Bir sandık kalmıştı tekme atmadığı

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan o dilinden düşürmediği millî iradeden sadece kendisinin seçilmesini anladığını cümle âleme ispat etti.

31 Mart Mahallî İdareler Seçimi’nde İstanbul Büyükşehir’i kaybedince armudun sapı üzümün çöpü bahanelerle itiraz üstüne itirazda bulunan AKP geçen haftadan beri doğrudan Yüksek Seçim Kurulu’nu (YSK) hedef alıyordu.

ERDOĞAN ALENEN “İPTAL EDİN” DEDİ

Güya seçimin adlî safhasına geçildi. Kendisini Başkan diye tarif eden Erdoğan ihsas-ı reyde bulunmaktan imtina etmedi.

Hafta sonu Müstakil  Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) toplantısında “Milletimiz bu seçimlerin iptal edilmesini bekliyor.” diyerek alenen YSK’ya iptal mesajı vermişti.

Yine de seçimin adli safhasında kurul üyelerinin bir ihtimal adil olabileceği kanaati hâkimdi.

YSK Başkanı Sadi Güven’in red oyuna rağmen 7 evet, 4 hayır oyu ile İstanbul’da seçimler iptal edildi. Sandık gibi demokrasinin en asgari şartlarından biri bile artık Türkiye’de hükümsüz.

PİYASA KOKUYU ALMIŞTI

6 Mayıs Pazartesi piyasada iptal endişesi hâkimdi. Dolar sabah saatlerinde 2018 senesi ekim ayından bu yana en yüksek seviyeye çıktı ve 6,00 TL eşiğini de kırdı geçti.

YSK kararını açıkladığı anda 6,12 TL’ye kadar yükselen dolara mukabil TL’nin günlük kaybı yüzde 2’yi geçti.

31 Mart Seçimi’nin iptali ve 23 Haziran’da yenilenmesi haberi piyasaların kapandığı saatlerde geldiği için kararın dolar ve euro üzerinde sınırlı bir tesiri oldu. Kasırga salı günü kopacak.

Piyasanın kapanmasını bekleyecek kadar ekonomi bilgisi olan YSK’nın “evetçi” üyeleri, Türkiye’yi nasıl bir ateşin içine attığının farkında bile değil.

YABANCI TL’Yİ SATACAK

Yabancı yatırımcı yarından itibaren TL’den son sürat uzaklaşacak. Borsa İstanbul’da pek çok hisse senedi taban yapabilir. Hasseten satışlar en fazla bankacılık ve otomotiv şirketlerinde hissedilecek.

Anadolu Ajansı’nın geçtiği isimsiz savcılık haberleri ve Saray’ın kiralık kalemlerinin yazdıkları YSK kararı zerre kadar hukukî bir mesnede dayanmıyor.

Bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO’nun “S-400’e karşıyız” mesajlarının sebep olduğu tedirginlik, diğer tarafta sırf Erdoğan’ın gönlü hoş olsun diye 16 milyon nüfuslu İstanbul’da seçim tekrarı.

İktisadî krizle boğuşan bir ekonominin değil iki ay daha seçim sath-ı mailine girmesi kaybedecek bir dakikası bile yoktur.

KRİZDEN BÖYLE Mİ ÇIKILACAK?

Dolar artarken, faizler yükselirken, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin değeri pula dönerken krizden nasıl çıkılacak?

Velev ki Erdoğan, YSK’nın yeni seçilen yedek üyeleri üzerinden iptal ettirdiği seçimi bu defa kazansın. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna Binali Yıldırım oturduğunda Türkiye’ye para mı yağacak?

Derdi kriz olmayınca, yandaş taifesine verecek kupon arazi ve imar rantları İstanbul’da kalınca seçimi iptal ettirdi.

Birileri 220 milyar dolar borcu bir kalemde silecek mi?

FAİZ LOBİSİNE GÜN DOĞDU

“Sıcak para”, demokrasinin göstermelik hale geldiği bir memlekete ancak vur-kaç yapmak için gelir. Yüksek faize ve kur arbitrajına gelirler. O da paradan para kazananlara, rantiyeye yarar.

Her sene halkın cebinden alıp faiz lobisine aktarılacak 117 milyar TL olur 200 milyar TL.

Halk olup bitenin bir adamın kendi koltuk kavgasından başka bir sebebi olmadığını anladığı güne kadar iktisadî durgunluk (resesyon) sürecek.

NATO’NUN SON SÖZÜ

ABD, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i son bir ikaz için Ankara’ya yolladı.

Erdoğan ile Saray’da değil, Çankaya Köşkü’nde biraraya gelen Stoltenberg, görüşme için, “Bugün Erdoğan, birkaç hafta önce Trump ile görüştüm. Türkiye’nin pozisyonu açık, fakat endişemi ilettim. NATO’da farklı sistemlerin çalışamayacağını söyledik.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’a hem S-400 hem NATO üyeliğinin birlikte yürümeyeceğini lisan-ı münasiple iletmiş.

Bir adım ötesinde ABD’nin malî ve askerî müeyyide kararı alma ihtimali var. Müeyyidelerin nelere mâl olabileceğini merak edenler İran’a bakabilir.

İran’da bugünden itibaren akaryakıt karne ile verilecek. Petrol ve doğalgaz zengini İran! Türkiye’de o da yok!

DOLAR VE EURO NE OLACAK?

Merkez Bankası’nın (TCMB) cephaneliği bomboş. Net döviz rezervlerinin kaç milyar dolar olduğu hâlâ muamma. Piyasayı ikna edecek tek bir adım atılmadı, atılamadı.

Son bir ayda yüzde 10 eriyen TL’nin seçime kadar ne kadar eriyeceğini tahmin etmek mümkün değil.

7 Mayıs Salı gününden itibaren ilk hedef 6,22 TL direncini aşmak olacak. Euro da ilk olarak 6,94 TL ila 7,07 TL arasına kadar yükselecek.

Muhalefetin nasıl bir mukabelede bulunacağı Ekrem İmamoğlu’nun tavrına bağlı kurda daha sert yükselişler de ihtimal dışı değil.

SEÇİM HÜRRİYETİ DE BİTTİ

Sandıktan çıkan neticeye YSK marifeti ile müdahale edildi ve Türkiye seçim hürriyeti bahsinde de sınıfta kaldı.

Tekme atmadığı bir seçim sandığı kalmıştı. Erdoğan onu da yaptı. Mamafih tekme atmanın keyfi fazla uzun ömürlü olmayacak. Seçim İstanbul’da tekrarlanacak olsa da artçı şokları Van’da da Edirne’de de hissedilecek. Dolar artışına bağlı zamlar yola çıktı bile…

Bilvesile teamüllere ve nizama riayet etmeyeceğini bir kere daha ikrar ettiğine göre Erdoğan’ı her sebep olduğu krizin ortasında kredi veren demokrasi bankerleri de artık bir karar vermelidir.

SADECE BİR GÜNLÜK MALİYET 25 MİLYAR TL

Türkiye’nin krizinin yegane müsebbibi var. O da Saray’da mukim Erdoğan’dır.

Sadece doların bir günlük (yüzde 2) yükselişinin 220 milyar dolar döviz borcu üzerinden Türkiye’ye getirdiği ilave yük 25 milyar TL. Borsa’daki kayıplar dahil değil rakama.

Böyle bir memlekette ticaret yapmaktan daha ağır bir yük olamaz. Erdoğan’ın ihtirasları yüzünden zararları katlanıyor.

Demokrasimize ve bağımsız mahkemelere itimat ederek yatırım yapan yabancı kuruluşlar aldatıldı. Zarar ederek çıksalar da onlar için farklı ekonomilerde fırsat pencereleri sonuna kadar açık.

Biz kendi halimize yanalım! 17 günde mazbata veremeyen, 17 gün sonra verdiği mazbatayı tekrar geri alan bir YSK ile şeffaf ve adil bir seçimden bahsedilebilir mi?

Erdoğan’ı kutsayanlar eserleri ile iftihar edebilir. Sandığa rağmen koltuğu bırakmayacak bir adamı Türkiye’ye musallat ettiler.

ERDOĞAN KENDİ MEZARINI KAZIYOR

Muhalefet de değişimden yana gayret edenler de asla ümitsizliğe düşmemeli. Mevcut krizi böylesine seçim hileleri ile aşabileceğini zanneden Erdoğan bilerek veya bilmeyerek kendi mezarını kazıyor.

Türkiye dış destek olmadan ayakta kalamayacak kadar borçlu bir ekonomidir.

Erdoğan, 6 Mayıs’ta Türkiye’de demokrasiye öylesine ağır bir darbe indirdi ki yabancı bu defa yardım eli uzatmayacak.

Sandığı bile tanımayan Erdoğan batıdan artık para beklemesin! O çok sevdiği Rusya ve İran ile kıtlık ortaklığı yaparak siyasetteki ömrünü biraz daha uzatabilir.

Sandığa tekme attıktan sonra ne dediğinin veya ne yaptığının fazla kıymeti yok esasında. O tekme Türkiye’nin istikbaline, gençlerin umutlarına atıldı.

Keşke her halükârda peşinden gidenler Erdoğan fanatizminden uzaklaşıp akl-ı selime müracaat edebilse.

Aksi takdirde Türkiye, Erdoğan’ın elinde küle dönecek.

1 YORUM

  1. Bu donguler tarihte hep yasanmis…somuru, itip-kakma, itilenlerin karsi hamlesi, gucu ele gecirme, firavunlasma, zulum…gittigi yere kadar…
    15 temmuzun bir bolumu, belki de bu kisir dongunun, tasfiye halkasini, icten kirmaya bir gayretti…ama olmadi…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin