Birinci, ikinci, üçüncü adım tamam; şimdi ne olacak? [ANALİZ-MEHMET EFE ÇAMAN*]

21. yüzyılda devletlerin içisleri diye bir ÖZEL ALAN yok. Dünya olanları görüyor, biliyor. Türkiye cidden küme düştü. Saray da bunu biliyor. Ayakta kalmaları stratejik dengelere bağlı. Suriye’deki göçmen sorunu AB’yi (başta Almanya olmak üzere) susmaya zorluyor.

ABD de Suriye’deki kara hareketi ve IŞİD meselesi nedeniyle Türkiye’nin diktaya adım adım ilerleyişini sineye çekmek zorunda kalıyor. Rusya çok memnun. Atlantikçi Kanat’ın (ABD-NATO) önemli stratejik adımı Türkiye’yi onlardan koparmayı başardı (1945’ten beri ilk kez). Bu net! Türkiye’deki bu fiili rejimin tek derdi var: İKTİDARI NE PAHASINA OLURDA OLSUN korumak! Yoksa kendileri açısından durum harap.

Bu denklemde tek çözemediğim Türkiye’deki muhalefet!

CHP, inanılmaz pasif, çok ciddi bir bocalama hali içerisinde. Her şeyi kabulleniyor. Sanırım tek mantıklı sebebi, derin devletin yükselişi. Derin devlet (ulusalcı – Atlantikçi askeri ve bürokratik kanat), ideolojilerini 30’lu yılların Kemalizm’ine dayandırıyor. CHP bundan etkilendi. Oysa Avrasyacı – ulusalcıların tek derdi Rusya ile stratejik ortak olmak ve NATO ile ilişkileri gevşetmek, hatta bitirmek.

İşin bu boyutu, Batı ile ilişkilerin de gevşemesini gerektiriyor. Zaten AB için Türkiye dosyası kapandı. Bu da AKP’nin çok hoşuna gidiyor. Bu kompleks denklemde CHP, AKP-Derin Devlet ikilisinin yanında yer alıyor. Garip ama çıkar birliği nelere kadir. Burada toplumdaki derin bir Batı karşıtlığı su yüzeyine çıkıyor. AKP’nin Osmanlı kimliği ile CHP’nin ulusalcılığının ortak noktası bu. CHP’deki ulusalcı kanat artık Sosyal Demokratları tümden pasifize etti. Partiyi ve Kılıçdaroğlu’nu kontrollerine aldılar.

Aslında içeri alınan tüm General/Amiraller TSK’daki NATO’cu kanat. Ergenekoncular da Avrasyacı kanat. Bu ikisi arasında güç mücadelesi var! CHP bu durumda muhalefet yapmamayı seçti. Çünkü tüm görevden alınan eski ulusalcı Avrasyacı subaylar aktive edildiler. İnsan hakları meseleleri veya hukuk devleti hiç bir zaman CHP’nin genel ilgi alanına girmiyor. CHP kurmayları ve tabanının algısı: bırakalım dinciler birbirini yesin. Sonuçta güçlenen kim olacak? Ulusalcı -milliyetçi taban. CHP 30’ların Türkiye’sini hayal ediyor. Bu Türkiye’de demokrasi yoktu ki! Mücadele hukuk için değil, iktidar için. Tipik İttihatçı bakış!

AKP de bu bakışa sahip. Onların da hak-hukuk-demokrasi söylemi, kendilerini laik devletin baskısından kurtarmak içindi. Ve bu halloldu! AKP artık demokrasiye neden ihtiyaç duysun? 1982 anayasasının tüm faşizan güç enstrümanlarını kendi kontrolüne aldı! AKP aslında kendi tek adamını yarattı. BU STRATEJİ SİZE BİR YERLERDEN TANIDIK GELMİYOR MU? Armut dibine düşer. Cumhuriyet Türkiyesi siyaseti bu.

Gelelim MHP’ye, MHP bitecek

İdeolojik olarak miadı doldu. Bir kısmı AKP diğer kısmı ulusalcı-devletçi CHP ile füzyona girecek. Gelinen nokta itibarıyla, 2,5 parti ve bir ayrılıkçı hareket var TR’de. 2 parti (en azından fiilen) ve bir ayrılıkçı hareket kalacak. Eğer Avrasyacı ulusalcı kanat dikiş tutturursa, Rusya ile stratejik ortaklık olacak. Bu senaryoya göre, Bati Kürtlere devlet kurdurur.

Rusya ise Türkiye’ye kısa sureli çıkarları perspektifinden bakar. Avrasyacı’lar, üzgünüm ama Dugin sizden, Putin ise ‘Reis’ten çok daha akıllı. NATO-Batı yönelimi olmadan Ruhsar’a karsı sıfır savunma şansı var Türkiye’nin. Hayale kimse kapılmasın ve üzülmesin. Bu böyle! Kusura bakmayın. Dahası, Avrasyacı-ulusalcı kanat, diktatörlüğü sorunsuz kabullenir. Biliyorlar ki su anki fiili rejim maksimum 10-15 yıl (doğal nedenlerle). Sonunda kazanan pragmatist AKP’li İslamcılar değil, kondisyonu/altyapısı daha iyi Ulusalcı-Avrasyacılar olur.

Halk var ama, diyenlere:

Unuttunuz mu? Demokrasiyi bitirmiştiniz 2016’da!!! Bu durum sizce “milli irade” filan tanır mı? Zaten biz bitirmedik ki diyecekler! Cebir kullandıklarında da, bugün hangi yöntemler kullanılıyorsa, aynılarını bugünkü AKP’li İslamcılara yapacaklar. Görüldüğü üzere, bugünkü AKP’li pragmatist İslamcılar, aslında KURŞUNU KENDİ AYAKLARINA SIKTI! Derin devletin zamanı çok. 10-15 yıl nedir ki… Araba yolda nasılsa ve hızla hedefe ilerliyor. İntikam hissiyle yanıyorlar. Derin devlet Silivri’de 5-6 yıl kendilerini yatıran, süründüren pragmatist İslamcıları simdi güdümüne aldı. OLAN TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİNE, GELECEĞİNE OLDU. YAZIK OLDU bana sorarsanız.

Şimdi 15 Temmuz darbe girişimine bir de bu perspektiften bakın

Sanırım bir çok şeyi daha iyi anlayacaksınız. Türkiye’nin Rusya’nın stratejik ortağı olmasının bir bedeli olacak. Ha, bu 1-2 güne olmaz. Ama orta vadede olur. Rusya da umursamaz, söyleyeyim! TSK’nın tüm general-amiral kadro toplamının  yüzde 50den fazlası tutuklu. Bu durumun tek mantıklı açıklaması: İÇ HESAPLAŞMA!

Ulusalcı-Avrasyacı derin yapı ipleri eline geçirdi. Bu tipik bir kurmay planı. Kitabına uygun. Psikolojik harp tekniği uygulayarak kendilerine hasım olan gurubu ÖTEKİLEŞTİRDİ ve toplum nezdindeki KREDİSİNİ sıfırlatmayı başardı.

Bu birinci adımdı.

İkinci adım, gücünü berkitme. Yani güç temerküzünü sağlama. Eski subayları TSK’ya aldı. Bu ikinci adımdı.

Sonraki adım, demokrasiyi sıfırlama, anayasayı SİVİLLERİN ASKIYA ALMASINI SAĞLAMA. Amaç: İleride demokrasi temelli eleştiri almamak.

Bu üçüncü adımdı. Bunu sağladılar. Kitle oyuna sahip pragmatik İslamcı AKP, kendi kendine demokrasiyi yok etti. Etmedi diyebilen var mı?

Şimdi zekâsına güvendiğim tüm takipçilerim, sizlere soruyorum: SİZCE BİR SONRAKİ HAMLE NE OLACAK?

Ben bu analizi şu an mevcut veriler ışığında yaptım. Gördüğünüz üzere, dış faktörler ciddi başat belirleyici konumunda.

Bu şu demek: dış aktörlerin stratejilerindeki değişmeler, bizim küçük-yerel Türkiye denklemimizi de her zaman etkileme potansiyeline sahip.

Bizde Cumhurbaşkanı, AKP, AKP-bürokrasisi kısa vadeli ve kendi menfaatleri ekseninde düşünmekteler. Kısa vade için bunda başarılı olacaklar. Kısa vadeden kastim 10 yıldan az.

Avrasyacı-ulusalcı derin yapı (özellikle TSK’da) daha stratejik düşünüyor. Onlar, 10 yıldan ilerisi için plan yapıyor.

Şu an konumuz olan demokrasi-hukuk devleti-insan hakları bakımından bir son söz: DURUM ÜMİTVAR DEĞİL, maalesef gördüğünüz üzere.

* Prof. Dr. Mehmet Efe Çaman’ın şahsi twitter hesabında yaptığı paylaşımdan alınmıştır.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin