
SEVİNÇ ÖZARSLAN | TR724
14 aylık bebeğiyle birlikte üç aydır Eskişehir L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan ev hanımı Merve Saydan’ın eşi Abdullah Saydan, yaşadıkları hak ihlallerini başkanlığını DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yaptığı Vicdan Vakfı tarafından X’te açılan “mor oda”da anlattı.
Saydan, cezaevi görüşleri öncesinde 3 yaşındaki oğlunun büyük korku yaşadığını belirterek, “Salı günleri görüşe gidiyoruz. Üç yaşındaki oğlum sabah yedide kalkıyor, ‘Baba bugün anneme gideceğiz değil mi ‘diyor. Cezaevine gitmeden, ‘Baba bugün askerlere söyleyelim; beni aramasın, kollarımı kaldırmak, ayakkabımı çıkarmak istemiyorum’. diyor. Ben 40 yaşındayım. Ben ve eşim her şeyin üstesinden gelebiliriz ama oğlum bu travmayı bir çocuk nasıl kaldıracak?” dedi.
Kasım ayında gece yarısı yapılan ev baskınını da anlatan Saydan, çok sayıda polisin eve girdiğini, çocukların büyük korku yaşadığını, evin talan edildiğini ve herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını söyledi. “Eşimi alıp götürdüler, ben iki çocukla sokakta kaldım” diyen Saydan, o geceden bu yana aile bütünlüğünün fiilen dağıldığını ifade etti.

Cezaevi koşullarına da dikkat çeken Saydan, eşinin ve bebeğinin ağır şartlarda kaldığını belirterek, “30 metrekarelik koğuşta 20’den fazla kişi kalıyor. Hijyen yok, çocuklar sürekli çarpıp morarıyor, kilo kaybı var” dedi.
İddianamenin üç aydır hazırlanmadığını vurgulayan Saydan, “Dosyada somut hiçbir delil yok. 18 aylık bebeği annesiyle birlikte cezaevinde tutmanın izahı olamaz. Ev hapsine bile razıyım” ifadelerini kullandı.
Eşinin tutuklanmasının ardından işten çıkarıldığını da söyleyen Saydan, “Biz her şeye dayanırız ama çocuklarımıza bunu yaşatmaya kimsenin hakkı yok” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
SUÇU, İNSANİ YARDIMLAŞMA
Eskilşehir’de Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında 13 Kasım’da gözaltına alınıp tutuklanan ev hanımı Merve Saydan, insani yardımlaşma faaliyetleri yapmakla suçlanıyor. Saydan’a gözaltına, KHK’lı kişilerle neden görüştüğü, doğum ziyareti için evine gelen kadınların kimler olduğu ve File Market’te neden bazı kadınlarla görüştüğü soruldu.
Saydan hakkında, 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL döneminin hemen ardından dava açılmıış, ByLock gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. Saydan’ın bu dosyası hâlâ Yargıtay’da bulunuyor.
“SESİMİZ OLUN, SESİMİZİ DUYURUN”
— Abdullah saydan (@saydan4226) February 12, 2026
Abdullah Saydan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
“2017’den beri eşimle birlikte Eskişehir’de mahkeme süreçlerinin içindeyiz. Günahımız vardır elbette ama suçumuz nedir bilmiyoruz. Ben 2016 senesinde tutuklandım. Altı ay cezaevinde kaldım. Şeker hastalığımdan dolayı tahliye edildim. Şekerim 600’e çıkmıştı, şeker komasına girmiştim, o yüzden tahliye edildim. Ben çıktıktan sonra eşim tutuklandı. Üç ay hapiste kaldı. O günden beri davalarımız devam ediyordu.
“BERAAT ETTİM AMA…”
Ben 2017’de beraat ettim ama beraat kağıtlarım gelmedi. Neden göndermediklerini bilmiyoruz. Benimle aynı dosyada onların kağıtları gelmesine rağmen benim böyle bir sıkıntım oldu.
Biz 2013’te evlendik. 2020’de tüp bebek tedavisine başladık. 2022’de Allah bize evlat nasip etti. Büyük oğlum şu anda üç yaşında. Küçüğü 1 yaşında. Rabbimin böyle güzel hediyeleri oldu. Çok sevindik. Evlat sevgisini bize tattırdı.
Kendi yağımızla kavrulurken geçtiğimiz kasım ayında çocuklarımızın doğum gününü kutladık. Gece 23.30 gibi kapı sert sert vuruldu. Kırılacak dereceye geldi. İçeride iki çocuk var. Küçük oğlum 1 yaşındaydı. Eşim onu emziriyordu. Ben büyük oğlumla ilgileniyordum. Bir anda kapıyı açamadık. 9-10 polip kapıyı kıracaklardı neredeyse. Üç yaşındaki oğlum çok korktu. ‘Baba ne oluyor’ diyor. Her şeyin farkında. Bir kadın polis, diğerleri erkek polislerdi.
“BABA EVİMİZE NİYE GİRİYORLAR”
Evi talan ettiler. Büyük oğlum yetişkin bir insanın sorularını soruyor bana. ‘Baba evimize niye giriyorlar. Baba ayakkabı ile girdiler, annem yeni süpürmüştü’ diye. Biz hayatımızda böyle baskın göremediğimiz için çocuğa da bir şey diyemiyoruz, uygun bir dille anlatmaya çalıştık. Abiler bizi ziyarete gelmişler diyoruz ama ‘Baba gitsinler, evimizi aramasınlar, oyuncaklarıma basmasınlar’ diye tepkiler verdi.
Gece 3-4’e kadar ne aradınız da bulamadınız. Neden evimizi talan ettiniz. Bulunan bir şey yok. Silah bulmadınız, cephane bulmadınız. Çocuklarımızın oyuncakları ve en son maaşımı çekmiştim, onu buldular. 20 bin TL. Bu parayla mı ben örgüte finans sağlayacağım. Bu benim param, elektrik, doğalgaz faturalarını ödeyeceğim para. Bununla mı ben ya da eşim örgüte destek olacak?
“O GÜNÜ HİÇ UNUTAMIYORUM”
En sonunda eşimi götürdüler. Ben iki çocukla kaldım. O günü hiç unutamıyorum. Eşimi götürüyorlar, büyük oğlum bir yaygara kopardı, benim de yüreğim parçalandı, ne yapacağımı bilemedim. ‘Annemi götürümesinler baba, annemi getirin’ diye. O an kendimden geçtim. Saat 4’te kimseye de ulaşamıyorum. Çocuklara uyku tutumlarını giydirdim. Birini kucağıma, birini koluma aldım, evden çıktım, ev terliği ile… Dışarısı buz gibi, soğuk.. Sokakta iki çocukla kalakaldım.
En son eşimin annesine gitmek zorunda kaldım. Onlar da 70-75 yaşında iki insan. O gün bugündür, üç ay oldu. 15’inde tam üç ay olacak. Günleri sayar olduk. Büyük oğlum benim yanımda, diğeri annesiyle birlikte.
Salı günleri görüşe gidiyoruz. Üç yaşındaki oğlum sabah yedide kalkıyor, ‘Baba bugün anneme gideceğiz değil mi ‘diyor. Cezaevine gitmeden, ‘Baba bugün askerlere söyleyelim; beni aramasın, kollarımı kaldırmak, ayakkabımı çıkarmak istemiyorum’. diyor. Ben 40 yaşındayım. Ben ve eşim her şeyin üstesinden gelebiliriz ama oğlum bunları nasıl atlatacak.
“EŞİM TUTUKLANINCA BENİ İŞTEN ÇIKARDILAR”
Eşim tutuklandığında beni işten çıkardılar. Ben bunları ajitasyon için anlatmıyorum. Artık üstesinden gelemiyorum. Çocuğumu rahat bir şekilde dışarı çıkarmıyorum. Allah kimseyi yoklukla sınamasın. 1 yaşındaki çocuğum kapalı görüşte camın arkasından elini kolunu uzatıyor, bana al dercesine ben alamıyorum, içim gidiyor.
“ÜÇ AYDIR İDDİANAME YAZILMADI”

Üç aydır iddianame yazılmaz mı? Eşimin dosyasında hiçbir şey yok. File markette kadınla niye görüştün. Eşim doğum yaptığında birkaç arkadaşı doğum ziyaretine gelmiş, bu şahıs sizin apartmana niye girdi. Böyle saçma sapan şeyler. Cezaevinde tutmaları için hiçbir gerekçe yok. Aile yılındayız ama aile olamıyoruz. Bir evladım içeride, biri dışarıda. Suçlanacak hiçbir gerekçe yok, hadi gerekçeyi geçti. 18 aylık bir bebekle anneyi tutuklayacak hiçbir şey yok. Emzikli bir çocuğu annesiyle birlikte hapse koymak suçtur. Ev hapsine bile razıyım. X’te sesimi duyurmaya çalışıyorum. Ama yine korkuyorum. Eşim benim yüzünden mi bırakmıyor diye.
“SİVİL POLİSLER YOLUMU KESTİ”
Geçen sene haziran ayında 6-7 sivil polis parkta yolumu kesmişlerdi. Geçen hafta yine işlek caddede aynı şey oldu. Sokakta rahat gezemez oldum. Evimin önündeki arabayı çiziyorlar. Sol taraf anahtarla çizilmiş. Şimdiye kadar neden olmuyor. Sürekli ceza yazıyorlar. 7-8 tan park cezası geldi. Kasten yapıldığını düşünüyorum. Artık mimlenmiş gibiyiz.
“BİZ DE BU ÜLKENİN EVLADIYIZ”
Biz bu ülkenin evladıyız, burada yaşıyoruz, kime ne yaptık ki, bunlar bize reva görülüyor. İşten eve, evden işe gidip gelen çoluk çocuğumuzla yaşayan insanlardık. Ama üç aydır şekerim 600. Suçumuz olmadığı halde fazlasıyla çektik, bize yeter artık bu ceza.
Her görüşe gittiğimde çocuğun ya sağ ya sol tarafı morarmış şekilde geliyor. Her yer demir, çocuk çalıyor. Çocuğumuz gıdasız kalıyor, kilo kaybı yaşadığını görüyorum.yetersiz kalıyor. Eşim zaten psikolojik olarak çökmüş durumda, o da yetemiyor bazen. Hijyen olarak zaten sıfır. 30 metrekare bir yerde 24 kişi nirlikte kalıyor. Ne kadar hijyen olabilir.
Ben 2012’den beri Sürat Kargo’da lojistik bölümünde çalışıyordum. 15 Temmuz’dan sonra beni çıkardılar. Daha sonra Eskişehir’de organize sanayide fabrikada çalışıyordum. Eşim tutuklanınca oradan da işten çıkardılar. Sesimiz olun, sesimizi duyurun. Daha fazla ayrı kalmak istemiyoruz.”
Bir babanın feryadı: Çocuklarıma yapılanların vebalini kim ödeyecek?