Eren Erdem

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

CHP eski milletvekili Eren Erdem’e hapis cezası verildi bugün. Azımsanmayacak önemde bir olaydır bu. Çünkü Erdem’e yapılan tüm suçlamalar, esasında yakın zamanda CHP’lilere ve CHP’ye yapılabilecek bir operasyona dair aba altından sopa göstermektir. Erdoğan rejiminin Susurluk’u olan MİT tırları hadisesinde Erdem bilgileri ve belgeleri kendisine Bülent Tezcan’ın verdiğini söylüyor. Bülent Tezcan CHP’de önemli bir isim. Ulusalcı kanadın sıcak bakmadığı Kılıçdaroğlu grubundan. MİT tırları konusu o kadar yumuşak karnı ki Erdoğan’ın, örtbas edeceğiz derken ciddi stratejik hatalar yaparak ellerine yüzlerine bulaştırdılar dosyayı! Öncelikle vatana ihanet ve casusluk üzerinden konuya bodoslama girmeleri, “evet biz o silahları Suriye’deki cihatçılara gönderdik” diye itiraf etmekten başka bir şey değil. Zaten o cihatçıları a) başka ülkelerden Türkiye’ye giriş yaptırtıp Türkiye toprakları üzerinden ve Türk sınırlarından geçirterek Suriye’ye sevk eden kendileri, b) o cihatçılara malzeme, silah, mühimmat, para, sağlık hizmeti, lojistik, istihbarat ve koruma sağlayan da kendileri. Şimdi üzerine bir de eldeki video görüntülerinde, TIR’larda ilaç ve insani yardımın altına ustalıkla zulalanmış envai çeşit silah ve mühimmatı ekleyin. Üzerine Jandarma’nın yere yatırıp etkisiz hale getirdiği, TIR’lara eskort eden MİT görevlilerini koyun. Sonra bu operasyonda görev yapan tüm personelin başına gelenlere bir bakın. Dahası, işin içinde hukuktan yana durmuş tüm yargıç ve savcıların akıbeti ne olmuş, araştırın. Can Dündar’a “bırakmam onu öyle” diye mafya türü bir tehditle açık kameralar önünde konuşan bir “reisi” ekleyin. Sonrasında Dündar ve ailesine nasıl zulmettiklerini dikkate alın. Ve son olarak daha geçen hafta tüm bu olaylar sanki hiç olmamış gibi, haberi ilk kez kamuoyuna duyuran Aydınlıkçılara hiçbir şekilde dokunmayan ve onların suçlamalarını düşüren “mahkeme kararını” (!) düşünün. Tablo netleşti mi?

Eren Erdem esasında tek başına haksızlığa uğramış biri değil! Eren Erdem üzerinden mesaj veren bir rejim var. CHP’de ucu Kılıçdaroğlu’na bağlanmaya çalışılan “Erdem haber malzemelerini Tezcan’dan aldı” kurgusun içinde, CHP üzerinde derinlerin yaptığı operasyon çok belirgin. Her ne kadar etkileri sıfıra yakınsa da, Kılıçdaroğlu ve sosyal demokratımsı birtakım CHP’lilerden “kontrollü darbe” ifadesinin intikamını almaya hazırlanıyorlar. Çünkü esasında darbe girişiminin kontrollü olduğu bir gerçek! Tıpkı MİT tırları üzerinden Suriye’ye silah taşındığı gibi.

Eren Erdem’in Zaman gazetesine CHP’lilerin gitmesi olayını “ayarladığı”, “Gülen’den aldığı talimatlarla hareket ettiği”, “Türkiye’yi Avrupa’da kötüleyip durduğu”, “başında takkesi olan fotoğrafların açıkça ortaya koyduğu gibi ‘FETÖ’cü’ olduğu”, “PKK kanallarına haber servis ettiği”, “bunun ‘FETÖ’ ve PKK bağlantısını gösterdiği, “işin ucunun Kılıçdaroğlu’na dek uzandığı” gibi çok ve hukuki savlar (!) var. Böylece hedef kitle sanal gerçeklikle uyumlu hale getiriliyor. Algı operasyonu ağırlıklı rejim diskuru bu! Şimdi bunları izah falan etmek bir tarafa, sadece herhangi bir Batı diline tercüme edin, ki zaten garabeti siz de hemen fark edeceksinizdir, sonra bunu birkaç Batılı gazeteciye sadece okutun, başka bir savunmaya gerek kalmaksızın herkes Erdem’in akıl almaz büyüklükte bir haksızlığa uğradığına kanaat getirir. Aklı başında olmak ve as da olsa “erdemli” olmak yeterli bunu görmek için!

CHP’ye bakıyorum, ses yok

Sözcü gibi “yan cebime koy” solcularına bakıyorum, haberi hilafsız öyle bir “dille” geçmişler ki, “ya adam acaba masum mu be?” diyebilecek birkaç kişi bile okuduktan sonra “ok olsun ‘FETÖ’cüye!” der! Zaten “Zaman gazetesine giderek” hak etmiş her türlü cezayı, değil mi? Gülmeyin, inanın düşünce zinciri böyle bu kesimlerde. Zaten yarın Erdem de çıkar “FETÖ’cü” olmadığını izah etmeye, ispatlamaya kalkar! Bak ne kadar sekülerim, bak geçmişte nasıl bir yaşam tarzım var, bak neler yazmışım falan der. Daha dün Emin Çölaşan’ı bile “FETÖ’cü” diye suçlamaya kalkmadılar mı? Sebebi Çölaşan’ın Gülen Cemaati’ne yakın bazı insanların cidden büyük dramlarına dikkat çeken mektuplara köşesinde yer vermesiydi. Oysa beklenen nedir? “Beter olsunlar!” türü yazılar döşenmek, içerdeki bebeklere, hamile kadınlara, emziren annelere yapılan eziyet ve zulümleri savunmak ve haklı çıkartmak! Ever, çok “erdemli” gerçekten, öyle değil mi? Yani Eren Erdem ceza alırken, Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar ve oğlu Ege Dündar’a zulmedilirken, benim gibi-sizin gibi insanların durumlarına bakıp “vay be, bunlara bile bu eziyetleri yapıyorlarsa, bu işin normali demek ki, biz iyisi mi oturalım oturduğumuz yerde!” demelerini bekliyorlar. Dahası, bu “normale” toplumu alıştırdılar. Tıpkı Hitler döneminde Goebels’in ve adamlarının Yahudilerin esasında insan olmadıkları gibi manyakça bir şeye Alman toplumunu alıştırdıkları gibi, en olmayacak şeyi bile bu topluma kabul ettirebileceklerini biliyorlar artık. Son aşama, iki artı iki eşittir beş dedirtecekler.

Bakın CHP’liler, buradan tarihe not olsun: Can Dündar’ı, Eren Erdem’i, Enis Berberoğlu’nu, onlarca “sol kesimden” insanı mostralık edip, “herkes ‘FETÖ’cü’ olabilir!” demeye getiriyorlar! CHP’de yapılan kozmetik operasyonların yerine daha kalıcı bir önlem alma peşindeler gibime geliyor. İşbankası üzerinden, CHP’nin markalaşmış ve rejimin sahibi algısı üzerinden, partiyi tümüyle “aydınlıkçılaştırmaya” ve “derinleştirmeye” çalışacaklar. Bunlar hep post-Erdoğan döneminin hazırlıkları. Siz Erdoğan bunları yapıyor diye düşünürken kaybettiğiniz stratejik zaman ve mevzileri göremiyor, derin devletin ekmeğine yağ sürüyorsunuz. HDP ile ciddi bir sol bloğa, nasyonalizm üzerinden engel oluyor, yaptığınız “taktik” işbirliklerine bile “bak PKK ile ortak bunlar” diyerek sizleri istedikleri formata getiriveriyorlar. İçinizde demokrat olamamanızın sefaletini gördünüz mü? Oysa her sol partinin a) temel insan hak ve hürriyetleri, b) etnik olarak asimilasyona maruz bırakılan bir halkla, Kürtlerle, doğal bir ittifak halinde olması kaçınılmazdır. Bunları size üniter devletin bölünmesi ve sekiler devletin tehlikede olması üzerinden “yedirildiğini” göreniniz cidden yok mu? Eren Erdem’i milletvekili seçimlerinde aday yapmayan CHP’liler, onun ipini Ergenekoncu derin yapı ve Erdoğan’la beraber çekenlerdir. Tıpkı dokunulmazlıkları kaldıran odaklar gibi, bunlar modern “Denizlerin idamına el kaldıran” en kahraman “sosyal demokratlardır” (!). Demokrat olamadan sosyal demokrat olmayı başarabilen (!) üstün zekalı ve “erdemli” CHP’liler, bugün Erdoğan ve Ergenekoncu ortaklarının tabi müttefikleridir.

Eren Erdem bize bir kez daha hiç kimsenin Türkiye’de güvende olmadığını gösterdi. Ve yine gösterdi ki, bu rejim öyle Erdoğan meselesine indirgenecek gibi satıhsal bir mesele falan da değildir. Sessiz ve “derinden” bir rejim var – içi kapalı kutu. Kutu açılınca kaçacak yeriniz kalmayacak ama!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin