AnaSayfa»Yazarlar»Naci Karadağ»Bilerek batırıyorlar!

Bilerek batırıyorlar!

Pinterest Google+

Haber-Yorum | Naci Karadağ

Biliyorum akla hiç yakın durmuyor. Üstelik saçma gibi de görünüyor ve kulağa çok çılgınca geliyor. Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın olanca iticiliğiyle mikrofon başına geçip “Cumhurbaşkanının net talimatı var” diyerek uluslararası yasa dışı operasyonların bizzat saray tarafından organize edildiğini birinci elden itiraf etmesinin başka izahını yapamıyorum zira. Şu cümle bizzat Kalın başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’ni şu anda yöneten çetenin önüne mutlaka çıkacaktır:

“MİT’in terör örgütlerine karşı yurt dışı operasyonları kararlılıkla devam edecek. Her an, her yerde, her şey olabilir. Benzer operasyonlar olabilir, başka ülkelerde de olabilir”


Kaldı ki Kalın her kadar böyle afra tafra ile “uluslararası operasyon” filan diye yutturmaya kalkışsa da bunun operasyon filan olmadığı bildiğin mafya-rüşvet-çete işbirliği ile yaptırıldığını herkes biliyor. O nedenle Türkiye kendisi gibi çeteler tarafından yönetilen beşinci sınıf ülkelerle beraber yapıyor böyle operasyonları. Ve gerçekten teröristlere filan yapamıyor. Gücü olsa, PKK’nın elindeki üst düzey MİT görevlilerini alıp getirir. Öyle binlerce kilometre uzaktan da değil, ülkenin güneydoğusunda tutulduğunu herkes bilmesine rağmen! Kalın masal anlatarak gerçeğin üzerine soy ismi gibi bir sis tabakası örtmeye çabalıyor ama nafile. Övünerek anlattıkları Reyhanlı bombacısının getirilme olayının da düzmece olduğunu biliyorlar. Çünkü bu şahsın kendi personelleri olduğu bütün uluslararası kaynaklarda mevcut. Olay uluslararası arenada terörist yakalayıp getirmek değil, bir istihbarat teşkilatının kendi personelini kurban etmesi olarak görülüyor.

Kalın ki, soy isminin aksine oldukça zeki ve ince düşünebilen biridir benim bildiğim. Bütün kariyerini, birikimini bir hiç uğruna feda edebildikten sonra demek ki bu duruma düşmek artık onlar için çok önemli olmuyor.

Hatırlar mısınız Ergenekon’un intikam timlerinin Ahmet Hakan vasıtasıyla hedef gösterdiği, Oda TV çetesince operasyona uğrayıp, aynı zihniyetin esiri olmuş (Ki Perinçek bunu “siyasetin köpeği yaptık” sözüyle ifade etmişti) yargının saçma sapan gerekçelerle yıllardır hapiste tuttuğu ve ömür boyu da çıkarmamaya ant içtiği Ahmet Altan’ın tarihe geçecek o cümlelerini:

“Boşuna beklemeyin. Ben sizin korkutabileceğiniz bir adam değilim. Önümdeki birkaç yıl için arkamdaki onlarca yılı korkaklık ederek çöpe atacak biri de değilim”

Bunu söyleyebilecek biri olamayacağı için her gün yaşanan onlarca kepazeliğin bir ucundan tutuyor kalın gibi adamlar.

Ekonomiyi bilerek kötüleştirmek kalıyor ki, burada aklıma Levent Gültekin’in iktidar yakını bir siyasetçiye dayanarak “Tayyip Erdoğan bu ülkeyi bilerek bölmek istiyor” cümlesi geliyor.

Merkez bankası faizi bilmem kaç birim arttırmış.

Ekonomistler balıklama atlamış yine:

“Efendim iyi ama yeterli değil.” demiş gazetesinden bu tür yorumlar yaptığı için kovulan bir “duayen”.

“Ben temkinli bir iyimserlikle yaklaşıyorum” dedi, düne kadar Erdoğan ve ekibini her gün gömen pop-corn ekonomist. Neye karşılık vicdan havalesi yaptığını lakında öğreniriz onun da.

Damat bey yaklaşık on bin kere “burası önemli” diyerek sunduğu Orta vadeli Program (OVP) piyasalarda olumlu etki bırakmamış.

Bırakmayacaktır.

Bırakamaz. Çünkü para insan gibi değildir.

Parayı namussuzlar kullanır ama kendisi namusludur. Yalan söylemez para, söyletir. Yalancıların elinde silaha dönüşür. Parayla palavracı tutabilirsiniz ama palavra yutmaz para.

O nedenle yutmayacaktır bu masalları.

İstediğiniz kadar ekonomik plan açıklayın, faiz filan artırın. Kayınpederiniz milletin karşısına çıkıp tüm dünyaya: “Buradan AVM’cilere bir daha sesleniyorum Türk Lirası dururken hala dolarla hareket edecek olursanız, kusura bakmayın, takkeleri değişiriz.” derse dinlemez döviz, alır başını gider.

Siz içerideki işadamlarına her türlü baskıyı, sindirmeyi bilmem neyi yapacaksınız, “Yurt dışına para kaçırmak ha alayınızdan hesap soracağım” diye mafyöz mafyöz tehdit edeceksiniz sonra damadınız “burası önemli” diyerek yalvar yakar dış yatırımcıyı davet edecek!

Bu işte bir terslik yok mu?

İçerdeki bilim insanlarına her türlü zulmü yapacaksınız. Kimliği belirsiz bir çakalın ihbarıyla ülkenin en değerli akademisyenlerini hain ilan edip açlığa mahkûm edeceksiniz, üstelik açlıktan ölsünler diye ülkeden çıkmalarına da engel olacaksınız, karısını, çoluk çocuğunu esir edeceksiniz, sonra da mikrofon başına geçip “utanmadan” şöyle diyeceksiniz: “Dünyanın her tarafındaki bilim insanlarımızı ülkemize davet ediyoruz…”

Ne için davet ediyorsunuz pardon!

Dekanlıklarını ellerinden alıp yerine yandaş abuk subuk yarı-entellerinizi yerleştirmek için mi?

Bilimsel üretimlerini ellerinden alıp yerlerine Hayvanat Bahçesi müdürlerini başkan yapmak için mi?

Ne için davet ediyorsunuz?

Mahkemelerde sürünsün, cezaevlerinde işkence çeksinler diye mi?

“300 yeni cezaevi açıyoruz” diye övünen bir zihniyetin bilim insanını ülkesine çağırmasının sebebi ne ola ki?

Kaç tane bilim yuvası (bakkal işletmesi niyetine kullandığınız saçma sapan gecekondu üniversiteleriniz kast etmiyorum şüphesiz!) açtınız, işlettiniz ve gurur duydunuz söyler misiniz?

Nereye yerleştireceksiniz bu bilim insanlarını?

Size yalakalık yapsınlar diye yandaş medyaya mı, istediğiniz açıklamaları yapsınlar diye abuk sabuk isimli saçma sapan üniversitelerinize mi?

Utanmak önemli bir his. Utanma duygusunu yitiren kişi her şeyi yapabilir.

Meksika Devlet Başkanı başkanlık ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı durumu düzeltmek adına başkanlığın uçağını satılığa çıkardı. Ki Meksika pek çok kalemde bizden iyi durumdadır. Buna rağmen Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador “Ülke yoksulluk içindeyken lüks bir uçağa binersem utancımdan yüzüm kızarır. Çok utanırım” diyerek makam uçağına binmedi. Saatlerce rötar yapan uçakta sıradan vatandaş gibi bekledi.

İnanmadınız mı? İzleyin:

Meksika devlet başkanı tarifeli uçakla seyahat ediyor, makam uçağına binmekten utanıyor. Devlet başkanı değil atanmış bir valinin makam odasına bakalım ülkemizde:

Bu fotoğrafı kapıkulunuz haline getirdiğiniz ajanslarınız tarafından servis ettikçe döviz düşmez, ekonomi düzelmez.

Tabii bilerek ekonomiyi batırmak istemiyorsanız.

Çok basit bir son örnek vereyim.

Ülkenin saçma sapan yargısı ve Fredo Soner Yalçın Ergenekon ekibinin olağanüstü gayretiyle hapiste tutulan Enis Berberoğlu, uluslararası hukukun kararıyla serbest bırakılmak zorunda kaldı. Döviz anında geriledi.

Çok basit bir testti bu.

Düşünün, Merkez bankası, Cumhurbaşkanı, damat Bey bilmem kim alayı toplanıyor kıvranıyorlar, hepsi bir Enis Berberoğlu’nun özgürlük haberi kadar olumlu etkileyemiyor piyasaları.

En iyi İbrahim kalın bilir bunları… Hatta damat bile anlaması bile farkındadır.

Bu basit testin bile net olarak gösterdiği duruma rağmen ülkeyi hala dibe götürmeye kararlıysanız, bunu mahsus yapıyorsunuz bence de.

Levent Gültekin’e kim söylemişse, galiba doğruyu söylemiş!

Önceki Son 10 Yazı:
İtibar! - 21 Eyl 2018
Manghut Vakıa’sı… - 19 Eyl 2018
Benim değil, halkın! - 18 Eyl 2018
Gidiyorum Katar’ın gittiği yere doğru! Çöh çöh çöh çöh… - 17 Eyl 2018
Bizim büyük bahtsızlığımız! - 15 Eyl 2018
Man in Black: Şıxo Dayı! - 13 Eyl 2018
#Zikir Sokakta! - 12 Eyl 2018
Bir yönetim modeli olarak “Rüşvet Devleti!” - 10 Eyl 2018
Şey işte! - 08 Eyl 2018
Sahte kabadayı - 07 Eyl 2018
önceki yazı

Adem Korkut’un hikâyesi: Yalnızlığa itildiğim yere geri dönmek mi? Asla…

Sonraki yazı

21 öğretmene gözaltı

Yorum yapın

Değerli Okurumuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir