Hayal tacirliğinin sonunda Türkiye’nin geldiği nokta: Kriz bugün resmen ilan edilecek!

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

“Kriz mriz yok kardeşim!” diye diye 2018 senesinin ikinci yarısı geride kaldı. Göstere göstere gelen krize hazırlık yapma, erken teşhis ve erken müdahale ile tahribatı azaltma fırsatı heba edildi.

Fırtına yaklaşırken tahkimat yapmak, kemer sıkmak bir tarafa 24 Haziran 2018 Partili Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimi’nden evvel tribünlerin hoşuna gidecek hareketlerle göz boyandı.

Borçlan harca, ötesini boşver! Olmayan paralar havaya saçıldı. Bütçedeki kara delik büyüdü.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN İLK İKİ AYINDA KRİZ

Seçimin üzerinden iki ay geçmeden ekonomi motoru piston yaktı. 220 milyar dolar döviz borcu olan şirketlere öldürücü darbe geçen sene ağustos ayında indirildi. Türk Lirası (TL) bir ayda yüzde 35 eridi. Akabinde yaşananlar malum.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın ihdas etmek için milletin başının etini yediği “başkanlık” sistemi güya ekonomiyi şahlandıracak; dolar, euro, faiz ve enflasyon düşecekti. Bilakis parlamenter demokrasiden kopuşun bedeli ağır oldu.

BÜYÜMENİN YERİNİ KÜÇÜLME ALDI

Ağustosta iktisadi faaliyet öylesine sert daraldı ki temmuz ayında nispeten artıda olan rakamları bile ufalanıp gitti. Eylülde grafik sıfırın altına indi.

Senenin 3’üncü çeyreğinde millî gelir (GSYH) bir evvelki üç aylık döneme kıyasla yüzde 1,6 küçülmüştü.

Türkiye ekonomisi 2018 yılının temmuz-ağustos-eylül aylarını ihtiva eden 3’üncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,6 küçülmüştü. Bugün TÜİK’in ilan edeceği son çeyrek rakamı ile kriz resmiyet kazanacak.

İlk çeyrekte yüzde 7,4, ikinci çeyrekte yüzde 5,3 büyüyen ekonomi ağustosta patlak veren kur krizinin akabinde eksi büyümeye indi. Son 3 ayda ne olduğuna dair elimizde hayli veri var.

Sanayide kapasite kullanım oranı ve üretim çift haneli daraldı. Hem devletin hem de hane halkının nihaî tüketim harcamaları da geriledi. İşsizlik arttı. Velhasıl Türkiye ekonomisi 2018’in sonunda da küçülmeye devam etti.

İKİ ÇEYREK EKSİ BÜYÜME EŞİTTİR KRİZ

İktisatçılar zaviyesinden Türkiye teknik olarak zaten resesyona (durgunluğa) girdi. Sadece krizin resmiyeti eksikti. O eksik 11 Mart Pazartesi günü Türkiye İstatistik Kurumu tarafından ikmal edilecek.

Her rakama her karara müdahale eden Saray’ın gece yarısı “Seçime üç haftadan az kaldı. ‘Küçüldük’ diyerek muhalefete koz vermeyin. Rakamları değiştirin!” nevinden bir talimat vermemesi halinde TÜİK 2018 krizini resmen ilan edecek.

İki çeyrek üst üste eksi büyüme açıklandığında o ekonomi teknik olarak krize girmiş sayılıyor.

Kuvvetle muhtemel GSYH 2018 senesinin son çeyreğinde yüzde 2,4 daralacak. İlk iki çeyrekteki yüksek büyüme hızına rağmen ikinci yarıda rekor daralmanın tesiri ile  Türkiye’de 2018 büyüme oranı ne olacak?

Kuvvetle muhtemel 2018 senesi yüzde 1,8 ila yüzde 2,1 aralığında düşük bir büyüme rakamı ile kapatacak.

FORMÜL DEĞİŞMESE DAHA FAZLA KÜÇÜLECEKTİK

2007 ve 2016 senelerinde TÜİK iki defa büyüme formülünü değiştirmişti. Yeni seri ile yüzde 2 civarında büyümenin eski seride yüzde 1’e yakın küçülmeye tekabül ettiğini bir kenara not etmekte fayda var.

Masa başında hormonlu büyüme rakamlarına ulaşmanın vatandaşın cebindeki parayı artırmadığı işlerin zahiren yolunda gittiği 2018’in ilk yarısına kadar da sır değildi.

TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki performansına bağlı konjonktürel büyümelerin cari açığı tırmandırmaktan, ithalat ağırlıklı tüketim harcamalarını artırmaktan başka işe yaramadığını iliklerimize kadar hissetmedik mi?

YÜZDE 100 YERLİ MALI BİR KRİZ

Bir tarafta TÜİK’in netameli müdahaleleri diğer tarafta borçluluğu artırdı, yalancı bahar havasına herkes inandı, inanmak istedi.

Sanal zenginlik vitrininin arka tarafında hukuk cinayetleri işlendi. En ağır insan hakları ihlalleri işlenirken kimse rahatından taviz vermedi.

Oysa hukuk güvenliği kalmadığında ekonominin de her an bir çukura yuvarlanması mukadderdi.

Hukuk ve demokraside 3’üncü dünya ligine düşmüş bir Türkiye’nin döviz açığı gibi bir riski fazla taşıyamayacağını belirtenler “vatan haini” ilan edildi.

2016’da yüzde 3,2, 2017’de yüzde 7,4 büyüyen bir ekonominin dünyada herhangi bir kriz, tabiî afet olmadığı bir senede krize girmesi ne ile izah edilebilir.

“Yüzde 100 yerli malı bir kriz” bu. Böyle bir krize düçar olduğumuz acı hakikatini kabul edip krizden çıkış reçetesini yazacağımız güne kadar gemi krizden bunalıma, bunalımdan iktisadî buhrana sürüklenecek.

ENERJİ İTHALATINDAN SOĞAN İTHALATINA

Türkiye’nin sadece köprü ve yol inşâ ederek istikrarlı büyüme safhasına geçemeyeceği artık kabul edilmeli.

İşsizliğin azaltılması, Almanya gibi döviz ve bütçe fazlası veren bir ekonomi haline gelinebilmesi imar rantına dayalı büyüme hatasından vazgeçilmesi ile mümkün.

Sanayide, tarımda “üretim” kabiliyetini giderek kaybeden Türkiye’nin petrol-doğalgaz gibi zenginliklerden mahrum olduğu unutulmamalı.. Dün sadece enerji ithal ederken bugün soğan ithal ediyoruz.

Soğan sadece bir misal. Düşük katma değerli sanayi mallarında bile ithalat giderek artıyor. İhracatın içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payı sadece yüzde 3.

Borçlanarak, üretmeden tüketerek büyümenin hakiki bir büyüme olmadığının en bariz misali Türkiye’dir.

270 BİN GENÇ TÜRKİYE’DEN NİYE GÖÇTÜ?

İyi eğitim almış gençler başka memleketlere göç ediyor. 2017’de 270 bin genç Türkiye’yi terk etti. Lisans ya da lisans üstü eğitim alan gençlerin her birine ortalama 100 bin dolar harcandığı dikkate alındığında 27 milyar dolar çöpe atıldı.

“Fırsat maliyeti” denilen ve o gençlerin yokluğu sebebiyle Türkiye’nin mahrum kalacağı hasılat kaybı 27 milyar doların çok fevkinde olacaktır.

Teknik olarak da krize girmiş bir ekonomiye yatırımcılar mesafeli duracaktır. Kaynak ihtiyacının had safhada olduğu bir dönemde TÜİK’in rakamları 2019’un da kayıp sene olacağının işareti sayılacak.

KRİZ 2019’DA DEVAM EDECEK

2019’un ilk 6 ayında zaten daralma devam edecek. ABD ile Türkiye arasında S-400 krizi tırmanırsa 2018 krizinin 2019’a sarktığı ve tarihin en ağır krizi olarak devam ettiği müşahede edilebilir.

Bankalarda dolar hesaplarının üç ayda 22 milyar dolar artışla 171 milyar dolara kadar tırmanması sebepsiz değil.

Hava kurşun gibi ağır ve rakamlar daha berbat hâl alabilir. Ahval-i umumî böyle iken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Alman vatandaşlarını tutuklamakla tehdit edebiliyor. Buna mukabil Alman hükûmeti de Türkiye’ye seyahat edecekleri uyardığı metni güncelledi. “Sosyal medya hesabınız yüzünden Türkiye’de tutuklanabilirsiniz!” denilen seyahat uyarısının acısı yaz aylarında turizmciden çıkacak.

Olacak iş mi? Kuru soğana muhtaç vaziyete düşen seçmen icap ettiğinde vekâlet verdiği siyasetçilerin de kulağından çekmeyi bilmeli.

Hayal tacirliği ve yalanların geçer akçe olmadığını TÜİK bugün ikrar edecek.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin