Akşener: Efendimizin yolundan saptıklarından beri iktidarları dikiş tutmuyor, kadroları iflah olmuyor

AKP iktidarı sayesinde kısa sürede zenginleşen AKP Büro personeli Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks otomobilde kokain çekmesiyle ilgili görüntülerin ortaya çıkmasını değerlendiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ‘‘Son üç ayda; arabasında, 100 kilo eroin ile yakalanan, eski büyükelçilik basın müşaviri, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nde yolsuzluktan tutuklanıp, evinde, on milyon bulunan daire başkanı derken, her geçen gün, “Asım’ın neslini yaratacağız.” diyerek iktidara gelenlerin, düştükleri hazin durumun, yeni örneklerine şahit oluyoruz.’’ İfadelerini kullandı.

Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına da sert tepki gösteren Akşener, “Sözleşme hala geçerlidir” ifadelerini kullandı. Akşener konuşmasında Kürşat Ayvatoğlu gündemine de değinerek “Ahlak, erdem ve doğruluk Ak Parti Genel Merkezi’nin kapısından giremiyor.” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Akşener, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını eleştirerek, “Herkes bilsin ki, o sözleşme hala geçerlidir.” dedi.

Akşener, Berat Albayrak’ın geri döneceği iddiaları ile ilgili ise “Bu aralar, 7’den 70’e herkeste bir tedirginlik var; “Eyvah, yoksa damat geri mi dönüyor?” sorusu, her mecrada dillendirilmeye başlandı… İki buçuk yıl boyunca bu kürsüden, Damat Bakan’ın ekonomiyi yönetemeyeceğini anlattım. Başarısızlıklarla dolu 2 buçuk yılın sonunda, nihayet bu hatadan dönüldü. Öyle başarısız bir 2 buçuk yıl geçti ki. Bugün biri, Damat Bakan ile ekonomi kavramını, aynı cümle içinde kullansa, dolar fırlıyor. Kendisinin ekonomi yönetimi kariyerinde; hazinenin 128 milyar dolarlık rezervi erimiş, Türk Lirası pula dönmüş, İşsizlik artmış, faiz artmış, enflasyon artmışken; Bu işi beceremediğini, defalarca kanıtlamış bir insanın, tekrar bu konularla anılmasını bile, son derece saçma ve sakıncalı buluyorum,” ifadelerini kullandı.

Akşener şöyle devam etti:

“Ama maalesef, Sayın Erdoğan, saçmalama konusunda, çıtayı uzaya çıkardığından, maalesef kesin konuşamıyorum… Mesela, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” cümlesi hala dillendiriliyor. Gelin birlikte hatırlayalım; Sayın Erdoğan bu müthiş doktrinini, ilk kez ortaya attığında, dolar 2 liraydı. Enflasyon, tek haneliydi. Faizler de, yüzde 6’ydı. Şimdi geldiğimiz durumda ise, Faiz, yüzde 19. Dolar, neredeyse 8 buçuk lira. Enflasyonu tutabilene aşk olsun.

”MADEM YENİ BAŞKAN, FAİZ DÜŞÜRMEYECEKTİ, O ZAMAN, SAYIN AĞBAL’I NEDEN GÖREVDEN ALDIN?”

Sayın Erdoğan; Kurumlar ve kurumsal değerlerle oynayarak, devlet yönetilmez. 6 ayda bir Merkez Bankası Başkanı değiştirerek, ekonomi yönetilmez. Merkez Bankası Başkanı’nın bir gece kararnamesiyle görevden alındığı bir ülkede, istikrardan bahsedemezsin. Eski başkan Sayın Ağbal’ı, faizleri artırdığı için görevden aldın değil mi? En azından, kamuoyuna böyle yansımasına izin verdin. Ama nedense, yeni gelen başkanın ilk beyanatı, yüksek faiz politikasını, sürdürmekten yana oldu. Ben de şimdi doğal olarak, sormak istiyorum: Madem yeni başkan, faiz düşürmeyecekti, o zaman, Sayın Ağbal’ı neden görevden aldın? Bu gece yarısı operasyonu sonucunda, Türk Lirası dolar karşısında yüzde 15’e yakın değer kaybetti. Madem yeni başkan, aynı politikaları sürdürecekti, o zaman, neden bizi bir gecede yüzde 15 fakirleştirdin?

”BU GÜZEL MEMLEKET, BU HOYRAT VE ŞUURSUZ ANLAYIŞA KURBAN EDİLİYOR”

Dava arkadaşlarım; bu sorunun cevabı aslında basit. Görülüyor ki; Merkez Bankası Başkanı değişikliğinin gerekçesi, ekonomi değil. Milletin refahı, esnafın, çiftçinin sorunları hiç değil. Türkiye, AK Parti içindeki çekişmelere, siyasi hesaplaşmalara kurban ediliyor. Bu güzel memleket, bu hoyrat ve şuursuz anlayışa kurban ediliyor. Gece yarısı yapılan gizemli atamalarla, koskoca Türkiye’nin itibarı ayaklar altına alınıyor. Bu kendini bilmezliğin, ekonomide yarattığı tahribatın hesabını, kim verecek? Sadece kur artışından dolayı, kamunun borcu 225 milyar lira, özel sektörün borcu da 250 milyar lira arttı.

Liyakatsizliğin, keyfiyetin ve cehaletin, Türk ekonomisine, son 10 gündeki maliyeti, 500 milyar lirayı buldu. Dile kolay… Ayıptır günahtır. Bu millete yazık değil mi? Esnaflarımıza, çalışanlarımıza günah değil mi? Hiç mi utanmıyorsunuz? Yazıklar olsun hepinize! Aziz milletim;

Bu maliyeti, saray zenginleri ödemeyecek.

Bu maliyeti, üç beş yerden maaş alan kardeşler, yeğenler, kayınçolar ödemeyecek.

Bu maliyeti, o 5 müteahhit ve havuz medyası da ödemeyecek.

Bu maliyeti, çiftçilerimiz ödeyecek, esnaflarımız ödeyecek, sanayicilerimiz ödeyecek.

Bu maliyeti, emeklilerimiz ödeyecek, memurlarımız ödeyecek, çalışanlarımız ödeyecek.

Bu maliyeti, gençlerimiz ödeyecek, kadınlarımız ödeyecek.

Bu maliyeti, hepimiz ödeyeceğiz, bir tek onlar ödemeyecek…

Çünkü bu maliyet, bu ucube sistemin ve onun arkasındaki bu çarpık zihniyetin sonucudur.

”MERKEZ BANKASI ELEŞTİRİSİ”

Biz, İYİ Parti olarak, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını önemsiyoruz ve bunu her fırsatta vurguluyoruz. Merkez Bankası yönetiminin bağımsızlığı ve güvencesiyle ilgili olarak, yüce meclise bir de kanun teklifi verdik. Teklifimize göre, Merkez Bankası başkanları, beş yıl süreyle atanabilecek ve görev süresi dolmadan görevden alınamayacak. Çünkü, Cumhurbaşkanı’nın bir gece, rüyasında görüp, görevden alabildiği bir Merkez Bankası Başkanı’nın, görevini hakkıyla yapabilmesinden söz edemeyiz. O yüzden, süresinden önce görevden alınamamasını, hüküm altına alıp, görev güvencesi sağlıyoruz.

Ayrıca, Para Politikası Kurulu’nun üyelerinden birinin de, reel sektör temsilcisi olmasını sağlıyoruz. TOBB’un önereceği üç adaydan birinin, Cumhurbaşkanı tarafından, para politikası kuruluna atanması hükmünü getiriyoruz. Bu vesileyle, kanun teklifimize, başta, sözde reformsever AK Parti ve küçük ortağı olmak üzere, Meclisteki tüm partilerin desteğini bekliyoruz.

KÜRŞAT AYVATOĞLU YORUMU

Bu iktidarın Türkiye’ye verecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Çünkü milleti değil, koltuklarını dert ediyorlar. Çünkü vatandaşı değil, eşi dostu yandaşı zengin etmekle uğraşıyorlar. Çünkü Türkiye’nin değil, iktidarlarının geleceğini düşünüyorlar. Memleket sevgisi, millet davası, akıllarının ucundan geçmiyor. Ahlak, erdem ve doğruluk AK Parti Genel Merkezi’nin kapısından giremiyor.

Nitekim, “Güzel ahlakı tamamlamaya gönderildim.” buyuran, Efendimizin yolundan saptıklarından beri, iktidarları dikiş tutmuyor, kadroları iflah olmuyor.

”ASIM’IN NESLİNİ YARATACAĞIZ DİYEREK İKTİDARA GELENLERİN, DÜŞTÜKLERİ HAZİN DURUM”

Son üç ayda; arabasında, 100 kilo eroin ile yakalanan, eski büyükelçilik basın müşaviri, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nde yolsuzluktan tutuklanıp, evinde, on milyon bulunan daire başkanı derken, her geçen gün, “Asım’ın neslini yaratacağız.” diyerek iktidara gelenlerin, düştükleri hazin durumun, yeni örneklerine şahit oluyoruz. Hayatı, ahlakla arasına epey bir mesafe koymuş, büyüklerinden öğrenmiş bir genci, elbette linç edecek değilim. Benim meselem, kendini, bu çarpık zihniyete teslim etmiş bu gencimiz değil. Gençler yanlış yapabilir. Gençler nefislerine yenik düşebilir.

Benim meselem, o gencimiz de dahil, tüm gençlerimizi, bu zihniyetin yarattığı ahlak erozyonundan, koruyup kollamaktır. Benim meselem, hata yapan gençlerle değil, onları hak yolundan ayıran bu karanlık zihniyetledir. O gencimiz ne diyor; “Ak Parti’de görev alırsam, daha çok kazanmamın önü açılır diye düşündüm.” Ne kadar acı değil mi? “Çok çalışırsam, çabalarsam, emek verirsem, sonunda başarırım, helaliyle kazanırım.” değil, “Ak Parti’de görev alırsam, daha çok kazanırım.” Gençlerimizi böyle düşünmek zorunda bırakanlara, yazıklar olsun!

Dava arkadaşlarım; Gençlerimizi dolambaçlı yollara sokan bu karanlığı, sorgulamak zorundayız. O gençlerin, hayat zannettikleri, hak zannettikleri, bu maskeli baloyu, sorgulamak zorundayız. Bunların gençlerimize, doğru diye işaret ettikleri o yanlış düşünceler, kim bilir daha kaç gencimizi, büyük yanlışlara sürükledi? Bunları sorgulamak zorundayız. Ne diyordu Ahmed Arif?

Bunlar,

Engerekler ve çıyanlardır.

Bunlar,

Aşımıza, ekmeğimize, göz koyanlardır.

Tanı bunları, tanı da büyü…

***

Bu, namustur,

künyemize kazınmış.

Bu da sabır,

Ağulardan süzülmüş.

Sarıl bunlara, sarıl da büyü…”

Pırıl pırıl milyonlarca gencimiz, O sınav senin, bu sınav benim koştururken, Bir soluk masa lambasının altında, gece gündüz, göz nuruyla dirsek çürütürken, İş bulamadı diye, genç yaşında sağlığından olup, hayata küserken, Arını askıya asıp, kolay ve haram parayla caka satmayı, hakikat diye pazarlayan bu zihniyeti, sorgulamak zorundayız. Vicdan bunun neresinde? Ahlak bunun neresinde? Hak bunun neresinde? Sorgulamak zorundayız. Bu çarpık zihniyeti bu topraklardan silene kadar, yılmadan mücadele etmek zorundayız.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin