M. NEDİM HAZAR | YORUM
Baştan söyleyeyim, okuyacağınız yazı son derece kişiseldir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum malum. Yüzlerce, binlerce makale yazdık, yazıyoruz bu konuda.
Bir hırsız şebekesinin eline geçirdiği ülke bir yandan inim inim inlerken, diğer yandan her geçen gün daha da büyük bir karanlığa gömülüyor. Siyasal İslamcılar gücü ellerine geçirdiklerinde nasıl acımasız olacaklarını bizzat uygulamayla gösteriyorlar.
Ülkede sağlam hiçbir kurum, kuruluş, müessese kalmamış durumda. Hepsi iğdiş edilmiş. Sadece kurumsal anlamda değil ahlaki anlamda da tam bir tükeniş yaşanıyor. Haysiyetsizlik, yalakalık, “bir ısırık da ben alayım”cılık artık toplumun tüm dokularına işlemiş durumda.
Otoriterlik artık yerini apaçık diktaya bıraktı.
Ekrem İmamoğlu operasyonundan sonra kimse bu ülkeden yarım yamalak da olsa seçim filan beklemesin. Asla iktidarı bırakmayacaklar. Hani insanın söyleyesi gelmiyor ama bundan sonra halk hareketi dışında bu çeteyi gönderecek hiçbir kurum kalmadı.
Sebepler dairesinde böyle elbette. Yoksa ilahi bir müdahale opsiyonu her zaman var.
Geçen kendimi Halk TV izlerken yakaladım. Tıynet açısından ‘havuz’ meydasından milim farkı olmayan bu bağnaz, faşizan kanalı izlemek ağırıma gitti açıkçası. Ülkede doğru dürüst medya kalmadı. İnternet üzerinden yurt dışından yayın yapan birkaç mecra olmasa Türkiye hakkında objektif haber almak artık mümkün değil.
Ekrem İmamoğlu dolayısıyla CHP’li yobazları izlemek zoruma gidiyor arkadaş. Her lafa önce Cemaat’e hakaretler ederek başlamaları zoruma gidiyor. Sosyal medyada ikide bir birilerinin Cemaat lehine paylaşımını gösterip, iktidara buradan sektirerek çakmaları ağırıma gidiyor arkadaş!
Artık çürümüş bir sakıza çevirdikleri “Fetö” kelimesini okumayı içim kaldırmıyor, bilinçli olarak kullananlara beddua ediyorum. Ve evet açıkça belirtiyorum, kim ki bu haysiyetsiz yaftayı bile isteye kullanırsa samimiyetle söylüyorum ahirette hesap veremez.

Ben asla hiçbir zaman ‘Cemaat sütten çıkmış ak kaşıktır’ demedim. Ama yüzde 99’u tertemiz olan ve tarihte eşine az rastlanır zulümle karşı karşıya kalan masumları ‘terörist’ diye yaftalayanlara laf yetiştirmekten yoruldum yeminle.
Ne kadar aşağılık iki yüzlü siyasetçi, çakal, ayak takımı varsa çiğniyor bu sakızı. 4 kere kalp krizi geçirmem belki de bu yüzden, bilmiyorum. Ama bu ülkenin hali artık midemi bulandırıyor.
CHP’li aşağılık siyasetçilerin Cemaat düşmanlığından gına geldi dostlar. Necasetinizde boğulun diyorum artık.
“Bakmayayım, görmeyeyim!” diyorum. Bu kez okurlar, memleket yanıyor sen neden susuyorsun diyorlar. Başka şeyler yazıyorum, “Kıyamet kopuyor, sen hala film eleştirisi yazıyorsun!” diye şarlıyorlar maalesef.
Tuhaf bir cendere bu.
Bir yandan takip etmek zorunda kaldığımız ülke gündemi, diğer yandan dört nala tamamen yok oluşa giden bir memleket. Eminim bu satırları okuyanlar da bana katılacaktır, bu Türkiye gündemini takip etmek hepimizi psikoloji hastası yaptı.
Bu aşağılık siyasal İslamcı çete Allah bilir kaç neslin ruh sağlığını bozdu. Üstüne bir de solcusundan, Atatürkçüsünden, liberalinden, Kürtünden, Alevisinden o haysiyetsiz yaftayı her gün duymak, okumak artık kaldıramayacağım bir boyuta ulaştı.
Bırakınız mazluma sahip çıkmalarını beklemek, her lafa Cemaat’e hakaretler ederek başlamalarından gına geldi.
Diyeceklerim bu kadar.

Yüreğinize sağlık. Her satırına katılmamak mümkün değil. Bedduaları duaları olması dileğiyle. Necasetlerinde boğulsunlar tez zamanda.
Sevgili Nedim bey her cümlesine sonuna kadar katıldığım yazınıza teşekkür ederim. Bizim daha doğrusu gelecek nesillerin size ihtiyacı var. Lütfen sağlığınıza dikkat edin. 4 kez kalp krizi beni çok üzdü. Bu arada TARZAN İPİ çok işe yarıyor.
İşte Allah’tan başka kimseden medet ummamalı cemaat hareketi. Kimseden bir yardım, şefkat beklemek beyhude.
Cemaatin dostu, yarı bir tek Allah c.c.
Ağzınıza sağlık. Hislerimize tercüman olmuşsunuz.
Biz bize yeteriz başkan bunlar 100 yıldır bu şekilde.
Nedim bey, hala şımarıklar ondan.
Hizmet insanının, 17/25 ile 15 Temmuz arası dönemini yaşıyorlar sadece. Konforları hala yerinde, birileri içeri girse de, sorun değil, bir şekilde maaşları, işleri, tatilleri yerinde. Ruhsal bir huzursuzluk eksiklik sadece.
Ben şunu merak ediorum sadece. Dışardakileri anlarım da bakalım içeriye girenler de, hala FÜTÜ sakızı çiğniycek mi.
Gerçekten hapisten FÜTÜ deyince çıkacaklarını sanmaları zaten, bunların hiç akıllanmamaları demek.
Erdoğan psikolojik üstünlüğü kazanmak için, hınçla üzerlerinde tepinmek için bir kurgu kurmaması içten bile değil.
Erdoğan üstlerinde tepinecek bir oyun muhakkak kuracak bunlara öyle hissediyorum. Türü tarzı aynı olmayabilir ama 15 temmuz kumpası gibi başka bir kumpas kuracağından şüphem yok.
Psikolojik üstünlük istiyor Erdoğan. Üzerlerinde tepinmek istiyor. Hukuksuzluk yaparken bir de haklı gösterip hıncını almak.
Daha büyük olaylar olacağını düşünüyorum.
Aynı fütü sakızını çiğnemeyi içeri girenlerin de sürdüreceğinden ve ne kadar çok çiğnersek o kadar af ihtimalimiz artar diye düşünüp daha çol çiğneyeceklerinden emin olabilirsiniz. Bakınız Selahattin vs vs
Anlamayacaklar bence. Bütün bu yaşananların masum ve şerefli insanların devletten uzaklaştırılmaları sebebiyle olduğunu..
Önce olmayan bir güç ve çetecilik vehmettiler gönül insanları hakkında. Heryere sızdılar vs. Halbuki göremediler aslında her kesimden insanın makul gördüğü bir dert peşinde olduklarını, bu sebeple her yerde bu tür insanlarla karşılaşabildiklerini. Kendileri gibi bildiler ve belki de bu temiz hareketin sahip olduğu ivmeden faydalanmak için sonradan gelip yapışan çok az sayıdaki tayfa gözlerine battı. Halbuki hizmet o tür insanlara bile kucak açtı, çünkü derdi cehenneme adam yollamak değil, belki iyi insanların etrafında bir şeyler görürler, bir hayır yaparken Allah onların gönlüne de bir ilham verir diye adeta tolere edilenlerdi onlar. Yoksa o gönül erlerine adilane baksalar onların ne büyük makam ve imkanlar içindeyken zahidane hayatlar yaşadıklarını görürlerdi. Örneğin hala dillendirdikleri ve siyasetleri için kullandıkları 17/25 olayındaki polislere müdürlere hak nazarıyla baksalar hepsinin iman ve şerefleri ile ne büyük imkanları itip kendilerini hak yolda feda ettiklerini görürlerdi.
Maalesef düşüncem o ki, bu tür temiz insanlara atılan bu çamur en azından dillerden temizlenmeden Allah bu topluma hayır nasib etmeyecek.
Sevdiğim bir abi geldi aklıma; yazıyı okuduysa: “Özet, punkt” diyecektir.
Ağzınıza sağlık. Sanırım, herbirimizin gönlünden geçenleri yazmışsınız.
Haklısınız
Bende sizinle aynı duyguları paylaşıyorum.O lafı duydukça benimde çok ağrıma gidiyor.Icimden yalan yok Allah (CC) hepinizi yerin dibine geçirsin demek geliyor.
Nedim bey alın çayınızı çekirdeğinizi cekilip kenara izleyin hoykursunler. herkes herşeyi biliyor.
You’re right from the earth to the sky:) please take care of yourself abi, and love your movie critiques! Don’t care what they say, those are doing only lip service. Tell them to bring a cinematographic argument about anything!
Sevgili Nedim Abi,
4 kez kalp krizi geçirmiş biri olarak sizin sağlığınıza ihtimam göstermeniz gerekiyor. Yazdıklarınızla duygularimiza tercuman olmduuz. Inanin ben de Turkiyedeki gundemi takip etmekte zorlanıyorum, psikolojim bozuluyor. Uretebilmek icin ruh sağlığımıza dikkat etmeli, geride kalanlarimiza sahip çıkabilmek icin daha cok çalışmalıyız. Ne kadar yazdığınız her sanat yazisini okuyamasamda, bu sıkıntıli günlerde bir nefes olacak ufuk acici yazılara ihtiyacimiz var. Gündem bir kara delik gibi, ilgilenen herkesi yutuyor. Kimsenin bizimle ilgili iyi niyetli bir plani da gozukmuyor. Bu Alllah’in belasi devrilip giderse, yeni gelenler utanma belasi birseyleri yoluna koyarlar belki. Yoksa hicbirinden umit yok. Sagolsun yeteri kadar gazateci abimiz var, siz bizi sanat yazılarinizla aydinlatmaya devam edin. Allah’a emanet olun. Allah bütün darda kalan insanların, özelde de kardeşlerimizin yardımcısı olsun.
Allah cc Nedim Hazar’a tam sifa ve hayırlı uzun ömürler versin, hergün sagliginiz için dua edecegim.
Duygularima yüzde bin tercüman oldunuz.
Bizi insan olarak dahi görmeyenlerin yaşadıkları hakkında yorum yapmak özbenligimize saygısızlık.
Allah tüm iki yüzlüleri ve masumlardan nefret edenleri kahru perişan eylesin. Amin.
cemaate bilerek hakaret ediyorlar. çünkü cemaatin başına gelen ile chp nin başına gelenin benzer olduğu gerçeğini gizlemeye ve bağ kurulmamasına çalışıyorlar.
Bu kelinde bir sahibi var elbet. Sanıyorlarki cemaate ne kadar söylersek söyleyelim zaten karşılık gelmiyor. İlahi adalet var. Sizin iyiliğiniz için gecesini gündüzüne katanlara, ömrünü, sahip olduklarını en yüce dava yolunda geçirenlere bu yaptıklarınız… kıskançlık, kin, korku ve cahilliğinizin ürünü… Bir tanısadınız sizde bu insanlar gibi hizmet çılgını olurdunuz, şu fani dünyada hayatlar giderken…
Yazarın şu paragrafına itiraz ediyor ve altına subjektif düzeltme metnimi arz ediyorum.
“ Ben asla hiçbir zaman ‘Cemaat sütten çıkmış ak kaşıktır’ demedim. Ama yüzde 99’u tertemiz olan…”
Hayır, haykırıyorum ki, cemaat hakikaten sütten çıkmış ak kaşıktır bunları gördükten sonra. Cemaat’in kendi iç muhasebesinde günah addettiği bir kısım şeyler, bu haysiyetsizler yapsa sevap kabul edilir. Doğru tesbit şu; her bakımdan kirlenme ve felaketin kaçınılmaz olacağı bir sefil dönem öncesi Kader-i İlahi cemaati o pislikten çekip çıkarmış. Bunlar daha iyi günler. Ve o mukadder günlerde bizim hiçbir payımız olmayacağını en embesil fert dahi görebilsin diye bu dünyada bir tenkile uğratıldık. Bunlar eliyle ama Kader-i İlahi’nin tastamam tasarrufuyla. Kısmen zorunlu olarak doğru yerde durmamız sağlanmış oldu elhamdulillah.
Hocam sagliginiza dikkat edin lütfen. Sızler bu devrin hakikatlerini haykıran gür sadalarsınız. Sizlere bişey olmasın. Allah kalbinize güç derman versin. Selamlar
Sizinle aynı duyguları yaşıyorum Nedim abi. Twitter’a artık bakamaz oldum. Bazen can sıkıntısından bir göz atmam bir kaç gün psikolojimi, ruh halimi alt üst etmeye yetiyor. Cemaatle alakası olmayan bir konuda atılan bir mesajın nasıl hayâsızca cemaate bağlandığını görmek kalbimi ta derinlerden sızlatıyor, benligimi sorgulamama sebep oluyor.
Önceden bu tur haberlerde içimden kopurup gelen ” münafık İslamcılar” cümlesini eşimin telkinleri ile susturmayı başardım.
Hayatını insanlığa hizmet üzerine kurgulanmış bir birey olma çabasındaki biri olarak, günlük yaşam uzun süredir bana da tat vermiyor. Tuzsuz bir çorbayı içme zorunluluğu gibi geliyor yaşamak bazen.
Arkadaş toplantılarımızda her birimiz sohbetin hep zulme gelmemsi için son derece gayret etsek te nafile. Her hafta yapılan nefret operasyonları, biraz olsun unuttuğumuz yaramızı bir kere daha kanatıyor.
Hocamın ölümünden sonra belki gayiz ve nefretleri biraz diner diye düşünürken, karşı tarafın , sağcısı solcusu veya orta yolcusu ile hala yerde yatan cansız bedene tekme savurma hınçları benim ülkeme olan sevigimin son kırıntılarını da alıp götürüyor.
Hırsız hırsızlığını yapıyor, diyeceğim çok birşey yok kendisine, ama mürekkep yalamış ve medrese görmüş dindar kardeşimin bana öfkesini anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Uzaydaki yıldızlar arası mesafeleri ifade eden rakamlar nasıl anlmalandrmak bende bir boşluk ve hayret hissi veriyorsa, müslüman kadesinin karısını ganimet gören müslüman, beni derin bir boşluğa bırakıyor. Kelimeler anlamlarını, görüntüler renklerini yitiriyor. Defalarca okuduğum Akifin satırları, bende onun yaşadığı çaresizliğini anlamkta bir miktar ip ucu veriyor:
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
Evet Nedim abi, kış uzun sürdü, hala da sürüyor; yazilacaklar da artık manasını yitirdi, ama siz yine de yazın. Bu bizim için ( en azından benim için) son derece önemli. Kapkaranlık su gecede bizim için bir kandil aydınlığı. Sağlığınıza dikkat edin.