AİHM kapalı kapılar ardında ne yapıyor?

YORUM | NEVİN ERDEM

İhraç hakim Kemal Karanfil, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin bir kararını paylaştı. Gerekçeli karar metninde, normal bir kararda görülmesi pek mümkün olmayan, şok edici bir olay anlatılıyor.

16 Nisan 2019 tarihli kararda, karara muhalefet şerhi yazan Yargıtay üyesi Yusuf Hakkı Doğan, Avrupa Konseyinde ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kullandığı iletişim sistemleri’ konusunda Yargıtay başkan ve üyeleri tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birimlerinde yapılan bir toplantıdan bahsediyor.

Yani AİHM’de, ByLock ile ilgili bir ‘ikna toplantısı’ yapılmış.

Bu hem Yargıtay açısından hem de AİHM açısından tam bir skandal!

Yargıtay üyeleri, Yargıtay’da görülmekte olan ya da görülmek için sıra bekleyen yüzbinlerce davadaki en önemli delil (sözde) olarak nitelendirdiği ByLock hakkında AİHM ile toplantı yapıyor.

Yargıtay bir yargı makamı ve tüketilmesi gereken iç hukuk yollarından birisi.

AİHM, kendisine yapılan başvurularda Yargıtay’ın denetim makamı.

Denetlenen denetleyeni ikna için toplantıya katılıyor.

“Ne var bunda canım?” demek için hukuk bilgisinden uzak ve çok saf olmak gerekir.

Zira Yargıtay ve AİHM idari makamlar değil, yargı makamları; oradaki kişiler de hakimler.

Hakimler taraflara dair delilleri bağımsız ve tarafsız bir şekilde değerlendirerek, hukuka ve vicdanlarına uygun karar verirler; kapalı kapılar ardında toplantılarla değil.

Hakimler kararlarıyla konuşurlar!

Siz hiç duydunuz mu bir ildeki hakimin yargılamasını yapmakta olduğu veya yapıp kararını verdiği bir dosyayla ilgili Yargıtay’a gidip, Yargıtay üyeleriyle kapalı kapılar ardında ikna toplantıları yaptığını?

Hakimler değil, dosyalar gider Yargıtay’a!

Hakimler kararlarıyla konuşurlar, karar öncesinde ve sonrasında susarlar!

Eğer bir hakim görülmekte olan bir davayla ilgili konuşmak için Yargıtay’a giderse, artık o hakim, bağımsızlığını ve tarafsızlığını, dolayısıyla hakimlik sıfatını kaybetmiştir.

Deliller dosyada olduğuna, en azından olmak zorunda olduğuna göre, niye gidiyor Yargıtay üyeleri AİHM’e?

Cevabı açık: İktidarın emriyle hazırladıkları içi boş yargılama dosyalarındaki hukuksuzlukları AİHM’e de onaylatmaya çalışıyorlar.  

Yargıtay üyelerinin AİHM’e dosyalarla ilgili ikna turları düzenlemeleri de Yargıtay üyelerinin bağımsız ve tarafsızlıklarını kaybettiklerini göstermeyecekse ne gösterecek?

Yargıtay siyasallaşmıştır, iktidarın emrindedir. Bu tespiti yapmak için 15 Temmuz sonrası Yargıtay üyelerinin seçilme yöntemlerine ve verdikleri hukuka açıkça aykırı kararlarına bakmak yeterli aslında.

Ancak, bu tür, yargı etiğiyle bağdaştırılması mümkün olmayan uygulamaların ortaya çıkması, fotoğrafı biraz daha netleştiriyor.

Gelelim AİHM’e.

Öncelikle AİHM’in, tarafsızlığına çok ciddi zarar vereceği açık olan böyle bir ziyaretin olup olmadığını, olmuşsa mahiyetini kamuoyunu ikna edecek netlikte açıklaması gerekiyor.

Mahkemeden şimdiye kadar böyle bir açıklama yapılmadı.

Peki AİHM böyle bir hatayı nasıl yapabilir?

Özellikle 15 Temmuz sonrası, yüzbinlerce insan politik nedenlerle suçlamalara, yargılamalara maruz kaldı.

Bu insanlar ya AİHM’e başvurdular ya da hazırlık yapıyorlar.

İktidar bu yargılamalarda dosyaları doldurmak için delil adı altında hukuki hiçbir değer taşımayan veriler üretti ve dosyalara koydurdu.

Bu dosyalar AİHM tarafından denetlenecek.

Yargısal denetimler bazen dosya üzerinden bazen tarafların huzurunda olur. Tarafların huzurunda olacaksa, her iki tarafa da tebligat yapılır.

AİHM uluslararası bir mahkeme ve baktığı davalarda taraflardan birisi genellikle bireyler diğeri ise devletlerdir.

Anlaşılan o ki, AİHM davanın taraflarından birisi olan devleti temsilen Yargıtay üyeleriyle bir toplantı yapıyor ve bu toplantıda yüzbinlerce insanın dosyasında önemli bir yere sahip olan bir sözde delille ilgili değerlendirmelerde bulunuluyor.

İyi de, diğer tarafın bu toplantıdan haberi var mı?

Bir taraf, AİHM’yi baskı altına alıp diğer taraf aleyhine sonuç almaya çalışacak, diğer tarafın ise bundan haberi dahi olmayacak.

AİHM’ye sormak gerekiyor:

Böyle bir hukuksuzluğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesiyle güvence altına alınan ve AİHM’nin de varlık nedenlerinden olan adil yargılanma hakkıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Kapalı kapılar ardında bu şekilde kaç toplantı yaptınız?

Başvuruların AİHM’e gelmesini yıllarca uzatacak bir çözüm olarak, önce OHAL Komisyonu’na başvurulması koşulunu da böyle bir toplantıda mı aldınız?

Türkiye’den gelen ve acil karar verilmesini gerektiren başvurularda dahi çok yavaş hareket etmenizin nedeni bu tür toplantılar mı?

AİHM Başkanı Spano’nun Türkiye ziyareti sonrası tarafsızlık algısı önemli ölçüde zarar gören AİHM ile ilgili bu tür haberlerin çıkması mahkemenin varlık nedenlerini tartışılır hale getirecektir.

Toplum ve yargılamanın tarafları nezdinde bağımsızlık ve tarafsızlık algısı çok zor kazanılır fakat  oldukça kolay kaybedilir.

Türkiye’de Yargıtay, yaklaşık yüz elli yılda kazandığı saygınlığı, bağımsız ve tarafsız olduğu algısını birkaç yıl içinde yerle bir etti.

Şimdi sıra AİHM’de galiba!

3 YORUMLAR

  1. Aihm zaten tarafsız değilmiş de bizim haberimiz yokmuş. 2016 yılında sorduğum da avukat şöyle demişti. Aihm iktidar güçlüyse iktidarı, iktidar zayıfsa vatandaşı tutar. Kanıtı da ohal komisyonu aklını vermeleri olmuştu. Bu da kaymağı oldu desenize 🙂

  2. AİHM – ECHR- Son zamanlardaki üyelerin davranışları, kararları bana biraz Eurovision yarışması gibi geldi. Daha çok siyasi kararlar veriyorlar gibi. Nasıl bir ülkenin temelini hukuk oluşturuyor, hukuktan ayrılmak ülkeyi mahvediyorsa, buda Avrupa Birliğinin dağılması anlamına gelir.

  3. Kıymetli bir tespit ve güzel bir yazı olmuş. Bu yazıyı ECHR de hala varolduğunu düşündüğümüz hukukun bağımsızlığını savunan ilgili kişilere gönderebilirsiniz ya da bu skandal toplantı uluslararası ortamlarda dile getirilirse çok faydalı olur diye düşünüyorum.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin