ENSAR NUR | TR724 STRAZBURG
Strazburg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gazeteci Tuncer Çetinkaya’nın başvurusuna ilişkin bugün açıkladığı kararında Türkiye’yi mahkum etti. AİHM, eski Zaman gazetesi ve Cihan Haber Ajansı çalışanı olan Çetinkaya’nın özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Türkiye, Çetinkaya’ya 16 bin 250 avro manevi tazminat ve 4 bin 406 avro başvuru gideri ödeyecek.
AİHM, gazeteci Tuncer Çetinkaya’nın 2017 yılında yapmış olduğu başvuruyu 9 yıl sonra sonuçlandırarak ihlal kararı verdi. 7 hakimli İkinci Daire, Çetinkaya’nın 26 Temmuz 2016’da tutuklanmasına gerekçe yapılan eylemlerin “makul şüphe” kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) özgürlük ve güvenlik hakkını güvence altına alan 5/1. ve 5/3. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, Tuncer Çetinkaya’nın ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine dair şikayetini de haklı buldu.
İkinci Daire’nin ihlal kararı 1’e karşı 6 oyla alındı. İhlal kararına, Türkiye hakimi Saadet Yüksel karşı oy kullandı.
AİHM: Makul şüphe yok
Tuncer Çetinkaya, sözde darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında 23 Temmuz’da gözaltına alınmış, 26 Temmuz 2016’da “cemaatin medya yapılanmasında yer aldığı” gerekçesiyle tutuklanmıştı. Tecrübeli gazeteci, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs” suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı.
Suçlamaların temelinde ise, evinde Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ait iki kitap bulunması, iki telsizi olması, Bank Asya’da hesabı olması, 2011 ve 2013’te iki kez ABD’ye gitmesi, sosyal medyada “Özgür basın susmaz”, “Herkes sussa Zaman susmaz” paylaşımları yapması ve Zaman ve Cihan’da çalışması gibi yasal eylemler yer almıştı. Mahkeme, Çetinkaya’nın bir haber yazısını da hükümeti eleştiren ifadeler içerdiği için tutuklama gerekçesi olarak değerlendirmişti.
Başvuruyu değerlendiren AİHM, Türkiye mahkemeleri tarafından tutuklama gerekçesi sayılan unsurların yasal eylemler olduğunu vurgulayarak “makul şüphe” kapsamında sayılamayacağına dikkat çekti. Strazburg mahkemesi, somut suç isnadı olmadan hiç kimse hakkında tutuklama kararı verilemeyeceğini Türkiye makamlarına bir kez daha hatırlattı.
Çetinkaya’nın tutukluluğuna ilişkin sunulan unsurların temel olarak gazetecilik faaliyetleri kapsamında yer aldığını belirten AİHM, tecrübeli gazetecinin ifade özgürlüğü hakkının da ihlal edildiğine karar verdi.
İşkenceye maruz kalmıştı
Çetinkaya, 24 Nisan 2018’de Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldıktan sonra sağlık durumu nedeniyle tahliye edilse de sağlık problemleri olmasına rağmen 2 yıla yakın cezaevinde tutulmuştu. Cezaevinde 5 ay boyunca ilaçları verilmeyen tecrübeli gazeteci, bu süreçte 30 kilo verdi ve böbreklerini büyük ölçüde kaybetmişti.
Tutuklu olduğu dönemde ameliyat olmak zorunda kalan Çetinkaya, ameliyattan sonra 10 saat boyunca çıplak biçimde gözetimsiz soğuk bir odada bir başına bırakılmıştı. Çetinkaya, özgürlüğüne kavuştuktan sonra başından geçenleri, “640 gün cezaevinde kaldım. Uzun aylar ilaçlarım verilmedi, doktora götürülmedim. Bu sebeple böbreklerimin ikisini kaybettim. Böbreklerim çalışmaz hale geldi. Cezaevinde ameliyat geçirdim. Başka hastalıklara da maruz kaldım.” sözleriyle anlatmıştı.
Meslek hayatının büyük bölümünde Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı ve Anadolu Ajansı’nda çalışan gazeteci Tuncer Çetinkaya, 2015 yılında Zaman gazetesinin Akdeniz bölge sorumluluğu görevinde bulunuyordu. 2016’nın mart ayında Zaman gazetesine kayyım atanmasının ardından istifa eden Çetinkaya, mesleğine tutuklandığı tarihe kadar Muhabir Ajans ve Bizim Antalya medya kurumlarında devam etmişti.
