BUNA DA ŞÜKÜR; ÇADIRI BİZ BULDUK DA DİYEBLİRLERDİ!
Depremden sonra yaralarımız hâlâ tazeyken; insanlarımız hâlâ, psikolojik olarak yıkılmış durumdayken ve üzerine bir de, sel felaketi yaşanmışken; bu ülkenin, Tarım ve Orman Bakanı çıktı ve ne dedi biliyor musunuz? ‘Sel 15 canımızı aldı. Ama toprak da suya kavuştu.’
Ondan feyz almış olsa gerek, Şanlıurfa Belediye Başkanı da çıktı ve dedi ki; ‘Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok.’ Yahu bu nasıl bir şuursuzluktur? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir utanmazlıktır? Yuh olsun, yazıklar olsun.
Sayın Erdoğan’ı kılavuz bilenlerin bu çamurda debelenmelerine, elbette şaşırmıyoruz. Biliyorsunuz kendisi de her sıkıştığında, ‘kader’ diyerek, ‘şükür’ diyerek, kendi beceriksizliğini, örtmeye çalışıyor. Afet ve felaketlerde, makamının gereğini yapıp, sorumluluk almak yerine sürekli olarak, saçma sapan açıklamalara sığınıyor.
ERDOĞAN’A: ALLAH AKIL FİKİR VERSİN
Nitekim, bu hafta da yine, bunun bir örneğini yaşadık. Hiç utanmadan, zerre sıkılmadan, dedi ki; ‘Geçmişten bugüne, bu işi masaya yatırdığımızda, çadırda bile kalite neydi? Bugün çadırda geldiğimiz kalite ne? Bunu bile yeterli görmüyoruz. İnşallah çadırlarda, bundan sonra, çok daha farklı adımlar atacağız.’
Üstelik bunu; depremin, 7’nci gününde bile, hâlâ çadır bekleyen aileler varken dedi. Üstelik bunu; bugün bile çadır isteyen insanlarımız varken dedi. Üstelik bunu; kendi dükkanlarına çevirdikleri Kızılay’ın çadır stoklayıp, tüccarlığa soyunduğu rezaleti gün gibi ortadayken söyledi. Ama buna da şükür. ‘Çadırı biz bulduk. Bizden önce çadır mı vardı?’ da diyebilirdi… Şaşır mıydık, şaşırmazdık. Ne diyelim? Allah akıl, fikir, izan versin.
ERDOĞAN’A TEPKİ: SİRK DEĞİL, DEVLET YÖNETİYORSUNUZ
Bak Sayın Erdoğan; artık yeter. Daha önce söyledim, bir kez daha söylüyorum. Sirk yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz, devlet. Bu millet artık bıktı, usandı! Zaten şunun şurasında da sadece 53 gününüz kaldı. 21 yıl boyunca; insanlarımızı zaten, yeterince yaraladınız. Beceriksizliğinizle, bu millete zaten, çok şey kaybettirdiniz. Şuursuzluğunuzla zaten, sabrımızı taşırdınız ve şükürler olsun ki, nihayet, 21 yıllık zulümden kurtuluşa, sadece 53 gün kaldı.
Hiç merak etmeyin; 54’üncü günün şafağını; milletimizle birlikte selamlayacağız. Milletimizle birlikte kazanacağız. Milletimizle birlikte, tarih yazacağız. Sinan Ateş’in katillerini biz bulacağız. Emir vereni de verenleri de planlayanları da bu dümeni yapanları da bulacağız ve cezalandıracağız.
