Abdülhamit’in azli mi, pelikan katliamı mı?

YORUM | LEVENT KENEZ

Pelikancıların, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü hedef almaları ve kamuoyunda bilinen ilk atışı da Serhat ile Berat’ın yönettiği Sabah paçavrası üzerinden yapmış olmaları AKP’deki bir kavganın daha kamuoyuna mal olmasını sağladı.

Bu devrin tarihi yazılırken şeref ve ahlak yoksunu listesinin en başlarında yer alacak olan Abdülhamit Gül de bugün bunlara cevap vererek iddiaları doğrulamış oldu. Parti sözcüsü Ömer Çelik de MKYK öncesi Bakan Gül’e destek olarak yorumlanabilecek siyaseten boş laflar etti.

Sabah gazetesinde bir bakanı eleştiren bir yazının çıkması mümkün değil çıkmışsa ya yazdırılmıştır ya da sorulup izin verilmiştir.

Kabine revizyon söylentileri çıktığından beri AKP içindeki grupların kavgası yoğunlaştı. Ha kavganın uydurdukları ‘Fetö’ üzerinden yapılıyor olmasına çok bir önem atfetmeyin. Bunu yapmaya mecburlar. Çünkü yakın zamanda bir kaç kez görüldü ki biri diğerini pisliğini deşifre ettiğinde hemen öteki de diğerinin yediği bir haltı ortaya çıkarıyor. E bu durumda karşılıklı kirli çamaşırların ortaya saçılmasındansa su üstünde yok sen Fetö ile mücadele ettin yok ben ettim muhabbeti olarak görülen şey ile karşılaşıyoruz. Fetö diye diye birbirlerini imha edecekler. Ama hiçbir zaman gerçek sebep de bu olmayacak. Aynen fetö diye bir şey olmadığı gibi.

Sadece AKP içinde olmayacak bu, yakında başkaldıran ve bayrak açıp yeni oluşumlar içerisinde yer alanların da eninde sonunda Fetö sopası ile tanışmalarına tanık olacağız.

Erdoğan geçtiğimiz aylarda Pelikancıların üssünü ziyaret ederek aslında bir nevi bunların arkasında kim var iyi görün mesajı vermişti. Pelikancıların partide bir tabanları falan yok, abartıldığı kadar bir güçleri de yok. Davutoğlu’nu yediler denen şey aslında Davutoğlu’nun ‘beni kulağımdan tutup onursuzca attı’ diyememesinden ötürü sarıldığı bir gerekçe. Yoksa Erdoğan’ın operasyonu olduğunu bilmeyen yok. Kulislerde o zamanlar Binali Yıldırım’ın aktardığı ve Ankara’da herkesin bildiği  bir kaç kez görevden alınacağı zaman kendisinden istenen her şeye evet dediği için ömrünü uzattığı bir gerçek. Aslında Pelikancılar memnuniyetsizlerin Erdoğan’a laf edemedikleri için vura vura büyütttükleri bir grup. Yoksa tek tek tiplere baktığınızda bir tanesi bile bir pelikandan zeki değil. Ama tabii olduklarından çok daha güçlü görünmek kendilerinin de hoşuna gidiyor.

Erdoğan’ın kendisine zarar verdiği aşikar ve giderek bir nefret objesi olarak sivrilen ve püff dese bir daha kimsenin bir parçasını bulamayacağı bu gruba neden bu kadar sahip çıkıyor?

Kamuoyuna yapılan psikolojik harp dediğimiz şeyi bunların üzerinden yapılıyor. Çok iğrenç insanlar oldukları için insanları şeytanlaştırma, hedef gösterme ve itibarsızlaştırma işlerinde birer aparatlar. Erdoğan bütün siyasetini kutuplaştırma ve bölme üzerinde kurguladığı için medyasını bunlarla idare ediyor.  Pek bahsi geçmiyor ama Pelikan dediğimiz yapı aslında MİT’in bir arka bahçesi.

Erdoğan’ın hanedanlığın devamında Berat’ı bir adım öne çıkardığı için damadın sabırsız davranması ve kişisel olarak gıcık kaptıklarını bu kanalizasyonla boğabileceğini sanması işleri zorlaştırıyor. Erdoğan’ın ona o kadar kapı açmadığı görünce işi bel altında götürüyor. Erdoğan koltukta kalmak için kimlerle iyi geçinmek zorunda olduğunu biliyor. Ancak bir fırsatını bulduğunda onları da alt etmenin yollarını arıyor.

Pelikancıların Erdoğan’a hissettirdikleri korku da, paranoyak Erdoğan ile örtüşmelerini sağlıyor. Bu iş dönerse yaptıklarımızdan çok daha fazlasını bize yaparlar pompası ve bu sebeple kendilerince merhametsiz gitmeyenlere karşı da tavır almaları boşuna değil. Ellerinden gelse gaz odalarını önerecekler. Ancak artık giderek patlayacak olan toplumdaki gazı göremeyen tecrübesiz gençler tecrübeli rakipleri tarafından artık partiyi bitiren bir yapı olarak ilan edildiler. Bundan pek dönüş mümkün değil.

Erdoğan’ın dengeler adına zaman zaman sürpriz icraatlar yaptığı malum. Erdoğan bu sefer partinin geleceği adına pelikancılara gol denebilecek şeyler yaparsa süpriz olmaz. Ya da giden gider kalan kalır gidenlerin tepesine binerim derse pelikancıları kimse tutamaz.  Yakın zamanda dış politikada yaşanacak gelişmeler ve bunun iç siyasette nasıl sonuçlar vereceği paradigmayı değiştirebilir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin