Yeniden 7 Haziran Süreci

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Önce Gebze cezaevi önünde mahkum annelerine yapılan insanlık dışı muamele, ardından Hakkari’de dört fidanın şehit edilmesi, daha sonra Kızıltepe’de annelere Gebze’de yapılan çirkin tavrın aynısı. Tetikçi medyada CHP’nin hedef gösterilmesi, Bahçeli’nin konuşmaları ve daha sonra da Kılıçdaroğlu’nun yumruklanması! Buyrun size yeni bir 7 Haziran süreci!

Yaşlı kadınları toplumda infial uyandıracak şekilde tartaklamak ve bu muameleyi farklı coğrafyalarda tekrar etmek kötü niyeti açığa vuruyor. Derin dehlizlerin çirkin ortağı PKK’nın yeniden sahneye sürülmesi, daha önce defalarca seyrettiğimiz oyunun tekrarından başka bir şey değil.

Bazı kesimler AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan’ın ’’Seçim tartışmalarını geride bırakarak ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündeme odaklanmamız şart, dönem kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir.’’ Sözünü fazla ciddiye aldı. Bence Erdoğan, kızgın demiri soğutma ve kucaklaşma sözlerini kendi partisi ve çevresi için söyledi. Orada ortaya çıkacak bir hesaplaşma girişimi Erdoğan’ın korkulu rüyası; zira bunu başlatmak kolay bitirmek imkansızdır.

AKP Genel Başkanı’nın ülkeyi normalleştirmesini beklemek kırmızı kar beklemek kadar muhaldir. Son derece basit bir işlem olması gereken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki bilgisayarın kopyalanması meselesinde bile nasıl dehşete düştüklerini gördünüz. Daha önce görevde oldukları her yerde o kadar çok kanunsuz ve hesap verilmez işler yapmışlar ki basit bir bilgisayar verisi bile onları dehşete düşürmeye yetiyor.

Bir cenaze namazında seçilmiş bir belediye başkanının elini sıkmayan AKP Genel Başkanı’nın ülkeyi normalleştirebileceğini ve kızgın demiri soğutabileceğini düşünebiliyor musunuz? Yapamazlar, isteseler de normalleşemezler. Bugüne kadar işledikleri on binlerce suç onların normalleşmesine müsaade etmez. Bir tarafta da MHP’nin omuz atmasına rağmen seçimlerde İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi büyük kentleri kaybetmiş ve yenilme psikolojisine girmiş bir parti var. Üstelik MHP ile ne zaman köprülerin atılacağı belli değil, onun desteğinin de gitmesi halinde gücü dermanı kalmamış bir parti olacak. Yaslandıkları partinin sürekli kan kaybediyor olması, boğazlarına kadar suça batmış şebekede büyük bir tedirginliğe yol açıyor.

7 Haziran seçimleri sonrasından bile daha kötü bir psikoloji içindeler. O zaman şapkadan tavşan çıkartan ve derin dehlizlerin içine balıklamasına dalana Recep T. Erdoğan ve şürekasının yeni bir şapkaya ve tavşana ihtiyaçları var.

Tam da Erdoğan’ın bundan sonra ‘güvenliğe’ daha çok yoğunlaşacağını söylemesinin ardından Gebze’de analara insanlık dışı muamele ediliyor ve hemen sonrasında Hakkari’den alçak bir saldırı haberi geliyor.

Bildiğiniz gibi 7 Haziran sendromunu böyle atlatmışlardı…

Aslında 1 Kasım’a giden yolda, Türkiye’de yeni bir evreye girildiğinin işaret fişeği 25 Şubat 2015 tarihinde Ege Üniversitesi öğrencisi Fırat Çakıroğlu’nun öldürülmesiyle atılmıştı. Bu olaydan sonra 7 Haziran seçimlerine kadar HDP’nin Diyarbakır mitinginin bombalanması dahil gittikçe artan, seçimlerden sonra da zıvanadan çıkan bir süreç yaşamıştık. AKP Genel Başkanı 7 Haziran seçimleri öncesinde açık açık 400’ü verin bu iş suhuletle çözülsün demişti.

İlk önce Recep T. Erdoğan’ın istediğini vermeyen halk binlerce kişinin öldüğü kanlı bir süreçle ikna edildikten sonra 1 Kasım 2015’de yola gelmişti(!)

Şöyle bir düşünün, YSK İstanbul seçimlerini iptal etse, bu esnada PKK terörü şiddetini sürekli olarak arttırsa, Allah Korusun terör korkunç boyutlara ulaşsa, CHP bile HDP’den oy isteyemez hale gelse ne olur? Terörle birlikte toplumdaki milliyetçi duygular yükselse, CHP tabanı bile lanet olsun HDP’ye demek zorunda kalsa, Kürt seçmeni CHP’ye yeniden küsse ve araya aşılmaz duvarlar örülse…

Evet plan bence bu. Bu alçak plan işlemeye başladı. Güneş Gazetesinden tutun da Yeni Şafak’ın trol yayın yönetmeni İbrahim Karagül’e kadar şehitlerin üzerinden CHP ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hedef tahtası haline getirilmiş olması bu çirkin tezgahı deşifre ediyor. Dün de Kılıçdaroğlu’na yapılan fiili saldırı düğmeye basıldığını çok net ortaya koyuyor.

Devlet Bahçeli’nin YSK üyelerini 15 Temmuz imasıyla tehdit etmesi de gözleri kararttıklarını gösteriyor. İstismar ettikleri ‘beka’ meselesine halkı ikna etmek için harekete geçtiler. Hatırlayın Altay Tokat yıllar önce Aktüel Dergisine ne demişti. Bazı bürokratların olayın vehametini anlaması için evlerinin yakınlarında bombalar patlatmışlardı.

Yeni terör dalgasında hedef İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan başkası olmayacak. YSK İstanbul seçimini iptal etmese bile 31 Mart’taki Kürt seçmenin desteği, bazı HDP yetkililerinin destek açıklamaları yüzünden CHP’yi ve İmamoğlu’nu köşeye sıkıştıracaklar. Burada gidişat kayyum atamaya kadar bile gidebilir.

1 YORUM

  1. Kesinlikle doğru bir tespit. Şu ana kadar okuduğum en ayakları yere basan yaklaşım. Bir kere Erdoğan’ın mülayım konuşması bizi tedirgin etmeli. Düğün değil bayram değil, demek ki bir şeyler planladılar ve kendisi ağır abi rolünde kalacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin