Süper kahramanlar ve detaylar

YORUM | HAKAN ZAFER

Sıradan görünümlü, arabasıyla günlük işine giderken polis telsizi dinleyen kahramanımız, tam da geçmekte olduğu caddeye yakın bir yerde meydana gelen olay anonsuna dikkat kesilir. Vaziyet etmek için üstünü başını değiştirmeye bir kuytu köşe arar. Çöp tenekeleri ve buhar sızıntılarının arasından -akça pakça bir dede olacak değil ya- hususi mamul kostümüyle çıkar karşımıza. Giymeden güçlerini kullanamıyor ya, kostüm deyip geçmeyin.

O güne kadar şehirde görülmemiş bir yaratık etrafın hışırını çıkarmaktadır.

Kahramanımız nasibini sopa cinsinden almış olsa da eli armut toplamaz. Yediği sopadan toparlanıp yüzünü parkeden henüz kaldırmışken bir de ne görsün!

Bu muzır varlık da her istilacı yaratığın hobisi, arabaları fırlatmaya başlar. Tam o esnada bir otobüsü kaldırmış yere çalacakken kahramanımız belirir. Gelir gelmesine de otobüsü değil, otobüsün düşeceği parkta -o hengâmede nasıl oluyorsa artık hâlâ- oynayan çocuğu kurtarmak için. Koca otobüsü tam çocuğun üzerine düşecekken kavrar ve kaldırıp başka bir yöne atar. O karmaşa arasında öyle de merhametlidir.

Çocuk kurtulur, annesi minnet dolu gülen bakışlarla kahramanımıza teşekkürlerini sunar.

Tamam da otobüs ve içindekilere ne oldu? Onların ve varsa otobüsün düştüğü yerde başka masum metropollü vatandaşların anası ağlasın mı?

Süper güçlerle donatılmış kahramanların enkazına, zihnimizde seçtiğimiz bir masum görüntü uğruna katlanıyoruz. Savunurken enkaz altında bıraktıklarını kim görür ki, ya kurtardığı hayatlar, az mı canım?

Siz yine de “Bizim de bir süper kahramanımız olsun.” demeyin.

Mizacın ayarı yok. Karakterler arası geçiş hızlı olduğu için beklenmedik durumlarda sizi “bu muymuş o bildiğim Âdem evladı?” türünden afallamalara sevk eder, uzun süre toparlayamazsınız.

Dilin ayarı yok. Hesabını soran mı var, kurtaracağım diye vaat ederken perişan eder.

Elin ayarı yok. Tamir eden o değil ya, yapacağım derken yıkıp döker.

Duyguların kararı yok. Süperken yaptıkları, süper olmadıkları vakitlerde kimsece üzerine kondurulmadığı içindir, “bir an gelse de…” beklentisini hep içinde saklar.

Nezaket yok. Yardım isteyemez, ya emreder ya da postasını koyup yardımsız yapamayacağı işlere tek başına dalıp altında kalır.

İncelik yok. Kabasını alıp bırakır. Detaylar, onlar ne ki?

*****

En çok da neyini sevmiyorum bu süper kahraman fikrinin, en acı veren tarafı nedir biliyor musunuz; İnsanı, bir detaya dönüştürmesi.

Ne olacak bu bizim sonumuz? Kimseler umurumuzda değil, gözümüz kahraman ve kahramanlık arar halde. Süper kahramanımız haricinde kalanları, hep o süper kalsın diye var zannediyoruz.

O otobüs var ya, kahramanımızın şov yaparken caddenin diğer köşesine fırlatıp attıktan sonra geriye bile dönüp bakmadığı, kendinizi onun içinde hissediyorsanız yalnız kalmazsınız.

Olur mu öyle şey demeyin, bir de şöyle bakın; Bir otobüs dolusu insan…

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin