Doğan Medya’nın satılması bir devrin sonudur!

Yorum | Erhan Başyurt

 

Doğan Medya uzun süredir özgür yayın yapamıyordu.

İktidar istediği yazarı göndertiyor, istemediği genel yayın yönetmeni ve Ankara temsilcisini değiştirtiyordu.

Oto sansür bir süredir yerini, ‘yandaş yayıncılığa’ bırakmıştı…

AYDIN DOĞAN’IN AŞİL TOPUĞU ‘KIZLARIYDI’

Kağıt kaçakçılığı, Petrol Ofisi ve vergi soruşturmaları ‘Demokles’in kılıcı’ gibi Aydın Doğan’ın başında sallandırılıyordu.

Bu ağır cezalık suçlamalar nedeniyle, “kanunen sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi kızlarını hapse atarız” denilerek tehdit ediliyordu.

Kızları, Aydın Bey’in ‘aşil topuğu’ydu…

***

10 yılı aşkın süre desteklediği ve umut bağladığı muhalefetin daimi beceriksizliği, her seçim yaşanan hüsran ve 28 Şubat’ta sırtını dayadığı ‘askeri vesayet’in yok olması Aydın Doğan’ın da belini kırdı.

Ya çarpışarak ‘onurlu hezimet’ yaşayacaktı ya da itibarını duvara asıp biat edecekti. O, maalesef ikincisini seçti.

Cengiz Çandar’ın ifadesiyle iktidar önünde eğilmekle kalmadı “secdeye kapandı”

‘TEK ADAM REJİMİ’NE MERDİVEN OLDULAR

Doğan Grubu her daim askere, istihbarata nam-ı diğer ‘derin devlete’ yakın isimlere medyada etkin konumlarda görev verdi.

Hassaten 15 Temmuz’un başarısız olmasında CNNTürk ile oynadığı rolü iktidara yakınlaşma fırsatına dönüştürmeye çabaladı.

Ancak bu sefer de ‘Tek Adam’ rejimine merdiven oldu…

Uydurma iddialarla tutuklanan muhabirlerini hatta eski Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’nun hakkını bile savunmaktan uzak durdu.

***

Garip bir şekilde 16 yılda AK Parti’yi hiç tanıyamadı.

Siyasal İslamcıların, bastırılmış koltuk ihtirasını da Doğan grubunun geçmiş yayınlarından dolayı birikmiş kin ve öfkesini de anlayamadı.

28 Şubat sürecindeki yayınları yokmuş gibi davrandı.

Oysa ‘Muhtar bile olamaz’ manşetleri bugün rutine binen AK Saray’daki Muhtarlar Toplantısı’nın amilidir…

***

Doğan Grubu, ‘Cemaat’i yok etmek’ için iktidarı destekleyen ‘derin yapılar’ ile aynı çizgide hareket etti ve yüzbinlere yapılan kitlesel cezalandırma ile hukuksuzlukları görmezden geldi.

Ancak ‘derin yapılar’ kendilerini bu süreçte daha da derinlerde saklamayı şu ana kadar başardı.

Doğan Grubu ise yayınlarıyla ‘kabak’ gibi sırıttı. Kendisi olmaktan çıktı.

Artık ‘yandaş’ haline gelmişlerdi…

‘İHALE HAVUZU’NA DAHİL OLDULAR

Doğan Grubu’nun Demirören’e satılması ‘yandaş yayıncılıktan yandaş havuzuna’ dahil olmaları demek.

Telefonda dönemin başbakanına ‘Ben bu işe niye girdim’ diye ağlayan, Milliyet ve Vatan’da fiyasko yaşamış 80 yaşındaki Aydın Doğan’la yaşıt Erdoğan Demirören’in geleceği olmayan böyle bir alım için 1 milyar dolara yakın para ödemesi ticari mantıkla izah edilemez…

Doğan Grubu’nun satışı da yüksek ihtimalle, tıpkı Sabah-Atv ve Akşam-Show örneklerindeki gibi ‘hileli satış’.

Para kaynağı öncekilerde olduğu gibi ‘ihale havuzu’, yönetimi de yine güçlü ihtimal ‘siyasi erk’

***

Doğan Grubu’nun yandaş yayıncılıktan havuz medyasına dönüşmesi, zaten demokrasi ve hukukun üstünlüğünden uzak yayın yapan ve itibar zedelenmesi yaşayan medyasının etkinliğini daha da azaltacaktır. 

Doğan Medya’nın ‘artık dayanamıyorum’ diyen Aydın Doğan’dan alınması, şartlar olgunlaştığında yeniden muhalefet yapmasını engellemeye yönelik.

Yoksa mevcut yayınlarından bir rahatsızlık söz konusu olamaz.

YENİ BİR KONTROLSÜZ YALAN MAKİNASI

Satışın en kötü sonucu ise şu: ‘Tek Adam rejimi’ne artık kontrolsüz bir ‘yalan makinası’ daha katılmış oldu.

Muhalefetin artık geleneksel medyada yer bulması, sesini duyurması neredeyse imkansız.

İktidarın, internete de sansür kanununu çıkardığı dikkate alınırsa, artık adil bir seçim yarışı beklemek de hayal…

***

Aydın Doğan, medyasını değerinin altında satarak kısmen zarar etmiş gibi gözükse de, kendisini ve kızlarını muhtemel bir ‘anlaşma kapsamı’nda, şantaj ve tehditten kurtarmış olabilir.

Alternatifi hapis ve tüm mallarına el konulması olan bir ticaret bu… 

Aydın Doğan ve kızları, bir süre sonra kendilerini teminat altına alabilmek için, Sedat Simavi örneğinde olduğu gibi yurt dışına yerleşmeyi seçebilirler.

Zaten özgür yayıncılığın mümkün olmadığı, gazete satışlarının sürekli düştüğü bir dönemde satış Doğan için kurtuluş olmuştur.

Kendisi adına sadece ‘kârdan zarar’ söz konusu…

BİR YAŞAM TARZI İÇİN ‘HÜRRİYET’ ARTIK YOK!

Ne var ki, ülke için bu el değiştirme işlemi, bir devrin sonudur.

Okurları ve bir yaşam tarzı için ‘Hürriyet’ artık yok!

İktidar “dindarları kamudan temizliyor” deyip zulmün değirmenine su taşıyanlar, gerçekte ‘karşı devrim’ süreci yaşandığını, kendi kuyularını kazdıklarını işler böyle giderse çok yakında acı şekilde görecekler…

***

Aydın Doğan, satışla en büyük darbeyi basın emekçilerine vurmuş oldu…

‘Havuz medyası’ olarak itibar ve gelirlerinin düşmesi, Sabah’ın havuzun ‘amiral gemisi’ olması veya Hürriyet’in Sabah’laşması kaçınılmaz…

Bu da binlerce medya çalışanının daha işini kaybetmesi anlamına gelir…

***

En ağır sınavlardan birini de “ilkeli yazarlar’’ yaşayacak.

Ya iktidarın kalemşörü haline gelecekler ya da istifa edecekler.

Milliyet ve Vatan tecrübesi, daha önceki satışlarda yaşananlar ortada, kalanlar asla özgür olamayacaklar.

Gidenler de Doğan Grubu standartlarında bir yayın organı mevcut şartlarda bulamayacaklar ama mesleki onurlarını kurtarmış olacaklar…

DAĞITIM TEKELİ VE 28 ŞUBAT’IN MEDYA AYAĞI…

Bir kötü haber de muhalif medyaya…

Türkiye’de gazete ve dergiler çok büyük oranda Sabah grubuna ait Turkuaz veya Doğan grubuna ait DMD tarafından dağıtılıyordu.

Dağıtım şirketleri artık ‘havuz’da tekelleştiğine göre, muhalif yayınların hayat bulması, dağıtılması, yaygın satış ağına girmeleri neredeyse imkansız.

En zor sınavı, Sözcü ve Cumhuriyet verecektir…

Dağıtılmadıklarında ya da tezgah altına atıldıklarında, bunun hesabını sorabilecekleri özgür bir yargı mercii de yok artık.

Sözcü, Doğan Grubu’ndan özel imtiyazlara sahip, DHA’nın ilk grup dışı abonesiydi.

Şimdi, tüm haber ajansları da ‘havuz’ haline geldi.

Güvenilir ve özgür haber akışı da mümkün değil artık.

***

Dile getirilmiyor ancak bir ihtimali daha vurgulamakta fayda var.

28 Şubat’ın ‘sivil ayağı’nda yer alan medya çalışanlarının artık yargıya taşınmalarının önünde de engel kalmadı.

Ne onların haklarını savunacak bir merci ne de güçlü medya var bundan böyle…

SİZ YİNE DE UMUDUNUZU YİTİRMEYİN!

İktidar 16 yıl boyunca yeni bir medya markası oluşturamadı ama etkin medya kurumlarının tamamını değişik gerekçelerle, ‘havuz’ medyası haline getirmeyi başardı.

Ele geçiremediği diğer özgür medya kuruluşları İpek Medya ve Zaman/Feza gruplarını ise polis baskınıyla gasp edip, ardından kapattı.

***

Sonuç olarak, Doğan Medya’nın satışı Aydın Doğan ve ailesinin kurtuluşu ama özgür medya ve kamu yararının resmen son bulmasıdır.

Bir devrin sonudur.

Tek Adam rejimi ve karşı devrim sürecinde son düzlüğe gelindiğinin de alarm zilidir…

***

Ama yine de siz enseyi karartmayın!

Tüm ‘tek adam rejimleri’nde özgür medyanın tamamı yok edildiği halde, halkın ‘söylenti gazetesi’ karşısında etkili olamamış ve kaçınılmaz akıbeti yaşamışlardır.

Tek sorun bu sürecin zamana vabeste olması…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin