AnaSayfa»Manşet»Maskeli Darbe: Piranalar avlarını bekliyor [Yazı Dizisi-2]

Maskeli Darbe: Piranalar avlarını bekliyor [Yazı Dizisi-2]

14
Paylaşımlar
Pinterest Google+

Yazı Dizisi | Veysel Ayhan | [email protected] | @Veyhan

Korkunç bir tuzak kurulmuştu. Emir komuta içinde bir darbe yapılıyor havası verilmişti. Ve Erdoğan’ın diktatörlüğünden, Türkiye’yi sürüklediği uçurumdan kimler rahatsızsa bu tuzağa düşmesi merakla ve şehvetle bekleniyordu. İstenen olacaktı ve Erdoğan “15 Temmuz sayesinde, normal zamanlarda yapamayacağımız birçok şeyi hamdolsun yapabilme imkânına, gücüne sahip olduk” diyecekti.

15 TEMMUZ 2016

En kritik olay darbenin MİT’e ihbar edilmesi. Normal bir ülkede istihbarat darbeyi günlerce önceden haber alır, hükümeti uyarır. 15 Temmuz’da yaşanansa girişimden 9 saat önce istihbaratın uyarılması.

MİT Müsteşar Yardımcısı Sabahattin Asal’ın ifadesine göre Binbaşı O. K. (Bu ismin Osman Karacan olduğu basında yer aldı.) öğle saatlerine doğru MİT’e gelerek darbe ihbarı yaptı.

Sonradan bu ihbarın 14.45’de yapıldığı iddia edildi.

ŞİMDİ KRONOLOJİYİ DİKKATLE TAKİP EDELİM:

14.45: Binbaşı O.K. MİT Müsteşarlığını gidip ihbarda bulunuyor. Ve daha sonra hükümet medyasında Yeni Şafak’ta yayınlanan “görüşme tutanağında” O.K. ihbarın içeriğini aşağıdaki sözlerle anlatıyor:

“Büyük bir faaliyet olabileceğini, hatta darbe faaliyeti olabileceğini söyledim.
Çok kan akacak dediklerine göre, bu faaliyetin iyi niyetli bir faaliyet olmadığını söyledim. Hatta kendilerine, YAŞ kararlarında büyük bir temizlik olabileceği sürekli yazılıyor. Bu nedenle YAŞ öncesinde bir darbe faaliyeti olabileceğini söyledim.”

‘Darbe ihbarı’ mı yapıldı yoksa ‘MİT müsteşarı mı kaçırılacaktı’ tartışmasını bitirmek kolaydı ama…

SANSÜRLENEN ve GİZLENEN VİDEO KAYDI

Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi 15 Temmuz’u anlatan “Darbeye Geçit Yok” adlı kitabında çok önemli bir şey söylüyor:

“15 Temmuz Cuma günü saat 14.45’i gösteriyordu. Binbaşı O.K. bir süredir içinde yer aldığı ama daha sonra vazgeçip devlete bildirmek istediği bir ihbarda bulunacaktı. Anlattıkları görüntülü olarak kaydedilen Binbaşı O.K. ayrıca el yazısıyla altı sayfalık bir ihbar mektubu yazdı. O andan itibaren MİT ile Genelkurmay arasında hızlı bir trafik işlemeye başladı.”

Demek ki neymiş? Aslında ihbarcı binbaşının görüntülü ve 6 sayfalık yazılı ifadesi varmış ama bunlar her nedense kamuoyuna açıklanmıyor. Veya hiç olmazsa savcılara verilmiyor. Sebebi ne olabilir? Büyük ihtimalle ihbarın ‘darbe’ olarak yapıldığının açığa çıkması korkusu.

16.30: Hakan Fidan bu ihbarı alıyor ama nedense tam 2 saat bekliyor. Sonra Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’e durumu telefonla iletiyor.

18.00: Hakan Fidan, karargâha giderek Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’la görüşüyor. Orgeneral Güler’in emir subay yardımcısına göre Fidan akşamüstü 6’dan önce bir kez daha Genelkurmay’a gelmiş.

18.30: Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler Meclis Darbe Komisyonundaki ifadesinde şunları diyor: “Bunun üzerine Genelkurmay Başkanımız derhal telefonu aldı ve harekât merkezindeki görevli Tuğgeneral İlhan Kırtıl’a ‘İlhan, Türk hava sahasını her türlü askeri uçuşa yasaklıyorum’ dedi.”

KÖREBE OYNAMAK…

Bu, şu demek: Genelkurmay, 18.30 itibariyle bir cunta kalkışmasını biliyor. Ama önlemek için harekete geçmiyor. Kuvvet komutanlarının, ordu komutanlarının “Hanımdan öğrendim, 23’te duydum, şoförüm söyledi…” benzeri beyanları hiçbir inandırıcılık taşımıyor. Hava sahası her türlü askeri uçuşa kapatılacak ama Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal bile cuntayı 21.30’da eşinden öğrenecek. Kargaların bile güleceği bu iletişim kopukluğunun mantıki bir izahı yok.

ERDOĞAN’A HABER

19.00 (civarı) 2. Başkan Yaşar Güler’in Komisyon ifadesinden: “Hakan Fidan Cumhurbaşkanı koruma müdürü Muhsin Köse’yi aradı. ‘Peki Muhsin dışarıdan bir saldırı olsa yeterli gücün, silahın ve adamın var mı?’ diye sordu. Oradan bir cevap aldı, ancak cevabını bilmiyorum. Sonra tekrar bir daha ‘Muhsin sana dışarıdan bir saldırı olsa buna karşı koyacak kadar gücün, kuvvetin ve adamın var mı?’ diye bir daha sordu. Oradan da muhtemelen olumlu bir cevap almış olmalı ki ‘Kolay gelsin’ dedi ve telefonu kapattı.”

GERÇEK BİR DARBE GİRİŞİMİ OLSAYDI

Gerçek bir darbe girişimi olsaydı ve Erdoğan’ın olanlardan haberi olmasaydı MİT Müsteşarı Fidan böyle mi davranırdı?

Fidan ne yapar eder, Erdoğan’la bizzat görüşürdü ve Erdoğan da o saat itibariyle Türkiye’yi sokağa dökerdi.

Düşünün Erdoğan’ın kaldığı otele 15-20 dakika mesafede Türkiye’nin en önemli askeri merkezlerinden Aksaz Deniz Üssü var. Burada 2 tugay, yaklaşık 4 bin silahlı askeri personel, savaş gemileri ve uçaksavarlar var. Darbe olsa bu üs Erdoğan’ı rahatça alabilir. Ama Hakan Fidan, Muhsin’in korumalarıyla Erdoğan’ı darbeden korumayı planlıyor! 3. sınıf Hollywood filmlerinde bile bu tenakuzlar olmaz!

Bu telefon konuşmasının, askerlere Erdoğan’ın olanlardan habersiz olduğu mesajını vermekten başka bir önemi yok.

DEŞİFRE OLMUŞ DARBE

18.30’da Genelkurmay, hava sahasını askeri uçuşlara kapatıyor. Darbeyi planlayanların bunu bilmemeleri mümkün mü? Deşifre olmuş ve emir komuta dahilinde olmadığı böylece açığa çıkmış bir darbeyi sürdürmenin rasyonel açıklaması var mı? Prime time’da darbe yapmanın kurmay zekasıyla izah edilir yanı var mı?

19.00 itibarıyla kimsenin daha önceden haberi olmamış bile olsa o saatte herkes girişimden haberdar oluyor. Genelkurmay Başkanı Akar, hava sahasını kapatıyor ama çok önemli bir şeyi yapmıyor.

AKAR EN KRİTİK ADIM ATMIYOR!

Özel Kuvvetler komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı, mahkemede şu kritik bilgiyi vermişti: “TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz ‘personel kışlayı terk etmesin’ emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında mesaiye devam eder. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz 2016’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı.”

PERSONEL İKAZ EDİLSEYDİ…

Bunu, eski Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kuvvet Geliştirme ve Teşkilat Daire Başkanı Tuğgeneral Erhan Caha da teyit ediyor: “Bu girişim öğrenilir öğrenilmez personel ikaz edilmiş olsaydı bu olayların hiçbiri yaşanmazdı.”

Dönemin İstanbul 1. Ordu Komutanı, Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ümit Dündar ise, “Eğer gelen bilgi herhangi bir darbeye yönelik olmuş olsaydı Sayın Genelkurmay Başkanımız tarafından daha farklı emirlerle de bunun destekleneceğini değerlendiriyorum” demişti.

AKAR, 1. ORDU KOMUTANINA HABER VERSEYDİ…

Darbe girişiminden 16.30’da haberdar olan Akar bir takım tedbirler almaktan bahsediyor, ama bu tedbirler arasında kendini ve karargahını koruma yok. Tek yaptığı iş, uçuş yasağı ilan etmek. Tanıklıklara göre Kuvvet komutanlarına bile haber vermiyor 4 saat sessizce bekliyor!

Cumhurbaşkanına, başbakan ve İçişleri Bakanı’na haber vermiyor. Bir başka haber vermediği kritik isim 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar. Türkiye’de bir darbenin başarısı için en önemli ordu 1. Ordu’dur.  İstanbul’daki en yüksek rütbeli subay olan Org. Ümit Dündar darbe girişimini 21:40’ta evinde misafiriyle oturuyorken İstanbul Emniyet Müdürü’nden gelen bir telefonla öğreniyor.

TANKLAR BİRLİK DIŞINA ÇIKMASIN!

Akar, Dündar’a haber verip tedbir almasını sağlamıyor. Oysa 1. Ordu İstanbul’da teyakkuza geçse darbeciler ne köprülere ne de havaalanına yaklaşabilirlerdi. Tedbir alsa Moda Deniz Kulübü’nde düğünde Hava kuvvetleri komutanı Abidin Ünal ve 22 general Konya’dan gelen MAK timi tarafından yakalanmazdı.

AKAR’IN 2. EMRİ

Akar’ın o gece “tanklar birlik dışına çıkmasın!” diye bir emri var ama bu emri Ankara’da Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın en önemli birliklerinden biri durumunda bulunan 28. Mekanize Piyade Tugayı’na vermiyor. Nereye veriyor?

Muharip özelliği olmayan eğitim birliği durumundaki Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu’na veriyor. Korgeneral Metin Gürak’ı buraya bizzat gönderiyor hiçbir tankın birlik dışına çıkmaması emrini veriyor. Dolayısıyla Ankara’da sokağa çıkan tanklar kasten engellenmiyor.

AKAR NE YAPIYOR?

Bunun cevabı Akar’ın Darbe Komisyonu’nun sorularına verdiği cevapta:

“İhbarın büyük bir planın parçası olduğunu düşündük. Tedbirler sayesinde paniğe kapıldılar. Darbe öne çekildi ve akamete uğratıldı.”

Akar’ın bahsettiği alınan tedbirler neydi?

Akar’ın dediğine göre, darbeciler 03.00’te yapacakları darbeyi öne çekmişler. O zaman öne alınması iyi mi olmuş, kötü mü? Emir komuta dahilinde değil ve bir cunta söz konusu ve siz bunu 03.00’ten 9 saat önce öğrenmişseniz öne çekilmesi avantaj değil dezavantaj. Bu bir cunta hareketi. Ve girişimi tamamen kansız olarak bitirmek için önünüzde 9 saat var.

Yani Akar bahsettiği tedbirleri alıp da erkene çekmese elindeki bilgiyle tek damla kan akmadan bu darbe girişimini önleyebilirdi.

TELE-KONFERANSLA KİMSE KIŞLADAN AYRILMASIN DENSEYDİ…

Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu Can Ataklı ile yaptığı TV programında şunları demişti: “Abuk sabuk komik bir şey bu! 6.5 saatte kesinlikle önlenirdi… (telefonla) Konferans çağrısı vardır. Tüm kuvvet komutanlarını, kolordu komutanlarını bağlayın, dersin. ‘Kimse kıpırdamayacak. Kışlalarından ayrılanlar derhal kışlalarına dönsün! Ne bir tank ne bir zırhlı araç ne de elinde tüfek bir asker asla ve kata kışlanın dışına çıkmayacak. Bu kesin emirdir.’ dersin. Ordu budur. 3 tank, 2 zırhlı… Bunlar komedi… Mesela köprüyü koruyan bir batarya var. Köprünün yanında. Mesela o batarya kuru sıkı bir iki atış yapsaydı. Biterdi. Namlularını oraya çevirseydi 2 dakikada o iş biterdi.”

AKAR, TELEVİZYONLARA ÇIKIP ŞU CÜMLEYİ DESEYDİ:

Genelkurmay başkanı, kan dökülmesini engellemek isteseydi çağırırdı TV kanallarını. Ve şu cümleyi derdi:

“Arkadaşlar TSK içinde küçük bir azınlık bu gece 03.00’te darbe yapmayı planlamış. Tüm askeri birliklerimize talimatımdır. Bu tür bir hain girişimin içinde bulunmasınlar. Kimse kışladan dışarı adım atmasın. Böyle bir kalkışmayı lanetliyorum.”

Hatta bunu TV’den ilan etmesine bile gerek yoktu. Tüm kara, hava, deniz komutanlıklarına bildirse kafi idi.

Ama bunu yapmadı. Uzun saatler bekleyişin ardından koskoca NATO’nun en büyük ordusunun Genelkurmay Başkanlığı sadece 33 teçhizatlı asker tarafından basıldı. Cuntacı askerler hiç bir kontrol noktasına takılmadan karargaha çıktılar. Yolda 2. Başkan Yaşar Güler’i görüyorlar. “Tatbikattayız.” diyorlar. Güler, bir gariplik görmüyor, inanıp odasına geçiyor. Sonra askerler Akar’ı ve 2. Başkan Yaşar Güler’i yakalıyorlar!

AKAR, YOĞUN ŞÜPHE ALTINDA

Mahkeme savunmalarında Akar hakkında söylenen iddialar önemli. Mesela Akıncı üssünde Hulusi Akar’ın Erdoğan’la çok rahat görüşebildiği…

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk çapraz sorgusunda “Kesinlikle ona karşı bir saygısız tavır zinhar görmedim. Verdiği emirlerin hepsine baş üstüne dendi. Bir komutana nasıl davranılırsa öyle ve aynen önceki gibi davranıldı. İstediği zaman telefonla görüşme imkânı vardı.”

Evet yüzlerce komiklik barındıran bu senaryonun Yeşilçam’dan bile geçer not alması mümkün değil.

 

Yarın: 3. Bölüm, KANLI TİYATRO

Önceki Yazıları:
Neo-Ebu Leheb’ler ve zift medyası - 09 Eki 2017
Mukaddes göç ve dönüş ne zaman? (4) - 05 Eki 2017
Örnekleri Kur’an’dan bir hareket (3) - 04 Eki 2017
Zıtlıklar ve hayat tutkusu (2) - 03 Eki 2017
36 yıllık çağrı: Nerdesin! (1) - 02 Eki 2017
Kritik sorular ve kapıda bekleyen üç bela… - 26 Eyl 2017
‘TEOG’ gitti, ‘BİLAL SİSTEMİ’ geliyor! - 21 Eyl 2017
Hayâller ak-nesil; gerçekler akbaba çeteleri - 18 Eyl 2017
Yüzyılın hırsızları yarışıyor! - 14 Eyl 2017
Erdoğan hep cumhurbaşkanı kalmak zorunda yoksa… - 11 Eyl 2017
önceki yazı

Arif’i sohbete kim götürdü?

Sonraki yazı

CHP fiili rejimin neresinde?

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir