ABD siyasetinin önde gelen isimlerinden, Güney Karolina Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham, 11 Temmuz Cumartesi akşamı geçirdiği ani ve kısa süren bir rahatsızlık sonucu 71 yaşında öldü. Graham’ın ofisinden bir iletişim yetkilisi, pazar günü sabah saatlerinde X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımla ölüm haberini doğruladı.
Graham, Kongre’de İsrail’e yönelik ABD askeri desteğinin en güçlü savunucularından biri ve İran’a karşı askeri eylem yürütülmesinin önde gelen destekçilerindendi. Gazze ilgili açıklamaları sebebiyle soykırımı savunmakla suçlanan Graham; Irak işgalini ve ABD’nin Afganistan’daki uzun süreli askeri varlığını da savunmuştu.
İsrailli liderler, Graham’ın işgale verdiği onlarca yıllık siyasi ve diplomatik desteği överek kendisine taziyelerini sundu. Başkan Donald Trump’a başlangıçta muhalif bir isim olarak öne çıksa da, daha sonra başkanın en yakın müttefiklerinden biri ve savunma ile uluslararası politika konularında kilit bir ses haline gelmişti.

NBC News tarafından elde edilen polis telsizi kayıtlarına göre, acil servis ekipleri cumartesi gecesi Graham’ın Capitol Hill’deki evinden gelen “kalp durması” ihbarına yanıt verdi. Kayıtlarda yer alan ve incelenen fotoğraflar, paramediklerin Graham’ın evinden sedyeyle taşıdıkları bir kişiyi bekleyen ambulansa naklettiğini, olay yerinde polis araçları ve itfaiye kamyonlarının da bulunduğunu gösteriyor.
Graham, vefatından hemen önce Ukrayna’nın başkenti Kiev’e bir ziyaret gerçekleştirmiş ve cuma günü Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.
Kongre’de İsrail’in önde gelen destekçisiydi
Graham, Senato’daki kariyeri boyunca ABD’nin İsrail’e yönelik askeri, diplomatik ve siyasi desteğinin en güçlü savunucuları arasında yer aldı. İsrail’in Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı soykırım savaşının ardından, ateşkes çağrılarına sürekli karşı çıktı ve ABD askeri yardımının şartlara bağlanması ya da sınırlandırılması yönündeki teklifleri reddetti.
İsrail’in “varoluşsal bir savaş” verdiğini defalarca savunan Graham; Washington’ın askeri desteği şartsız olarak sürdürmesi gerektiğini iddia etti. Ayrıca, yardımların uluslararası hukuka uyulması ya da Filistinli sivillerin korunması şartına bağlanması yönündeki Kongre girişimlerine de karşı çıktı. Graham, İsrail’i sık sık ziyaret ederek birbirini takip eden başbakanlar, üst düzey askeri yetkililer ve kabine bakanlarıyla bir araya geldi ve İsrail’in bölgedeki askeri üstünlüğünün korunmasının önemini her fırsatta vurguladı.
İsrailli yetkililer, ölüm haberine jet hızıyla tepki gösterdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Graham’ı “İsrail’in en büyük dostlarından biri” olarak nitelendirdi ve “sevgili bir dostunu” kaybettiğini söyledi. Savaş Bakanı Israel Katz onu “İsrail Devleti’nin gerçek bir dostu, en güçlü ve en sarsılmaz destekçilerinden biri” olarak tanımlarken, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve eski Başbakan Naftali Bennett da Graham’ın İsrail’e verdiği köklü desteği övgüyle yardı.
İran ile askeri çatışmanın en hararetli savunucularındandı
İsrail’e verdiği desteğin de ötesinde Graham, Washington’da İran konusundaki en şahin siyaset yapıcılarından biri olarak kabul ediliyordu. Yıllar boyunca birbirini izleyen ABD yönetimlerine Tahran’a karşı daha çatışmacı bir tutum benimsemeleri yönünde çağrıda bulundu. İran’a yönelik daha ağır yaptırımların uygulanmasını, nükleer tesislere doğrudan askeri müdahalede bulunulmasını ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu’na karşı operasyonların genişletilmesini savundu.
ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilim tırmanırken Graham, Amerika’nın sürece doğrudan askeri olarak dahil olması yönündeki çağrılarını yineledi. İran’ın nükleer programının devam etmesi halinde diplomasinin yerini askeri güce bırakması gerektiğini ileri sürdü. Graham’ın bu sert söylemi sadece İran ile de sınırlı kalmadı. 2003’teki Irak işgalini destekleyen, ABD’nin Afganistan’daki uzun süreli askeri varlığını savunan; Libya ve Suriye’ye yönelik müdahalelere arka çıkan senatör, askeri gücü dış politika vizyonunun en belirleyici unsuru haline getirdi.
Gazze’de soykırımı savunmuştu
Graham’ın, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını pervasızca savunması uluslararası alanda defalarca sert eleştirilerin hedefi oldu. Senatörün en çok tartışma yaratan açıklamaları arasında, İsrail’in Gazze’yi bombalamasını, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik Devletler’in Almanya ve Japonya’ya düzenlediği bombardımanlara benzettiği konuşmaları yer alıyordu. ABD’nin İsrail’e yönelik silah sevkiyatını sürdürmesini savunan Graham, Birleşik Devletler’in İkinci Dünya Savaşı’nı Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak bitirdiğini hatırlatmış ve İsrail’in de zaferi garantilemek için “ne gerekiyorsa yapması” gerektiğini ilan etmişti.
Graham’ın Ekim 2023’ten bu yana sarf ettiği, dünya çapında büyük tepki toplayan ve Gazze’de soykırımı savunma suçlamalarına yol açan bazı ifadeleri:
“Burada bir din savaşı içindeyiz. Ben İsrail’in yanındayım. Kendinizi savunmak için ne gerekiyorsa yapın. Orayı yerle bir edin.”
“Hayır. Eğer İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra birisi bize, ‘Japonya ve Almanya’nın dünyayı ele geçirmesini engellemek için yapacaklarınızın bir sınırı var mı?’ diye sorsaydı ne derdik? Yahudileri katletmeye çalışan insanlara karşı İsrail’in yapması gerekenlerin bir sınırı var mıdır? Cevap hayır. Hiçbir sınır yok.”
“Bu iş bittiğinde Gazze, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundaki Tokyo ve Berlin gibi görünecek. Eğer öyle görünmüyorsa, İsrail bir hata yapmış demektir.”
“Pearl Harbor’dan sonra Almanlar ve Japonlarla savaşırken ulus olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımızda, savaşı Hiroşima ve Nagazaki’yi nükleer silahlarla bombalayarak bitirmeye karar verdik. Bu doğru bir karardı… İsrail’e sesleniyorum; bir Yahudi devleti olarak hayatta kalmak için ne yapmanız gerekiyorsa yapın. Ne gerekiyorsa.”
