ABD ve Çin’in kuzeydeki satranç tahtası; Grönland!

AYDOĞAN VATANDAŞ | YORUM

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in son dönemdeki açıklamaları, Grönland üzerindeki artan ilgilerini ve bu bölgenin stratejik önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Başkan Trump, Grönland’ın ABD kontrolüne geçmesinin ‘uluslararası güvenlik’ açısından gerekli olduğunu belirtirken, Başkan Yardımcısı Vance ise Trump yönetiminin Grönland üzerindeki kontrolü sağlamak için ‘ne gerekiyorsa yapacaklarını’ ifade etti.

Grönland, sadece dünyanın en büyük adası değil, aynı zamanda küresel jeopolitik denklemde kritik bir noktada yer alıyor. ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana burada askeri üsler bulunduruyor ve Danimarka ile güçlü savunma işbirliği içinde.

Özellikle Grönland’daki Pituffik Uzay Üssü (Thule Hava Üssü), ABD’nin füze savunma sistemleri ve Arktik’teki varlığı için hayati önem taşıyor. Rusya’nın Arktik bölgesindeki askeri hareketliliği ve Çin’in bölgedeki ekonomik girişimleri, Washington’un buraya daha fazla odaklanmasına yol açıyor.

Ancak Trump’ın Grönland’a olan ilgisi sadece askeri nedenlerle açıklanabilir mi?

Grönland, ekonomik olarak Danimarka’dan bağımsızlaşmak istiyor ve ticaret ortaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor. Çin, bu boşluğu doldurmak için önemli bir adaydı. 2022’de Grönland’ın Çin’e yaptığı deniz ürünleri ihracatı 350 milyon doları aştı. Ayrıca Çinli şirketler madencilik, altyapı ve turizm gibi alanlarda yatırım yapmak için girişimlerde bulundu.

Ancak, Çin’in Grönland’daki nüfuzu son yıllarda ABD’nin baskilari nedeniyle geriledi:

  • 2016’da Çinli bir şirketin eski bir Danimarka askeri üssünü satın alma girişimi engellendi.
  • 2018’de ABD’nin baskısıyla Çinli firmaların Grönland’daki havalimanlarını genişletme planı durduruldu.
  • 2021’den bu yana Grönland’da Çin’e yönelik olumlu görüşler de azaldı. 2021’de halkın %52,8’i Çin’in küresel etkisini olumlu görürken, 2024’te bu oran %42,4’e düştü.

Buna rağmen, Grönland halkı Çin’e tamamen sırt çevirmiş değil. 2024’te yapılan bir ankette, halkın %79,5’i ABD’nin Çin politikalarını takip etmek istemediğini belirtti. Bu da Trump’ın “Grönland’ı Çin’den kurtarma” söylemini zayıflatıyor.

Grönland’ın siyasi liderleri, bağımsızlık konusunda istekli ancak bunun hemen gerçekleşmesi zor. Bağımsızlık, Danimarka’dan gelen yıllık 600 milyon dolarlık mali desteğin kaybı anlamına geliyor.

Grönland Başbakanı Múte B. Egede, ABD’nin bir parçası olma fikrine net bir şekilde karşı. Ancak Washington ile daha yakın ekonomik ilişkiler kurmayı istiyor. Çin ise Grönland’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olmaya devam ediyor.

Trump’ın Grönland’a olan ilgisi, yüzeyde Çin’in etkisini kırmak gibi görünse de, aslında daha derin stratejik ve ekonomik hedefler barındırıyor. ABD, Arktik’teki varlığını sağlamlaştırmak, Grönland’ın kritik minerallerine erişim sağlamak ve Rusya-Çin iş birliğine karşı bir avantaj elde etmek istiyor.

Bununla birlikte, ABD’nin Avrupa karşıtı söylemlerinin temelinde, uzun yıllardır süregelen “adil olmayan” transatlantik ilişkilere dair bir rahatsızlık yatıyor. II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD, Avrupa’nın güvenliğini sağlamak için NATO’yu kurdu ve Soğuk Savaş boyunca kıtayı Sovyetler Birliği’ne karşı korudu. Ancak Washington, Avrupa ülkelerinin savunma konusunda yeterince katkı yapmadığını ve güvenliklerini ABD’ye borçlu oldukları halde ekonomik çıkarlarını Çin ile geliştirmeye devam ettiklerini düşünüyor.

Son yıllarda Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya ve Fransa gibi ekonomik devler, Çin ile büyük ticaret anlaşmaları yaptı. Almanya, Çin’i en büyük ticaret ortağı haline getirirken, Fransa da Çin ile stratejik işbirliklerine yöneldi. Avrupa Birliği’nin Pekin ile imzaladığı yatırım anlaşmaları, ABD’nin küresel ekonomik çıkarlarını tehdit eden gelişmeler olarak görülüyor.

Trump yönetiminin küreselleşme karşıtı söylemleri ve “Önce Amerika” politikası, işte tam da bu noktada devreye giriyor. Washington, Avrupa’nın hem ABD’nin güvenlik şemsiyesi altında kalıp hem de Çin ile ekonomik ilişkilerini güçlendirmesini adil bulmuyor. Trump’ın Avrupa’yı NATO harcamalarına yeterince katkı yapmamakla suçlaması ve ticaret savaşlarını körükleyen politikaları, bu hayal kırıklığının bir yansıması.

Neticede ABD, Avrupa’yı korumak için milyarlarca dolar harcadı, ama Avrupa ülkeleri ekonomik kazançlarını ABD yerine Çin ile paylaşmayı tercih etti. İşte bu yüzden Trump ve benzeri politikacılar, küreselleşmeye ve eski transatlantik ittifak modeline karşı çıkıyorlar.

Sonuç olarak, Trump yönetiminin Grönland’e yönelik stratejik ilgisi, yalnızca askeri ve ekonomik kazanımlarla sınırlı kalmayıp, Avrupa’nın Çin ile artan ilişkilerine karşı bir hamle olarak da görülmelidir; ancak Washington’un bu durumu Çin bağlamında anlatamaması, ABD’nin küresel nüfuz mücadelesinde zemin kaybetmesine yol açabilir.

1 Yorum

  1. Kiyamete yakin gunesin yakinlasacagi ile alakali hadisler var. Acaba sicakliklarin artmasiyla yeni yerlesim birimlerinin su an buzullarla kapli alanlar mi olacak. Bunu bilen Trump ulkesi icin buzul alanlariyla kapli Gronland ve Kanada yi istiyor olabilir mi?

    Akilli adam bu Trump !

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin