S400 krizi ve Batı’yı bölmek!  

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Türkiye, ABD’nin bütün uyarılarına rağmen Rusya’dan S400 füzelerini aldı ve ‘pandoranın kutusu’ açıldı.

Başlangıç paketi 2 buçuk milyar dolar… Türkiye, bu füzeleri muhtemel bir füze saldırısına karşı korunma amaçlı kullanacak.

Kimden? Rusya’dan? İran’dan? Suriye’den? İsrail’den? ABD’den? Yunanistan’dan? Kıbrıs Rum Kesimi’nden?..

Doğrusu Türkiye’ye yönelmiş böyle yakın bir tehdit yok.

Türkiye zaten NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında. Dünyadaki en güçlü askeri blokun içerisinde. Herhangi bir ülkeden saldırıya karşı NATO’nun savunma garantisi var… 

NATO dışında bir ülkenin saldırması, ABD ve Almanya, İngiltere, Fransa dahil dünyanın en güçlü ordularını karşısına almak demek?

Türkiye, Rus yapımı S400’ü ancak NATO içinden veya NATO’dan gelecek bir tehdidi önlemek için almış olabilir ki, bu da NATO içinde kalıp NATO sistemlerine entegre olup alınabilecek bir karar değil… 

***

Peki Ankara neden yakın bir tehdit söz konusu olmadığı halde ısrarla bu sistemi aldı?

Erdoğan, F-35 gibi dik iniş ve kalkış yapabilen, uçak gemilerinde de kullanılabilen ve ‘hayalet uçak’ serisinden bir teknoloji harikasını, S400 için elinin tersiyle itti?

Üstelik Türkiye F35’lerin proje ortağı, parça üreticisi ve 100 adetlik dev bir filonun teslimi yaklaşmıştı.

ABD, Türkiye’yi projeden ihraç etti, Türk firmalarının parça üretimleri askıya alınacak.

Türkiye’nin kaybı 7 buçuk milyar dolar civarında. 

ABD’nin yeni yaptırımları da devreye sokması ihtimal dahilinde.

F16 modernizasyonuna ilişkin parçaların satışının da engellenmesi, Türkiye’ye bir kısım ekonomik yaptırımların da uygulanması konuşuluyor.

Olmayan bir tehlike için sonuna gelinmiş çok daha kıymetli bir teknoloji harikasını elinin tersi ile itmek, itebilmek nasıl bir aklın işi olabilir?

Anlamak kolay değil. Belki filmi biraz daha geriye sarıp izlemek lazım…

***

F35’e karşı S400’ün tercih edilmesinde iki önemli iç faktör rol oynamış gözüküyor.

Birincisi, 15 Temmuz darbe girişimi veya ‘kumpas darbesi’… 

TSK’da darbe soruşturmalarını kat kat aşarak başlatılan ‘’NATO yanlısı subayların tasfiyesi’’ operasyonu, Avrasyacı kanadın hakim unsur haline gelmesi bu kararın alınmasında kilit önem arz ediyor.

İkincisi, Erdoğan yönetiminin ‘otoriter tek adam’ rejiminde karar kılması, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğünden vazgeçip, özgürlükleri yok etmesi… 

İktidar, Rusya ve Çin ile hareket edip ‘tek adamlar ligi’nde yer alırlarsa, Batı’nın demokratikleşme baskılarından kurtulacağını, Esed ve Maduro gibi ne olursa olsun, Rusya’dan koltuğunda kalmak için destek göreceğini düşünüyor.

***

İki kırılma içe bakan kırılma noktası dışında, iki önemli dış faktör de rol oynuyor.

Birincisi, Batı Bloku topyekün bir ‘kahtı rical’ (lider eksikliği) dönemi yaşıyor. 

Ne Trump ne May ne Merkel ne de Macron Batı Bloku’na liderlik edebilecek vizyon ve güçte isimler değil.

ABD Trump’ın gafları ve stratejiden yoksun çıkışları ile gel-gitler yaşıyor.

Avrupa Birliği, Brexit şokunu atlatabilmiş değil ve hemen her ülkenin başı aşırı sağcıların yükselişi ile dertte…

Batı, lider açığı nedeniyle ilkelerinden uzaklaşarak, Erdoğan rejiminin AB’ye aday bir ülkeyi otoriter devlete dönüşmesine seyirci kaldı. ‘Yumuşak güç’ etkisini ve ‘havuç’ politikalarını uygulamada yetersiz kaldı…

İkinci dış faktör, hiç şüphe yok ki, Putin’in stratejik hamle başarısı… 

Rusya’nın son 20 yılına damga vuran, KGB’den özel eğitimle yetişmiş Putin bir taraftan basit hamleler ile Batı’yı sorunlar yumağına itiyor bir taraftan da Rusya’nın yayılmacağını ve nüfuzunu artırıyor.

ABD’de Trump’un seçilmesi ve İngiltere’de Brexit kararlarında, Putin’in ‘trol ordusunu’ devreye soktuğu ve sonuçlara etki ettiği biliniyor.

Son dönemlerde, Rusya’nın AB içerisindeki aşırı sağ partilere de dolaylı destek sağladığı ve finans yardımında bulunduğuna dair güçlü iddialar ortaya atılıyor.

Putin bir yandan Batı’yı basit hamleler ile iç sorunlarıyla boğuyor bir yandan da Ukrayna, Gürcistan, Suriye’de olduğu gibi askeri operasyonlara girişiyor. Toprak ilhak ediyor. Batı’nın nüfuz alanlarını daraltıyor.

Batı ‘kaht-ı rical’ yaşarken, Putin istikrarlı bir şekilde yükseliyor. 

***

S400 hamlesi de en az diğerleri kadar değerli.

Putin, Türkiye’ye bu silahı satarak, dünya silah pazarındaki yerini büyütüyor. 

Ama çok daha önemlisi, NATO’yu da çatlatacak bir hamle gerçekleştiriyor. 

Brexit’in AB’yi bölmesi gibi, NATO’yu bölecek bir hamle…

Putin, S400’ler için 2 buçuk milyar almak yerine Türkiye’ye 25 milyar dolar verse sezadır.

Uzmanlar hamleyi şöyle özetliyor;

‘’S400’ler bir nevi bilgisayar programı… F35’ler de… S400’ler F35’lere karşı bir savunma silahı… NATO’nun hava sahasını korumak ve dost uçakları tanımlamak için bir ortak hava savunma ağı var. Türkiye, ‘dost uçak’ tanımlaması yapabilmek için S400’lere ‘hayalet uçak’ F35’lerin de kodlarını yüklemek zorunda… ABD ile kırılmanın nedeni de işte bu… Milyarlar harcanan bir projenin S400’lere yüklenmesi, Rusya’nın da eline kodların geçmesi demek…’’

Putin, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne neden olan Batı Bloku’nu, basit gibi duran ama çok etkin sonuçlar veren hamleler ile mefluç ediyor…

***

S400 krizi, Türkiye’nin ‘tek adamlar ligi’ne düşmesi ve Putin’in akıllı hamlelerinin bir sonucu… 

Aynı şekilde Batı’da lider eksikliği ve 15 Temmuz sonrası TSK’da yaşanan Avrasyacı kadrolaşmanın eseri. 

Türkiye için hazin bir dönem… Batı için de…

1 YORUM

  1. Bir söylediğiniz bir diğerini tutmuyor s400 ler f35 leri tespit edebilen bir hava savunma sistemi kodlar olsun yada olmasın ihtiyacı yok ki güvendiğin tayibi sevmem ama s400 konusunda doğru olanı yaptı ingiltere ab den ayrıldı bundan 10 yıl sonra Avrupa kendini kemirmeye başladığında bu ülkenin çatıya ihtiyacı olucak

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin