AnaSayfa»Yazarlar»Alper Ender Fırat»Konforlu aktivistler

Konforlu aktivistler

2
Paylaşımlar
Pinterest Google+

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Binlerce kilometre uzakta, hayatında hiç görmediği ve muhtemelen de görmeyeceği bir yerle ilgili attığı mesajlara bakınca, sabahlara kadar kederden uyumadıklarını düşünüyor insan. Zalim Myanmar yönetimi mazlum Arakan halkına zulmediyor ve insan haklarına duyarlı aydınlarımız Müslüman kardeşinin yanında onun acısını paylaşıyor. Sosyal medyadan yazdığı mesajlarla bu zalim yönetimi en ağır ifadelerle telin ediyor, bir gelirse onları doğduğuna doğacağına pişman edecek gibi çıkışlar yapıyor. Öyle ya, bir halk zulüm görür de mazlumların acılarına karşı son derece hassas olan aydınlarımız bu konudaki hassasiyetini dile getirmez mi?

Getirir tabi ki…

Hele Filistin halkının acıları… O zaten yüreklerinde sönmez, dinmez, kapanmaz bir yara. Zalim İsrail hapishanelerindeki suçsuz Filistinlileri, hele de 57 tane Müslüman kadını İsrail hapishanelerinde düşündükçe çıldırmaktan son anda kurtuluyor.

Kudüs orada tutsakken bunun bayram etmesi, sevinmesi hiç mümkün mü? Bu konuya öylesine duyarlı, gerektiğinde öylesine atarlı, ihtiyaç halinde öylesine celalli ki aydınlarımız sormayın gitsin.

Bir zamanlar da Afgan cihadına karşı böyle hassas, duyarlı ve kederli idiler. Çok şükür zerre kadar riske girmeden duyarlana duyarlana Afganistan’ı zulümden kurtardılar(!).

TESTE TABİ TUTULMAYAN DUYARLILIK

İslamcı aydınlar her zaman dışarıdaki, uzaktaki, ıraktaki insan hakları ihlallerine ve zulme duyarlı olmuşlardır. Çünkü bu duyarlılığın hiçbir riski, ödeyeceği hiçbir bedeli yok. Söylediği söz, gösterdiği tavır teste tabi tutulmayacağı ve bedeli olmayacağı için yağacak, gürleyecek onun kaymağını yiyecek; hiçbir riske girmeden duyarlı, hassas, bağrı yanık bir aydın olacaktır. Kalbi İslam dünyası için çarpmış, ümmetin birliği ve selameti için yazılar kaleme alıp konferanslar vermiş ve ekmeklerini kazanmışlardır.

Bunlar; duyarlılıklarını teste tabi tutmayacak kadar oportünist, hesapçıdır. Kendisine hemen ulaşacak bir riske asla girmez. Devletin, hükümetin, kırmızı çizgilerinde asla dolaşmaz, uzaklara uzaklara bakarak duyarsız da kalmazlar. Birazcık riske girenler olursa da onlar da ilk fırsatta gerekli mercilerin elini öper, özrünü diler ve uyumlu aydın haline geleceğine sözler verip, yeminler ederler.

‘Arakandan önce Kürtlerin yaşadığı şehirler yerle bir edildi, yüzlerce masum sivil öldürüldü niye ses etmiyorsunuz?’ Diye sormanın anlamı yok. Zira böyle bir cesaretleri hiç olmadı. Mazlumder içinde küçük bir grubu saymazsak, Kürtlere, Alevilere ya da solculara karşı yapılan insan hakları ihlallerine karşı hep son derece lakayıt, umursamaz bir tutum içerisindeydiler.

HAKSIZLIK ETMEYELİM, SORUN GENEL

İslamcı aydın diyerek haksızlık yapmış olmayayım aslında genel olarak Türk aydını demek daha doğru. Solcu, Kemalist aydınların da hiçbir farkı yok İslamcılardan.

Kediye işkenceye gösterebildiği kadar duyarlılık göstermesi sürpriz değil; çünkü hiç bir riski yok. Bu yolla içinde biriktirdiği bütün vicdan sızıntılarını atıp rahatlayabiliyor. Vicdan birikintilerini buralara harcadıkları için de insanlara karşı yapılanlara tepki göstermesini sağlayacak vicdan esamesi bulunmuyor. Bunlara karşı tavır alsa, tepki gösterse inançsız ve özgüvensiz aydınlarımızın ya devletle başı belaya girecek, ya da kendi mahallesinde azar işitecek.

Aylan bebeğe gösterilen tepkinin milyonda birisi Maden ailesine gösterilmedi. Sesi çıksa, solcu, sağcı, İslamcı, hükümetçi, ülkücü, Kemalist mahallesinin eşik bekçileri yoksa sende mi? diye homurdanmaya başlayacak. İnsan olmak bunu gerektirir, mazluma kimlik sorulmaz gibi yaklaşımlarla kafa konforunu bozmaya ne gerek var?

DİKKAT EDİN…

Siz, bu ülkenin mıymıntı, ödlek, özgüvensiz aydınları kedilere, kutup ayılarına, uzaktaki Arakan’a, hiçbir zaman elinizi uzatamayacağınız Filistin’e duyarlılık göstermeye devam edin. Vicdanlarınızı orada rahatlatın, yoksa Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır insan hakları ihlallerinin yapıldığı bu dönemin zevkine varamazsınız.

Brezilya et lokantalarında hayvanlar gibi zevklenemez, yeme yarışlarında derece alamazsınız. Sizin desteğinizle 17 bini kadın, 60 bin kişiyi hapsettiler, yüz binlerce insanı evsiz işsiz, çocukları hem öksüz hem yetim bıraktılar. Mazlumun malına çöküp leş yiyen haramilere verdiler. Siz bunlara kafa yormayın.

‘Bütün İslam aleminin…’ diye başlayan Cuma mesajları gönderip, ‘Arakan da Arakan’, konjonktürü uyumlu olursa ‘Kudüs de Kudüs’ deyip tıksırıncaya kadar yemeye devam edin. Ama dikkat edin, yemek borusuna gönderdiğiniz zevk lokmaları nefes borunuzu tıkamasın, zira aralarında çok çok az bir mesafe var.

Önceki Yazıları:
Botswana bizi kıskanıyor - 18 Oca 2018
Selahattin’in suçu ne? - 10 Oca 2018
Osmanlı diye diye… - 05 Oca 2018
Şeytanın Bremen mızıkacıları - 30 Ara 2017
Devlet bu, marka falan dinlemez! - 21 Ara 2017
Nazizm’in parçaları - 16 Ara 2017
Konforlu aktivistler - 12 Ara 2017
Yüzsüzler - 10 Ara 2017
Yalancıların yatsı vakti - 02 Ara 2017
Hizmet ve eleştiriler - 25 Kas 2017
önceki yazı

Çözüm küresel mi yerel mi?

Sonraki yazı

Bir bisiklet tamircisi ve bir duruşma

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir