Bir Özel Harekât polisinin “hendek operasyonları” anıları

Eski özel harekât polisi  Ahmet Gün, Güneydoğu’daki hendek operasyonlarını anlattı. Bold Medya’dan  Cevheri Güven’in 3 gün süren özel haberinde konuşan eski polis Gün, Cizre, Sur, Lice, Nusaybin ve Derik operasyonlarının tamamında sahadaki çatışmalarda görev almış bir isim.

Şahit oldukları, kendisine yönelik özeleştiri ve hesaplaşmasıyla Hendek Operasyonları’na ilk kez devlet içerisinden ışık tutuyor.

İSVİÇRE’DE AİLESİYLE MÜLTECİ KAMPINDA

Anlattıkları, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde uzun yıllar konuşulacak Hendek Operasyonları’nın anlaşılmasına katkı sunan Ahmet Gün, şu an İsviçre’de bir mülteci kampında ailesiyle beraber yaşıyor. Güvenliği gerekçesiyle ismi haberde değiştirildi.

HASTANEDE SARGILAR İÇİNDEYKEN MESLEKTEN İHRAÇ EDİLMİŞ

Cevheri Güven’in haberi şöyle devam ediyor:

“Hendek operasyonlarına katılmış, ağır insan hakları ihlallerine şahit olmuş, mayınla yaralanmış, hastanede sargılar içindeyken mesleğinden ihraç edilmiş ve yine yaralı halde tutuklanıp, 13 ay “Cemaat üyesi olmak” suçlamasıyla hapiste kalmış bir Özel Harekât polisi için röportaj vermek oldukça zor bir karardı.

Eşi ağır depresyon ilaçları kullanırken böyle bir karar vermek kimse için kolay olamazdı.

Üç bölüm halinde yayınlamayı düşündüğüm söyleşinin ilk bölümünü Cizre Bodrumları oluşturuyor.

BİRİNCİ BÖLÜM: CİZRE BODRUMLARI

Ahmet Gün, Polis Okulu’ndan mezun olduktan sonra 2008 yılında Özel Harekat Şubesi’nde göreve başlar.

İlk görev yeri olan Tunceli’ye atanır ardından Batman’a tayini çıkar. 9 yıl görev yaptığı Güneydoğu’da öncesi ve sonrasıyla Çözüm Süreci’ne, Kobani Olayları’na ve Hendek Operasyonları’na bizzat şahit olur.

Ülkücü bir ailede büyür ancak annesi Kürt’tür. Gençlik yıllarında Fethullah Gülen’in fikirlerinden etkilenir ve Cemaatle tanışıklığı da böylece başlar.

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra Emniyet’te yoğun tasfiyeler Özel Harekât Dairesi’ni de etkiler. Ancak Ahmet Gün, görevden alınmaz. Bu durumu “Benim fişlenmem Hendek Operasyonları’nda oldu.” diye açıklıyor.

İNSANLIK DIŞI MUAMELEYE İTİRAZ EDEN “CEMAATÇİ” DİYE FİŞLENMİŞ

Gün, “Özel Harekât Şubesi’ndeki fişlemeyi hendek operasyonlarında yaptılar. Bunu sonradan farkettik. Hendek operasyonlarında yapılan faşistçe davranışları tasvip etmeyen, iştirak etmeyen herkesi cemaatçi diye fişlediler. Sonra da ihraç ettiler.

Hendekler kazılırken ağzını açan polisi ‘çözüm sürecine karşı’ deyip ‘cemaatçi’ diye fişliyorlardı, hendek operasyonları başladıktan sonra da yapılan insanlık dışı işlere karşı çıkmak cemaatçilik olmuştu.” diyor.

“TELSİZDEN AMİRİMİZ KONUŞTU: TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ BAŞ ÜSTÜNDE BAŞ KALMASIN”

Hendek Operasyonları’nın en çok insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen noktası Cizre’ydi. Özellikle de tarihe “Cizre Bodrumları” olarak geçen olaylar.

Ahmet Gün’le Cizre bodrumlarını konuşmaya başlarken kendisine yönelik bir özeleştiriyle söze girdi:

“Ben kendimi temize çıkarmıyorum, Allah o günlerden dolayı beni affetsin. Asla bir masuma kurşun sıkmadım ya da mala zarar vermedim ama en basiti istifa edebilirdim.

Şimdi ihraç edildim, ama o onurlu davranışı gösterebilirdim. O ortamlarda bulunmamalıydım. Geçmiş haneme hendek operasyonlarına görev yapmış bir insan yazdırmamalıydım.”

YAŞLI AMCA, KUCAĞINDAKİ TORUNU İÇİN YARDIM İSTEDİ

Ahmet Gün’e bunları Cizre operasyonunda şahit oldukları söyletiyor. Anlatırken oldukça duygulandığı ve kendisi için halkın çaresizliğini özetleyen olay, yaşlı bir Kürt amca ve kucağındaki torununa yapılanlardır:

“Cizre’de sokağa çıkma yasağında, çevirdiğimiz bir bölgede yaşlı bir amca kucağında 2 yaşlarında torunuyla çıktı. Çocuk hasta. Bizim kafatasçı elemanlardan biri izli mermi attı ki ‘kendisine tehdit oluştursun, korksun, geri dönsün’ diye. Hiç geri adım atmadı.

Bozuk Türkçesiyle ‘ya öldürün ikimizi beraber ya da bu çocuğu tedavi ettirin’ dedi. Evinin önünde de hendek var biz de o sokağı bekliyoruz. Polis arkadaşlarımdan biri ‘Bu artistliği hendek kazılırken yapacaktın’ dedi.

TORUNUNU HASTANEYE GÖTÜRMESİNE İZİN VERİLMEDİ

Yaşlı amca çok tarihi bir cevap verdi: ‘Benim telefon numarama bakın, 155’in kayıtlarına bakın ben kaç defa aramışım. Mahallemize tanımadığımız adamlar gelip gidiyor, buralara hendekler kazıyorlar, yığınak yapıyorlar, buna önlem alınsın dedim.

Bir defa bişey yaptınız mı? Ben 155’i aramaktan başka ne yapabilirim. 10 defadan az aradımsa benim şimdi hiçbir istediğimi yapmayın’ dedi.

Yine de amcanın orada torununu hastaneye götürmesine izin vermediler. Geri gönderdiler. Acil durumda ambülans çağırma yetkisi vardı, ama o da çağrılmadı. Torunu ağır hastaydı. Ölümü göze alarak gelmişti. Ne oldu onlara bilmiyorum.”

Ahmet Gün, operasyonların ilk günlerinde yaşadığı bu olaydan çok etkilenir, ancak 100 bin kişilik bir ilçeyi günler boyu sokağa çıkma yasağı altında tutmanın getireceklerinin daha başındadır.

BODRUMLARDA NELER YAŞANDI?

Ahmet Gün, “Cizre’de sokakta ceset görüp görmediğini” sorarak başlıyorum Cizre bodrumları bölümüne. Ancak anlattığı psikoloji bu soruyu anlamsız kılıyor.

“Kulaklarımla duydum.” diyerek kendilerine verilen talimatı anlatıyor: “Cizre’de telsizden Özel Harekât Daire Başkan Yardımcısı operasyonun önemini anlatırken ‘Taş üstünde taş gövde üstünde baş istemiyorum’ dedi. Bunu duyduğumda kalben buğz ettiğimi hatırlıyorum.

2016’nın başlarıydı. Benim kaldığım yerde sokakta ceset görmedim. Öyle bir ortam vardı ki ölenin hükmü zaten yoktu. Çocuğun tedavisine bile izin verilmeyen ortamda ölen ölmüş sokakta 10 gün yatsa önemi yoktu. O atmosfer, aldığınız emirler onu gerektiriyordu.

Terörle mücadelenin en büyük açmazlarından biri bu. Ben maalesef bugün edebiyat parçalıyorum, ama o günlerde yeri geldiği zaman biz de bu pozisyona giriyorduk. Çünkü şehit verdiğiniz zaman olay sizi çok etkiliyor. Beraber görev yaptığınız, zerre kadar bu operasyonların doğru olmadığını düşünen arkadaşlarımızdan da şehitler verdik.”

Bir Özel Harekât polisinin “hendek operasyonları” anıları-1

Bir Özel Harekât polisinin “hendek operasyonları” anıları-2

Bir Özel Harekât polisinin “hendek operasyonu” anıları-3

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin