AnaSayfa»Manşet»Böyle muhalefete böyle ülke!

Böyle muhalefete böyle ülke!

Pinterest Google+

Yorum | Naci Karadağ

Allah uzun ömürler versin, Deniz Baykal’ın son fotoğrafını gördünüz mü?

Baykal ile hiçbir soy, sop ya da gönül bağım yok. Sıfır bile değil negatif hatta.

Ancak bir insan olarak son halinden dolayı üzüntü hissettim.

Baykal 1938 doğumlu… Siyasete başlama yaşı, demokrasimizden bile eski.

Siyasi hayatı çalkantılı, mücadeleci geçti ve epey nahoş bir olay neticesinde CHP liderliğini bıraktı. Buna rağmen bir süre sonra siyasete döndü.

Bir insanın bu ısrarını anlayamamak bir yana, başta Baykal olmak üzere herkes kendisine kimin tuzak kurduğunu, kimlerin yayınladığını ve meydanlarda kimlerin “Ne özeli bunlar genel genel” diye bağırdığını çok iyi biliyor. Ancak garip bir şekilde saraya gidip gelmeye başladı Baykal. CHP Erdoğan ile araya mesafe koymuşken kimsenin anlam veremediği bir yakınlaşmaydı bu.

Her neyse sonra ciddi bir rahatsızlık geçirdi ve fiziksel fonksiyonlarını epey hasar gördü. Son görselini sayfaya koyacağım.

Sayın Deniz Baykal’a tek soru soracağım: Bu ısrar niye?

Ömrünüzün tamamını siyasete harcadınız.

Siyaset aile hayatınızdan aldı, özel hayatınızdan aldı, sağlığınızdan aldı…

Şimdi ayakta duramayacak haldesiniz ama hala siyasette ısrar ediyorsunuz.

Hiç dinlenmek, köşenize çekilmek, ne bileyim şöyle fanilanızla bahçenizi sulamayla uğraşmak, torunlarınızı sevmek filan aklınıza gelmiyor mu?

Bir çift lafım da, başta Prof. Aslı Baykal olmak üzere çocukları, torunları ve ailesine… Babanızın halini gördüğünüz halde, neden engel olmuyorsunuz? Niçin “baba yeter, sağlığın çok daha önemli, artık bize vakit ayır” filan demek aklınıza hiç gelmiyor mu?

Babanıza en büyük kötülüğü sizin ettiğinizin farkında değil misiniz?

Daha önce bu köşede yazdığımı hatırlıyorum: Kötülüğün bir ülkede hakim olabilmesi için sadece kötülerin olması yetmiyor. O ülkedeki iyilerin de suskunluğu, tepkisizliği gerekli. Ve görüyoruz ki, Erdoğan iktidarı sadece kendi performansıyla şu anda ülkeyi cehenneme çevirecek gücü elde etmiyor. Yanına muhalefetin de katkısını alarak yapıyor bunu asrın zalimi.

Bahçeli ve diğerlerini bir şekilde ikna edebildiği gibi, diğer rakiplerini de seçim gecesi yaptığı gibi bizim anlayamadığımız bir şekilde susturabiliyor.

Seçim gecesi yaşananları anlayabilen var mı?

Şu linkteki videoda bulunan genç kıza kulak verin bir. İki ay boyunca Tayyip’in giderine gider yapan, atarına karşılık veren İnce, bir gecede nasıl süt dökmüş kediye dönüverdi. Akşener ile beraber nasıl bir ölümcül suskunluğa gömüldü?

Neden?

Taraftarlarına “24 saat uyumayacaksınız, YSK önünde 50 bin avukat toplarım” diyen biri, nasıl bir gecede sus pus oldu? Bunun mantıklı izahını yapabilen var mı?

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun “Anadolu Ajansı ile bizim tuttuğumuz veriler arasında hiçbir alaka yok” açıklamasından sonra gece boyu, “Kimseye inanmayın, başabaş gidiyoruz, seçim ikinci tura kaldı” diye açıklama yapıp dururken, birden bire arazi olmasının manası nedir?

CHP’nin aklı evvel bir yetkilisi Bülent Tezcan yanına Tuncay Özkan’ı alıp gece boyu, “AA’ya inanmayın manipülasyon yapıyor” diye açıklama yaparken, Kılıçdaroğlu ile beraber arka kapıdan kayıplara karışmasının akla yatkın izahını yapabilen var mı?

“AA üfürüyor inanmayın, Tayyip asla yüzde 48’i geçmedi” açıklamasından “YSK sonuçları ile bizim sonuçlar arasında mantıklı pek fark yok” açıklamasına kadar neler oldu? Söyleyebilecek var mı?

Soruyorum, var mı?

Halk TV denen havuzdan hallice CHP yandaşı kanalın gece boyu, “Yukarıda AKP’liler sinirden yerleri yumrukluyorlar, duvarları tırmalıyorlar, biz kazandık” türünden yayınlar yaparken birden bire kitap satışı advertorialına dönmesinin sebebini bilen eden var mı a dostlar?

Fuat Uğur isimli bir yandaş var. Rüzgar nereden eserse oraya çevirdiği yelkeniyle bilinir. Zaman zaman yandaşlar arasındaki kavgada hırpalanır ama ekmek kapısı olduğu için şimdilik hala AKP limanında demirli durumda. Bu yandaş 15 Temmuz’dan tam 4 ay önce darbe olacağını ifade eden bir yazı kaleme aldı. Başlık aynen şuydu: “Cemaat’in “Hususiler”i darbe için Ankara’da toplandı.” Uğur’un böyle bir şeyden haberdar olması elbette mümkün değildi, tıpkı “Kabataş Yazısı” gibi önüne servis edilen şeyi köşesine ismini koyarak yerleştirmişti. (BKZ)  Darbe sonrası kırk bin takla atarak reklamdan, gofretten “darbeyi biliyorsunuz”, ayağına içeri atılanlar oldu. 17 yaşındaki çocuklar müebbet aldılar ama bir kişi de bu herifi çağırıp, “Gel bakalım yandaş, kim sana üfürdü bu bilgileri hele söyle?” diye sormadı. Aynı zat, 24 Haziran’dan önce ne yazdı biliyor musunuz?

Başlık şu: “Yarın gece Muharrem İnce ne yapacak?” (BKZ)

İnce’nin seçim gecesi sarhoş olacağını ve o nedenle yanındaki arkadaşlarının ona sahip olması gerektiğini yazıyor yandaş kalem… Üstelik sadece o da değil, kerameti kendinden menkul pek çok havuz kalemi aynı şeyleri geveleyip durdu seçim öncesi. (BKZ)

Hiçbir CHP’li bunu fark etmiyor ya da umursamıyor, ne diyelim!

Devam edelim biz… Şu videoyu bir izleyin…

Teyzenin dediklerine kulak verin ve öldürücü olan son cümleyi duyun. Durum bu. AKP kendisine oy veren seçmenin çok önünde ve onların algısıyla arzu ettiği gibi oynuyor. Pek çok AKP’linin dediği gibi bizzat Erdoğan çıkıp “Evet ben çaldım, iyi ettim oh canıma değsin” dese bile “Helal olsun Reis’ime, yarasın” diyecek bir kitleden bahsediyoruz.

Ancak görülüyor ki CHP seçmeni de partisinin önünde. İlerisinde…

Bu ülke bu muhalefeti hak ettiği halde, bu kitle bu muhalefeti hak etmiyor. Aylarca külyutmaz numarasına yatıp seçim gecesi dünyanın en şapşal partisiymiş gibi davranmalarını sadece CHP seçmeni değil aklı başında hiç kimse hak etmiyor.

Öyle bir muhalefet düşünün ki (Buna Akşener ve Temel Reis’in partilerini de ekliyorum) zeka ürünü bir seçim kampanyası yapıyor. İktidar ne yapsa hep altta kalıyor, hep edilgen. Erdoğan hayatında yapmadığı kadar çok hatayı bir tek kampanyada yapıyor. Ancak seçim gecesi öylesine tuhaflıklar oluyor ki, ülke rejim değişikliğine giderken muhalefet kuzu kuzu…

Bunun izahını yapmak zorunda birileri…

“Gerçeği yer altına gömseniz bile, o yine büyüyerek patlayacak ve her şeyi yok edecektir.” der Emile Zola… Bir gün mutlaka gün yüzüne çıkacaktır elbette gerçekler…

Ancak, seçimde MHP üzerinden oyun oynandığını anlamamak için aptal olmak lazım değil mi?

Neden bir tek muhalefet yetkilisi oturup bu rakamları karşılaştırmıyor. Örneğin AA rakamlarıyla YSK rakamları arasındaki 600 bin oy farkını sorgulamıyor.

Bakın, oy oranı değişik olabilir ama oy sayısının değişmesi garip değil mi?

Şu fotoğraflardaki tabloları mantıklı izah eden biri çıksın anlından öpeceğim:

Önce mantığa uyan neticelere bakalım. Gerçi bunlar bile akıl dışı ama hadi tamam diyelim.

Şimdi sıkı durun:

Mardin’de iktidar bile zar zor 7 bin oy artırabilirken (HDP’nin kaybettiği 35 bin oyu ki seçmen sayısı yaklaşık 30 bin arttığı halde) MHP mucizevi bir şekilde 10 bin oy arttırıyor! MHP Mardin’de % 181 oy artırıyor sevgili dostlar!

Garip değil mi sizce? Daha durun MHP’nin kalesi (!) Şırnak’ı görmediniz henüz!

HDP yanlış yazıldığı için çizdim, zaten esas meselemiz MHP. Şırnak’ta 6 bin 500 yeni seçmeni var MHP’nin ve artırılan oy yüzdesi % 203

Diğer Kürt vatandaşların ağırlıklı oturduğu iller de farksız. Hakkari’de % 123, Siirt’te % 200… Bu rakamların hiçbir mantıklı açıklaması olmadığı gibi, seçim sonuçlarının masa başında yapıldığının ciddi emareleridir.

Düşünün 3 ay boyunca kavurucu sıcakta o meydandan bu meydana koşuyorsunuz, millet ardınızdan geliyor milyonca insan bir mitingde toplanıyor. ‘Oyunuza sahip çıkın’ diye ortalığı yıkıyorsunuz ama seçim gecesi arazisiniz! Ne ayaktır bu hemşerim?

İzah edin bu durumu izah!

Türkiye rejim değiştirirken arka kapıdan kaçıp gidenler olarak tarihe geçtiniz farkında mısınız?

Daha bitmedi ama bugünlük bu kadar rakam yeter.

Şunu söyleyeyim aslında başta CHP olmak üzere bu seçimi kaybettiği söylenen partilerin aklı başında adamlarının yapması gerekeni galiba bizim yapmamız gerekecek ve il il tek tek ele alıp 1 Kasım seçimleriyle karşılaştırmalı analiz yaparak oynanan oyunu ortaya çıkarmak gerekecek…

Umarım yapabiliriz.

Artık sonraki yazıya…

Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.

Önceki Son 10 Yazı:
Herkesin fiyatını bilen adam! - 27 Haz 2018
Bir seçim yazısı - 26 Haz 2018
Son vurgun! - 24 Haz 2018
Sayenizde! - 22 Haz 2018
Neyden sıkıldık? - 21 Haz 2018
Siz! Riyakâr, hırsız, cahil, bahtsızlar taifesi - 20 Haz 2018
Bir ‘Prompter’dır yaşamak! - 19 Haz 2018
Seçim öncesi, Çom-Ar’ın dev anketini açıklıyoruz! - 15 Haz 2018
Ertesi gün - 13 Haz 2018
Sevsinler böyle ‘Adalet’i! - 12 Haz 2018
önceki yazı

Gitmeyi bilmek

Sonraki yazı

New York Times: ‘Erdoğan’ın sultanlık planı’

4 Yorumlar

  1. Ayhan Öztürk
    28 Haziran 2018 at 15:01 — Cevapla

    Naci Bey,

    Grafik bilgilerini Odatv’den anladığınızı yazmanız gerekli.

    İkincisi sadece bir sehirdeki islak imza ile YSK bilgileri karşılaştırılırsa yeter.

  2. Seyda Akıncı
    28 Haziran 2018 at 15:19 — Cevapla

    Sayın Karadağ,analiziniz o kadar gerçekleri kör gözlere sokuyor ki; bir şey demek mümkün değil. 7/24 her zaman havuzun kirli bilgisiyle beslenen güzel ülkemdeki durum maalesef bu!

    Muhalefetin olmadığı bir yerde zulüm katlanarak artacaktır. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de muhalefet verdikleri sözleri unutup hiçbir şey olmamışçasına bulundukları mevkilerde sabitkadem durmaktadır.

    Türkiye’de bu analizlerinize cevap verecek kabiliyette ve kıratta hiç kimse yok. İşte bu yüzden “taşları bağlayıp,itlerin salındığı” bir dönem yaşanıyor. Muktedirler ne kadar kendilerini gizleyebilirler ise o kadar iktidarda kalacaklardır. Mahalle bakkalından berberine varana dek herkes hem iktidarı eleştirirken(verdiğiniz videodaki teyze gibi) hem de başka alternatif bulamadıklarından dolayı istemeyerek de olsa sandığa gidip oylarını iktidara vermekteler.

    Kanaatimce; başta sizler olmak üzere kendi ülkesinde barınmaları,yayın yapmaları ellerinden gasp edilerek alınanların yapmış olduğunuz bugünkü hizmetlerinizin her geçen gün yavaş da olsa bazı kesimlerce araştırılmasıyla bilgiye ulaşılmasını sağlayacaktır. Ama bu olay kısa zamanda değil;büyük bir felaketle yüzleştikten sonra gerçekleşecektir. Şimdilik bizler de sizler gibi tarihe not düşmekle üzerimize düşeni yapıyoruz.

  3. Ahmet Kul
    28 Haziran 2018 at 17:02 — Cevapla

    Seamun aleküm Naci bey ,ben bu yazınızı okudum Deniz Bayka’la sorunuzun cevabını bende çok merak ettim ve hayatının finalini yaşayan biri olarak tam hidayete ermesini arzulayan biri olarak(dogrusunu Allah bilir) ancak ,benim sahsi kanaatime gore gore düşündüm tabiki. Daha sora kuran okuyordum dün kaldığım yerden bir iki sayfa okudum, yine aynı soru zihnimi meşkul etti ,kalbime geldiki acaba bilmedigimiz bir gunahımi var gecmişte zulüm etmistirde bu gün yapanlar gibi biz bilmiyoruzdur o nedenle Allah cc. ona hidayet nasip etmeyecekmi diye kalbimden geçti ,o anda okudugum ayette yol kelimesinin arapcasini okuyordumki ayetin tamamının anlamıni merek ettem ve durdum mealine baktım ve işte o ayetler. Dogrusunu ancak Allah cc. bilir.

    Nisâ, 168. Ayet: Şüphesiz inkâr edenler ve zulmedenler (var ya), Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.
    Nisâ, 169. Ayet: (Allah onları) ancak içinde ebed
    î kalacakları cehennemin yoluna iletir. Bu ise Allah’a çok kolaydır.

  4. Veysel
    28 Haziran 2018 at 23:58 — Cevapla

    “Boyle ulkeye, boyle muhalefet” lafi daha uygun olur sanirim.
    Bunun baska bir soylenisi daha var ama buraya yakismaz tabiiki.

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir