Yok aslında iktidardan farkınız…   

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Türkiye’de bir inanç grubuna, Cemaat’e yönelik soykırımı yaşanıyor.

İktidar ’yok etme’ kastını, ‘köklerini kazıyacağız’, ‘onlara su bile yok’ diyerek ilan etti.

İradi ve planlı bir soykırım girişimi yaşanıyor.

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi, ’’gerçekleştiği dönemde yasal olan bir eylem sonradan suç ilan edilemez’’ diyor.

İktidar, yasal faaliyette olan Bank Asya’da yasal hesap açmayı ve para yatırmayı sonradan suç ilan etti.

Yasal yayınlara abone olmayı, yasal okullara çocuğunu kaydetmeyi sonradan suç olarak ‘uydurdu’.

Digiturk aboneliğini iptal etmek bile, ‘silahlı terör örgütüne üye’ olmanın delili sayıldı.

İktidar KHK ile yayın hayatında olmayan veya kayyım yönetiminde olan medya kuruluşlarını bile ‘terör örgütünün propagandasını yapıyor’ diyerek KHK ile kapattı.

Tam bir cinnet hali… ‘Cadı avı’ ifadesi artık hafif kalıyor…

***

Tüm bunların yargı eliyle icra edilmesi, onu meşru ve hukuki kılmıyor.

İnsanlık suçu olmaktan çıkarmıyor.

Aksine, planlı ve sistematik bir yok etme çalışması yürütüldüğünü gösteriyor.

Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlar, silahlı terör örgütü olmakla MGK tarafından ilan edildi.

İktidar, yolsuzlukları nedeniyle kendine dokunulmaması karşılığında bu planın yürütmesini canla başla icra etti.

Fişlemelere dayalı ihraçlar ve tutuklamalar gerçekleştirildi.

Zanna dayalı bir sosyal linç kampanyası yürütüldü.

İnsanlar kaçırılıyor. İşkence yapılıyor. Gözaltında ölümler yaşanıyor…

KHK ile atmakla kalmıyorlar, yargıda itiraz yolunu da kesiyorlar. İnsanlar açlığa mahkum ediliyor.

Yeni doğum yapmış anneler, yeni doğmuş bebekler bile hapsediliyor. Ne hukuk ne vicdan devrede…

Suçun şahsiliği ilkesi de adil yargılama ilkesi de tamamen yok edilmiş durumda.

Uydurma belgelerle suçladıkları insanlara tahliye veren hakimleri de, onları savunan avukatları da ‘terör örgütü üyesi’ diyerek tutukluyorlar.

***

Kısaca herkesin malumu bir soykırımı, ayrımcılık ve nefret suçu işleniyor. Her biri ayrı bir insanlık suçu…

‘Derin devlet’ planlıyor, iktidar icra ediyor. İktidar tabanı yaşananları görmezden gelerek destekliyor ya da suça ortak oluyor…

Ne var ki, bu sosyal katliamın ve insanlık suçlarının, muhalefet de muhalif görünenler de bir şekilde parçası veya destekçisi konumundalar.

İktidar, suç uyduruyor. Hukuk katliamı yapıyor. Suçun şahsiliğini yok sayıp, kitlesel kıyım gerçekleştiriyor. Bunun için de ‘fetö’ yalanının arkasına saklanıyor.

Muhalefet ise, ‘kraldan çok kralcı’ davranıyor… ‘’fetö ile öyle mücadele edilmez. Kendi içinizdekileri de temizleyin diyor…’’

Birbirlerini suçladıkları konular, Türkçe Olimpiyatları’na katılmak! Konuşmak!

Bank Asya’nın açılışını yapmak!

Çocuklarını dershanelere veya okullara göndermiş olmak!

Kitlesel cezalandırma konusunda bir farkları yok!

İktidar ‘dinci faşizm’ uyguluyor ise, muhalefetin önemli bir kesimi de ‘ulasalcı faşizm’ peşinde…

İktidar, muhaliflerinin tamamını ‘fetö’ diye biçmeye çalışıyor. Onlar mahkemeye çıkıp, ‘fetö bize tuzak kurmuştu’ diye kendilerini yok yere tutuklayanları mutlu edecek savunma yapıyorlar.

Düşünün ‘fetö’ ile suçlanan muhalif kesimdeki bazı gazete ve gazeteciler bile, ‘’biz değiliz, siz sininiz’’ diyerek iktidarın kıyımlarına destek sağlıyorlar.

Bilerek veya bilmeyerek iktidarın algı operasyonlarına destek veriyorlar.

Muhalefet ve muhaliflerin önemli bir kısmı, uluslararası mahkemelerde cezaya çarptırılan insan hakları ihlalleri konusunda bile seslerini yükseltmiyorlar.

Belki de içten içe, ‘’Siyasal İslamcılar, dindarları biçiyor…’’ diye mutlular…

Bir kedinin hakkına gösterdikleri saygıyı yeni doğmuş bir bebeğe, kelepçeli doğum yaptırılan loğusa bir kadından bile esirgiyorlar.

Onlar da ‘görmedim, duymadım, konuşmadım’ modundalar…

***

Evet, kimse kusura bakmasın!

Muhalefetin ve muhaliflerin çok az bir kısmı hariç, iktidar ve tabanından farkları yok!

Kimse, ’’Cemaat kendi hatalarının bedelini ödüyor’’ gibi vicdanlarını rahatlatmaya yönelik beylik laflar da etmesin.

Var sayalım haklılar ve Cemaat çok ciddi hatalar yaptı, bu onların daha büyük hatalar karşısında sessiz kalmasını veya destekçisi olmasını mazur kılmaz.

Değil büyük çoğunluğu uydurma suçlarla kıyıma uğrayan Cemaat mensupları, en adi bir caniye bile işkence yapılması veya adil yargılanma hakkının elinden alınması savunulamaz.

Türkiye, siyasal ve ekonomik olarak bir uçuruma sürükleniyorsa, tüm hukuk katliamları karşısında sessiz kalanların veya iktidarın algı operasyonlarına tersten destek sağlayanların da, icracılar kadar mesuliyetleri var.

Ne acı, tarihin en kitlesel insan hakları kıyımı yaşanıyor ve yok aslında birbirinizden farkınız!!!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin