NECİP F. BAHADIR | YORUM
AKP dönemini özetleyen üç örnek olay not ettim. Üçü de hem şaşırtıcı hem de akıl ve vicdan sahipleri için ibretlerle dolu.
Polis bu kez sabahın köründe, kısaca ‘ROK’ diye bilinen Rasim Ozan Kütahyalı’nın kapısına dayandı. Adana’ya götürülen Kütahyalı’nın, iki yanında polisler ve elleri kelepçeli görüntüleri medyaya düştü. Tedirgin yüz ifadesiyle, “Yanlış anlaşılma var” dediği duyuldu.
Hakkındaki iddia ağır; bahis soruşturmasında “kasa” ve “kara para aklamakla” suçlanıyor. Hesabında on milyonlar… Kütahyalı’nın vukuatı çok, daha önce de ifade verdi. Fakat adliyenin diğer kapısından çıktı gitti. “AKP yandaşı” olduğu için bir dokunulmazlığı olduğuna inanılıyordu; son operasyon bu zırhı deldi sanki.
Kütahyalı yalnız kaldı, kimse ona sahip çıkmadı. Hiçbir dostunun olmadığı anlaşıldı; satan satana… Kemal Tahir boşuna, “Kurtlukta düşeni yemek kanundur.” dememiş.
Bu topraklarda düşmeyeceksin… Her yer “kurtlar sofrası”… Vaktiyle “Kurtlar Vadisi” dizisinin neden reyting rekorları kırdığının da izahı burada. Yakın arkadaşı Cem Küçük, “Gitmiş bir iş adamından para istemiş, benim de adımı vermiş. ‘Cem’e senin hakkında yazdırırım gibi’ ifadeler kullanmış. Ben de onun yüzünden sıkıntı çektim…” dedi. Küçük, Kütahyalı’yı eleştirirken bir gerçeği de ifşa etti: Demek ki iş adamlarından yazı karşılığı para istenebiliyormuş. Şaşırmadım ama Küçük’ün bunu rahatça ifşa etmesini anlamakta zorlandım. Önemli bir itiraf… Kütahyalı’nın nasıl biri olduğunun farkındayız elbette.
Bu kez işi zor görünüyor. AKP kendi çocuklarını yemeye başladı. AKP’nin altın çocuğu Habertürk’ten Mehmet Akif Ersoy kaç ay oldu tutuklanalı, içeride unutuldu gitti. Sıra Kütahyalı’da galiba…
Polise zorluk çıkarmış, direnmiş; o yüzden kelepçelenmiş. Telefonunun şifresini de polise vermemiş. Sakladığı bir şeyler mi var acaba? Temizlemeye fırsat bulamadı mı? Düştüğü duruma sevinmiyorum ama üzülmüyorum da izliyorum sadece…
İbretlik bir son!
Satış sırasına girenlerden biri de Şamil Tayyar’dı. Onun da dostluğu vardı. Meğer aralarına soğukluk girmiş. Yeni öğreniyoruz: “2010 yılında bana bir kazık attı. Onu düzelteceğini söyledi ama yapmadı. O günden sonra ilişkimiz mesafeli yürüdü.”
Tayyar, Küçük gibi ayrıntı vermedi. Acaba o kazık neydi? Yine para tura işleri miydi? 2010 dediğine göre başka bir mesele olması da mümkün. O tarihlerde ilişkilerin düzeyi gerek siyasi gerekse medya mensupları arasında daha farklıydı. Her iki isim de Ergenekon operasyonlarının yılmaz savunucusuydu.
Kütahyalı’nın yaşadığı son, kelimenin tam anlamıyla ibretlik. Acaba gözü açılır mı? Gerçeğe uyanır mı? İlkesizliğin, yandaşlığın felaket olduğunu idrak eder mi? Bir musibet bin nasihatten yeğdir. Belki aynaya bakar, nerede yanlış yaptığını sorgular… Etkin pişmanlıktan yararlanır mı, itirafçı olur mu?
Tahminim önce gözden ne denli çıkarıldığını görmek ister. Ankara’daki “hatırlı dostlarından” bir işaret bekler. Mehmet Akif Ersoy gibi yaşanmış dramatik bir örnek var önünde.
‘Fukara’ milletvekili eşi!
Diğer ibretlik olay, bir skandal aslında…
AKP Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy’un eşi Serap Hanım’ın, miras davasında harçtan muaf olmak için “fakirlik ilmühaberi” aldırdığını öğrendi ülke.
Bir iktidar milletvekili fakir olabilir mi? Haberi ilk okuduğumda inanmadım; çünkü hiçbir milletvekili bu duruma düşmez, böyle bir işlemin başına ne işler açacağını bilir. Altınsoy önce sessiz kaldı, iddiayı ne yalanladı ne teyit etti. Parti içinden de tepkiler gelmeye başlayınca kabullenmek zorunda kaldı. Saçma sapan gerekçeler öne sürdü ama özrü kabahatinden büyüktü.

AKP yönetimi “özrü” yeterli bulacak mı merak ediyorum. Bir şeyler yapar mı? En azından bir kınama ve kulağını çekme… Pek sanmıyorum. AKP nice yüz kızartıcı olayı ve skandalı sindirdi. Mide geniş, ne atarsan hazmediyor.
AKP’nin “utanma” duygusunu yitirdiğini bilmeyen yok. İtiraf da bizzat Meclis Grup Başkanvekili Özlem Zengin’den gelmişti: “Utanmıyoruz… Hatta gurur duyuyoruz.” Zihniyet bu. Şaşırtır mı? Belki, ama şu ana kadar partiden herhangi bir tepki yükselmedi.
CHP gençleri işi mizaha vurdu. İzahı olmayan şeyin mizahı olur; Aksaray’da yardım kampanyası başlattı: “Az çok demeyelim, boş geçmeyelim… Milletvekilimize yardım…”
Hüseyin Altınsoy tipik bir AKP’li siyasetçi profili… Vaktiyle Mehmet Altınsoy diye bir siyasetçi vardı. Gerçek devlet adamıydı. Osman Bölükbaşı’yla birlikte siyasete girdi, ANAP ve Refah Partisi’nde siyaset yaptı. Severdim Mehmet Altınsoy’u; yakın tarihin “sır küpü” gibiydi. Saatlerce anlatır, kendini dinletirdi. Umarım bir akrabalık bağı yoktur. Yoksa “fakir milletvekili” Hüseyin Altınsoy, soyadına da ihanet etmiş demektir.
Bir hakim ve torbacı sevgilisi; tuz kokmuş!
Son ibretlik olay en ağırı… İnsanın yazarken bile yüzünü kızartıyor. 33 yaşında kadın bir hâkim… AKP döneminde yargı camiasına katılmış ve kariyer basamaklarını hızla tırmanmış. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı… Lojmanda oturuyor. Uyuşturucu davalarına bakan bir hâkim… Medyaya yansıdı ama çok büyümedi. Her şey, hâkimin eski sevgilisi tarafından darp edildiği şikâyetiyle başladı. Sevgilisi, hâkim hanımı avukat sevgilisiyle bastı. Sonra uyuşturucu bağlantısı ve mesajları ortaya çıktı. Aynı zamanda torbacı olan taksici sevgilisiyle yaptığı telefon görüşme kayıtları, yüz kızartıcı olayın boyutlarını gözler önüne serdi. Ne denir buna? Tuz koktu mu? Tuz zaten kokmuştu.
İYİ Parti’den Turhan Çömez isyanında haksız mı: “Bunlar yola çıkarken kendilerine ‘Erdemliler Hareketi’ diyorlardı. Partilerinin adında hem ‘adalet’ hem de ‘kalkınma’ vardı. ÇDP olarak değiştirsinler adlarını… Çürümüş Düzen Partisi…”
Sonunda AKP Türkiye’sinde Türkiye bunu da gördü. Ülkenin bir “haşhaşi coğrafyasına” dönüştüğü ortadaydı. Bir yargı mensubu ve torbacı sevgilisi… 24 yılın sonunda ülkenin geldiği yer işte burası…
Örnekler tekil olabilir ama AKP’nin devri iktidarını özetlediğine şüphe yok. Bunlar kamuoyuna yansıyanlar… Üstü örtülemeyenler… Çuvala sığmayan mızraklar, kılıfını delip geçen minareler… Vaktiyle AKP’li Bülent Arınç, “Sodom, Gomore ve Cahiliye Dönemi toplumu” benzetmesi yapmıştı. AKP yönetimi hiç oralı olmadı. Manzara bu… İbretlerle dolu bir dönem…

Çürümüşlüğün hem müsebbibi, hem temsilcisi olabilmek kolay değil. Parti görünümlü hırsız çetesi AKP, ülkeyi kanserin vücudu çürüttüğü gibi çürüttü.