AİHM’deki Işıl Karakaş’tan Süleyman Özışık’a giden yol

HABER-YORUM | M. AHMET KARABAY

Şu sıralar sosyal medya, Özışık kardeşlerden Süleyman Özışık’ın OHAL Komisyonunda kendi itirafıyla ortaya çıkan rolünü konuşuyor. Peki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanvekilliği yapan Prof. Işıl Karakaş ile Süleyman Özışık arasında ne ilişki olabilir diye soruyorsanız, cevabı için biraz sabretmelisiniz. 

Daha uzaklara gitmeden Türkiye’ye yaşatılan kontrollü darbe girişimi 15 Temmuz ile yeni girilen dönemden başlamak gerekiyor.

Darbe iddiasıyla 25 Temmuz 2016’da 133 bin dolayında insan kamudaki görevlerinden atıldı. Dahası bunların normal mahkemelerde hak arama yolları da fiilen engellenmiş oldu. 

Anayasa’nın 148. Madesinde, “Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir” hükmü yer alıyor. Bu hak kamuoyunda kısaca “bireysel başvuru hakkı” olarak biliniyor. 

AİHM, sürecin başında iç hukuk sisteminin bir parçası olarak kendilerinin de dava dosyalarına bakacağı yolunda bir kapı açtı. Mağdur insanların bireysel başvurularına Anayasa Mahkemesi’nin bakmasının çok uzun sürebileceğine dair bir gerekçe ortaya koydu.

AİHM BAŞVURULARINDA PATLAMA YAŞANDI

Önceki yıllarda Türkiye’den buraya gelen dosya sayısı yılda ortalama 3 bin dolayında idi. Türkiye’de hukukun askıya alınmaya başlamasından itibaren AİHM’e başvurular hızla artmaya başladı. 2015’te 8 bin 400’e, 2016’da ise 15 bin 800’e fırladı.

Bu patlama karşısında kilitlenme yaşayan AİHM, çare aramaya başlayınca, çözüm yolu Türk hakim Prof. Işıl Karakaş’tan geldi. O dönemde kamuoyuna yansıyan bilgiye göre, Işıl Karakaş, Ankara’ya bir komisyon kurulmasını ve bu komisyonun iç hukuk sistemine dahil edilmesini önerdi. 

Ankara, ‘insider trading’ şeklinde AİHM içinden gelen bu öneriye dört elle sarıldı. Önerilen komisyona “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu” ya da kısa adıyla OHAL Komisyonu denildi. Bu komisyonun nasıl oluşacağı, kimlerin görev yapacağı, işleyiş sürecine ilişkin bilgiler kerli ferli adamlar tarafından günlerce anlatıldı. 

Komisyonun çalışmalarına başlamasından hemen ardından Prof. Karakaş, 25 Ocak 2017’de Hürriyet Gazetesine, bir demeç verdi. 7 kişilik itiraz komisyonunun kurulmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren AİHM yargıcı, “Bizim için önemli olan iç hukukta yargı denetimine bağlı başvuru yolunun açılmasıdır” diyerek fikir analığı yaptığı komisyona övgüler dizdi. 

AİHM, hakkını uluslararası mahkemelerde arayan Erzurumlu KHK’lı öğretmen Gökhan Köksal’ın başvurusunu aynı yılın 12 Haziran’da reddetti. Gökhan Öğretmene, iç hukuk yollarını tüketmediği hatırlatıldı ve OHAL Komisyonu’nu adres gösterdi. Ret imzasında Türk üye Prof. Karakaş’ın da imzası vardı. 

Artık Türk üyenin yurt içinde kahraman yapılmasının zamanı gelmişti. Yandaş medyada, “Kocası da KHK’lı olan (Prof. Eser Karakaş) Prof. Işıl Karakaş, KHK’lılara AİHM kapısını kapattı” yolunda sayfa sayfa haberler yaptı. 

Oysa AİHM’in yaptığı pragmatik bir yaklaşımdı. Başvurular karşısında 47 hakimin görev yaptığı bu uluslararası mahkeme, çaresiz kalmış ve kendi durumunu rahatlatacak bir adım atmıştı. Tıpkı Avrupa’ya gelmek isteyen mültecilere Türkiye’yi bir duvar ülke konumuna koydukları gibi bu da hukuk açısından bir duvar örmekti.

ÖZIŞIK GİBİLERE BÖYLECE GÜN DOĞDU

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun medyadaki adamlarından biri olarak bilinen Süleyman Özışık’ın medyaya yeni yansıyan itirafı komisyonun nasıl çalıştığına ilişkin önemli bir itiraf niteliğinde. 

Özışık, “Süleyman Soylu’ya masum olduğuna inandığım binlerce insanın dosyasını götürdüm, görevlerine iade edildiler” ifadelerini kullanıyor. Hadi/Süleyman Özışık kardeşlerin “iç hukukun bir parçası” olduğunu bu itirafla öğrendik. 

Süleyman Özışık’ın da dahil olduğu bir kumpasla iş bitirici kardeşi Mehmet Özışık’ın, yasa dışı otel inşaatını mühürlediği gerekçesiyle Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’a nasıl kumpas kurduğunu geçtiğimiz yıllarda öğrenmiştik. Aynı başkana 15 kişinin sopalarla nasıl saldırdığının görüntüleri de geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıdı. 

Şimdi kumpasla para sızdırmak için bir belediye başkanına bunları yaptığı kamuoyunda konuşulan birinin, bir kişinin “masum olduğuna inanması” için neler yapması gerektiği konusunda ben bir fikir yürütmek istemiyorum. 

Bu çok konuşulan “FETÖ borsası”nın nasıl işlediğine ilişkin bir fikir veriyor olmalı. Belki de bu işleri yaparken, “İçişleri Bakanı arkamda” demek için mi yaptı diye de akla gelmiyor değil.

İşin başka bir vahim boyutu daha var. Aynı komisyon, hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” ve dahası beraat kararı bulunan binlerce insanı görevine iade etmedi. Acaba, OHAL Komisyonunun nazarında Süleyman Özışık’ın kanaati, bu kararları veren cumhuriyet savcısı ve ağır ceza mahkemesinin verdiği karardan daha mı üst düzeyde?

SOYLU VE GÜL’ÜN KONUŞMASI GEREKMİYOR MU?

Ortada çok açık bir tablo var. Süleyman Özışık’ın sözlerinin doğrudan muhatabı iki bakan var. Biri Özışık kardeşlerin hamisi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öteki hukuk mekanizmasının nasıl işlediğine dair iddiaların muhatabı olan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül

Muhtemelen Süleyman Özışık hakkında göstermelik bir suç duyurusunda bulunulacak. Adalet Bakanı Gül, OHAL Komisyonu’nun üzerinde Süleyman Soylu’nun elinin gezdiği iddialarına nasıl açıklık getirecek?

Komisyonun karara bağlandığı dosya sayısı bir süre önce 14 bin 72 diye açıklanmıştı. Özışık’ın “Binlerce dosyayı götürdüm” dediğine göre, bunların ne kadarı kendisinin elinden geçti acaba? Kendisi iç hukukun bir parçası olduğuna göre, bu rakamı açıklamasının bir sakıncası olmasa gerek.

2 YORUMLAR

  1. Selam
    Işıl Hanım ile ilgili zorlama bir yazı olmuş.
    Kusura bakmayın yaptığınız çok ayıp.
    AIHM nin duruş ve kararını ileten bir hakime bu tarz bir bağlama ile Özışık lara link yapılmaz.
    Kendi içinde çelişen bir yazı.
    Bu yazıyı yazan da yayınlayanlarda ne yaptığını bilmiyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin