Ey nefsim

Pinterest Google+

BEKİR SALİM | BABACANLAR

Arşivi karıştırırken gözüme takıldı, baktım ki bugün için… Muhatabı da belli aslında, ama ben gene de Üstad Hazretleri gibi diyeyim:

“İsteyen nefsimle beraber dinlesin…”

 

Ey nefsim, nedir şu sendeki çalım,

Umudumu her gün boş çıkarırsın.

Bu nasıl cehâlet, ne çeşit zulüm,

Amr bin Hîşâm’lara taş çıkarırsın.

 

İnsanlıktan çabuk sıkılmış canın,

Hırsından delice kaynıyor kanın,

Dünyada herkes mi senin düşmanın,

Önüne gelene diş çıkarırsın.

 

Niye özenirsin derebeylere,

Hükmetmek istersin güne, aylara,

Karışıp boyunu aşan şeylere,

Başına gereksiz iş çıkarırsın.

 

Kimseyi dinlemez, benlik güdersin,

Burnunun dikine yürür, gidersin,

Özünde acaba ne vehmedersin,

Ki, dört bir taraftan baş çıkarırsın.

 

Öyle garip garip düşlere daldın,

Acaba kimlerden icâzet aldın.

Son günlerde sihre pek merak saldın,

Şapkandan habire kuş çıkarırsın.

 

Evvelce yok idin, nereden çıktın,

Damla değil iken deryaya aktın,

Şimdi ummanlara kafayı taktın,

Kendini kimlere eş çıkarırsın.

 

Ey Salim, niye hep suratın asık,

Vicdanının sesi ne kadar kısık,

Kapat gözlerini, var gücünle sık,

Belki iki damla yaş çıkarırsın.

 ****

ÇAY LEKESİ

Bir ara eskimiş süsü vermek için çay lekeli sahte evrak üretmişti zift medyası… O zaman dile gelmişti bu dörtlükler… Bilmem onlar mı Reza’dan öğrendiler Reza mı onlardan öğrendi bu sahtecilik işini… Ama, Reza o kadar da akıldan mahrum gibi durmuyor… Önce ülkeyi güldürdüler üstlerine, şimdi bütün dünyayı…

 

Öyle ya, şakirtler çok sever çayı;

İyi düşünmüşsün çay lekesini.

Lâkin, bazı yerler fazlaca koyu,

Kâğıdın hepsine yay lekesini.

 

Çürümüş sendeki tüm insaniyet.

Bu ne vicdansızlık, ne bozuk niyet!

Kir tutmuyor sanma namus, haysiyet;

Aldığın paraya say lekesini.

 

Ne kadar mustarip olsak da bundan,

Gene sıyırmayız kılıcı kından.

Müfteri dövmesi çıkmaz alnından,

İstediğin kadar soy lekesini.

 

Temsilcisi kim bu çirkin usulün?

O’ndan daha mı az ateşin, külün?

Mukayese için, İbni Selül’ün,

Seninle yan yana koy lekesini.

 

Çevrende adam yok, hikmet satsınlar.

“Men dakka dukka”yı hatırlatsınlar.

Dilerim sana da çamur atsınlar,

Tâ ciğerlerinde duy lekesini.

 

Salim der, demek ki, bühtan bir huymuş.

Senin kalıbına tastamam uymuş.

Talihine düşen vazife buymuş;

Marabalar taşır bey lekesini.

Önceki Son 10 Yazı:
‘Erihnâ Yâ Bilal!’ - 18 Kas 2017
İnanan bir insan düşse ye’se… - 11 Kas 2017
Rahmetli Ecevit - 14 Eki 2017
Bir aşk hikâyesi (8) - 07 Eki 2017
Bir aşk hikâyesi (7) - 23 Eyl 2017
Bir aşk hikâyesi (6) - 16 Eyl 2017
Bir aşk hikâyesi (5) - 09 Eyl 2017
Bir aşk hikâyesi (4) - 01 Eyl 2017
Bir aşk hikâyesi (3) - 26 Ağu 2017
Bir aşk hikâyesi (2) - 19 Ağu 2017
önceki yazı

Korkunç cinayet!

Sonraki yazı

Erdoğan’ın Batı düşmanlığının tarihsel ve kuramsal arka planı

2 Yorumlar

  1. Amedu Aliyan Eran
    16 Aralık 2017 at 17:40 — Cevapla

    Selam
    Sözün söyleyene kurbân olduğu an..
    herşey susar ve…
    SâdEce O konuşur!
    lâ mevcûde illâ Hu
    Hüve’l Bâki
    vâr olur vâr oldukça
    kalemin kerâmeti
    sözdür öldüren cümleyi
    sözdür koparan kıyâmeti
    Haktır söyleyen
    Hu v’Allahu Alim’ül Hâkim
    SadakAllah’ül Azîm söyleten
    men de mütâbin müteşekkirem
    bi destur-u cümle-i kurbâ
    vetTekrar Selâm
    Hu v’el Hüve

  2. berrin
    17 Aralık 2017 at 12:23 — Cevapla

    Ayaklar (A.Muhip Dranas)

    Ayaklar

    Ölmüş o, ayrı düşmüş sürüden,
    ayakları dışarda örtüden.

    Ölmüş herkes gibi ölen insan,
    Yalnız ayaklar kalmış yaşayan.

    Ardından ölüme düşen başın
    İki kardeş bakakalmış şaşkın.

    Der ki, bu ayakları görenler,
    Başım değilmiş düşünen meğer.

    Ayaklarım, az gide uz gide,
    Ayaklarım, ümitler peşinde!

    Yolcu ölmüş; işte ayaklar hür!
    Yolcu ölmüş; ayaklar düşünür…

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir