AnaSayfa»Ekonomi»Üniversite hastanelerini kim batırdı?

Üniversite hastanelerini kim batırdı?

Pinterest Google+

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Üniversite hastanelerinin medikal firmaları başta olmak üzere piyasaya 3,5 milyar Türk Lirası borcu var. Bu rakam 31 Aralık 2017 itibarıyla. O günden bu yana borç daha da arttı.

Sütten ağzı yanan firmalar tıp fakültelerine bağlı hastanelerin ihalelerine girmek istemiyor. Tedaviler için elzem sarf malzemelerinin temini aksıyor. Kanser gibi riski yüksek hastalıkların tedavilerinde gecikmeler yaşanıyor.

Bozulan cihazların tamiri tehir ediliyor. Cihazların periyodik bakımları yapılamıyor. Tasarruf tedbirleri ya da fakülte dekanlarının, hekimlerin geliştirdiği verimlilik formülleri ile bir yere kadar…

HEKİMLERİ YARIŞ ATI GİBİ GÖREN SİSTEM

Türkiye’de 81 milyonu birebir alakadar eden sağlık sektöründe gelinen noktada popülizm iflas etmiştir. Üniversite hastanelerini de ‘yarış atı’ gibi gören iktidar, performans odaklı tedavi hizmetlerinde ısrar etmiş ve sistem çökmüştür.

Niteliğin yerini nicelik aldığı günden beri Türkiye’de sağlık da excel tablolarda bir satır olarak görülüyor. Sadece Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin medikal firmalara 250 milyon TL vadesi geçmiş borcu var.

İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastaneleri de 600 milyon TL’ye yakın borcunu ödeyemedi. İki hastanenin borçlarını 4 sene gecikmeli ödeyebilmesi krizin evsafı hakkında mühim bir ipucu.

Hastaneler günlük temizlik, yemek ve ulaştırma gibi hizmetlerini bile ifa etmekte zorlanıyor.

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ: MEVCUT SİSTEM AYAKTA KALAMAZ

Türk Tabipler Birliği Başkanı Raşit Tükel’in şu sözleri krizin giderek derinleşeceğini ortaya koyuyor: “Üniversite hastanelerinin gelirlerinin, giderlerinin çok altında kaldığı için borç yükünden kurtulmalarının mümkün olmadığını ve borçlanmanın giderek arttığını görüyoruz. Eğitim ve araştırmaya öncelik veren, nitelikli sağlık hizmeti sunumunu temel alan, genel bütçeden desteklenen bir sisteme geçilmeli. Mevcut sistem hiçbir şekilde ayakta kalamaz.”

Tükel’e göre mevcut haliyle Sağlık Bakanlığı hastaneleri de ayakta kalamaz, ancak Sağlık Bakanlığı kendi hastanelerini bir şekilde finanse ettiği için kriz öteleniyor. Fakat üniversite hastanelerinin böyle bir desteği de yok.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİN HALİ İÇLER ACISI

Üniversite hastaneleri 42 TL muayene fark ücreti ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun belirlediği ödemeler haricinde gelire sahip değil. Personel harcamaları, işletme giderleri ve performans geri ödemesi, cihaz alım, bakım masrafları tamamen döner sermayeden karşılanıyor.

Kapıya üniversite ya da tıp fakültesi hastanesi yazmakla orası tıp fakültesi olmuyor. Talebeleri hekimliğe hazırlayan tıp fakültelerinin uygulama ve araştırma birimlerinde iflastan bahsediliyorsa kimse sağlık hizmetlerinin kalitesinden, sıhhatinden emin olamaz.

Hekim adaylarını böyle bir kaosun içinde yetiştirdiğinizden diğer devletlerin, yabancı üniversitelerin er ya da geç haberi olacak.

Mezunların keyfiyet ve kabiliyetlerinde müşahede edilen gerileme zaten fazla söze hacet bırakmayacaktır. Mali krizin tetiklediği diğer aksaklıklar tıp fakültesi diplomalarına denklik tanıyan batıdaki üniversitelerin de devletlerin de bakışını değiştirebilir.

10 SENE SONRA TIP FAKÜLTESİ DİPLOMASI DIŞARIDA TANINMAZSA

Böyle giderse 10 sene sonra Türkiye’den gelen tıp fakültesi mezunlarını Almanya ya da ABD’nin tanımaması halinde bu yüz kızartıcı tablonunu hesabını kim verecek?

İhale, ameliyat ve muayene adedi gibi sayıların arasında kaybolan üniversite hastanelerini iflasın eşiğine getiren hükûmetin özel hastanelerde dönen yolsuzluklara göz yumması da madalyonun diğer yüzüdür.

Sayıştay’ın hazırladığı ‘Özel Hastaneler’ raporu Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan fazladan para almak için hile üstüne hile yapıldığı belirtiliyor. SGK’nın fazladan yaptığı ödeme tutarı 2016 yılında 2 milyar TL oldu.

HÜKÛMET, ÖZEL HASTANELERİN SGK’YI SOYMASINA SEYİRCİ

Özel hastaneler senelik 2 milyar TL vurgunu nasıl mı yapıyor? Sayıştay hileleri tek tek tespit etmiş:

-Özel hastaneler sigortalılardan fazla tetkik istiyor.

-Sağlık sigortası olan kişinin muayene ve tetkik masrafları farklı tarihlerde hem SGK’ya hem de sigorta şirketine fatura edilerek SGK zarara uğratılıyor.

-SGK’dan hasta başına günlük muayene ücreti alabilmek için SGK’nın koyduğu günlük muayene sayısı kriteri sahte hastalarla tamamlanıyor.

-Özel hastaneye giden hem SGK’lı hem özel sigortalı hasta için SGK’dan provizyon açıldığı gizleniyor.

-Özel sağlık sigortası olan hastalar da suiistimalin bir parçası. Sigorta yaptırmadan önce geçirilen rahatsızlıklar sigorta şirketine ödetiliyor. Her yıl ayakta teminatlı poliçelerin yüzde 90’ının fiyatı, bir sonraki yıl doktorların gereksiz talepleri yüzünden artıyor.

-İstanbul’da özel bir hastanede çalışan temizlik görevlisinin, kurumda çalıştığı süre boyunca 700 defa muayeneye bağlı işlem yaptırdığı gösterilmiş.

-Hasta taburcu olduktan sonra yataklı tedavisi varmış gibi gösteriliyor. Böylece hem SGK’dan hem sigorta şirketinden para alınıyor.

-SGK’nın doktorların günlük muayene sayısı için koyduğu kriter var, her branş için de hasta başına kuruma ödeme yapılıyor. Bu sayının altında kalan özel hastaneler vasıfsız hastane personelinin kimlik bilgileri ile muayene, tetkik, tahlil gösteriliyor.

SAYIŞTAY RAPORU NİYE GÖZARDI EDİLİYOR?

Üniversite hastanelerine ‘kendi yağında kavrul’ diyen hükûmet, kendisine yakın işadamı, hekim ya da fonların açtığı özel hastanelerin milletin vergileri üzerinden rant elde etmesine gelince hiç oralı olmuyor.

Halep oradaysa Sayıştay raporu burada. Niçin tespit edilen usûlsüz beyanların, muvazaalı işlem ve faturaların hesabı sorulmuyor?

Kamudan ya da özel sektörden senelik 2 milyar TL’yi bulan haksız kazancın fâilleri niye mahkeme önüne çıkarılmıyor?

İnsan hayatını hiçe sayan bu kirli nizamdan kim ya da kimler servet elde ediyor?

O borcu şimdilik Maliye Bakanlığı üstlendi.

Hasataneler 2020’den itibaren SGK’ya 60 eşit taksitte ödeyecek. Nasıl ödeyecekse artık?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürü olduğu devirde SSK’yı batırdığını iddia eden Adalet ve Kalkınma Partisi lideri ve Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan acaba üniversite hastanelerinin perişan hali ve özel hastanelerde dolan dolaplar için ne düşünüyor?

Moda cümleyle sual edeyim: Üniversite hastanelerini kim batırdı?

Önceki Son 10 Yazı:
Çiftlikbank ve kötülük tohumlarının hazin hasadı - 17 Mar 2018
Millî Moody’s geliyor, şimdi onlar düşünsün! - 13 Mar 2018
Pişkinliğin bu kadarı da fazla: Moody’s’in not indirimini bile Gülen Hareketi’ne bağladılar… - 12 Mar 2018
Dolarize olduk - 11 Mar 2018
Yalancı baharın iktidarı - 09 Mar 2018
Saray’da daha çok faiz toplantısı yaparsınız - 06 Mar 2018
Militarist ekonomi ve OYAK - 05 Mar 2018
Senaryo değişti, her an her şey olabilir - 03 Mar 2018
Evet, ‘beşli çete’ diyorlardı - 02 Mar 2018
Asgarî ücretten vergi kalktı mı? - 01 Mar 2018
önceki yazı

Çok yiyen değil sağlıklı beslenen hasta olmaz!

Sonraki yazı

Yaşananların sorumlusu Barolar Birliği'dir

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir