Yeneroğlu, Boydak’ı cezaevinde ziyaret etti: ”Adil yargılanma hakkının yok sayıldığı ‘düşman hukuku’ örneğidir”

15 Temmuz’dan sonra Kayseri’de cemaate yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği’ iddiasıyla 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak’ı 9 yıldır tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nde ziyaret eden İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ‘‘Memduh Boydak’ın ve dosyalarını okuduğum Boydak ailesinin fertlerinin terör örgütü veya suç örgütü suçunu oluşturacak eylemleri bulunmamasına rağmen, hukuk devletinin en temel ilkelerinden yoksun bırakılarak mahkûm edilmişler ve milyarlarca dolar malvarlıklarına el konularak devlet gücüyle hayatları çalınmıştır.’’ dedi.

İstanbul Milletvekili ve hukukçu Mustafa Yeneroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bugün Sincan Cezaevi’nde ziyaret ettiğini belirterek boş dosyayla Memduh Boydak’a 18 yıl hapis cezası verildiğine dikkat çekti.

‘‘Memduh Boydak dosyası, Türkiye’de hukukun temel ilkelerinin nasıl yok sayıldığına çarpıcı örneklerden biridir.’’ diyen Yeneroğlu, ‘‘Memduh Bey, geçmişte üstlendiği üniversite mütevelli heyeti başkanlığı ve şirket yönetim kurulu üyeliği nedeniyle silahlı terör örgütü yöneticiliği hükmüyle 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış olarak 9 yılı aşkın süredir cezaevinde. Oysa ortada ne şiddetle, ne cebirle, ne de silahla ilişkili bir suç var. Kendisine yöneltilen suçlamalar, o dönemde yasal olan ve hatta devlet erkanının da katılarak destek verdiği faaliyetlere dayanmaktadır.’’ ifadelerini kullandı.

Memduh Boydak’ın mahkumiyetine gerekçe olarak sunulan iddiaları şöyle sıralayan Yeneroğlu, hukukun en temel ilkeleri yok sayıldığını vurguladı:

“Yasal Faaliyetlerin Suç Sayılması: Boydak’ın 2011-2013 yılları arasında gerçekleştirdiği ve o dönemde birçok bakan ve milletvekilinin de katıldığı faaliyetler, geriye dönük olarak terör faaliyeti olarak kabul edilmiştir.

Melikşah Üniversitesi Yöneticiliği: Kayseri’de TBMM kararıyla kurulan ve faaliyet gösteren Melikşah Üniversitesi’nin mütevelli heyeti başkanı olması, üniversitenin terör örgütüyle iltisaklı kabul edilmesiyle suç sayılmıştır. Hatta dönemin Cumhurbaşkanı ve bakanının katıldığı 2013’teki akademik yıl açılışı öncesi faaliyetleri dahi terör faaliyeti olarak değerlendirilmiştir.

Bank Asya’ya Para Yatırmak: Devletin denetimi altında olan ve açılışına devlet protokolünün katıldığı Bank Asya’ya para yatırması bir terör eylemi olarak kabul edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise bu durumun tek başına suç sayılamayacağını birçok kararında belirtmiştir. Kimse de sormaz ki madem suçtu, o dönemde o banka neden yasaklanmış değildi.

“ByLock” Kullanımı: Şifreli bir mesajlaşma programı olan “ByLock”u kullandığı belirtilse de bu program aracılığıyla nasıl bir terör faaliyeti gerçekleştirdiğine veya suç işlediğine dair dosyada bir bulgu yoktur.

Bağış ve Himmet: Toplanan paraların terör faaliyetinde kullanıldığına dair bir kanıt olmaksızın, bağış ve himmet toplamak terör eylemi olarak kabul edilmiştir. Bu faaliyetlerin birçoğu dönemin valileri, belediye başkanları ve milletvekillerinin bilgisi, teşviki ve desteğiyle gerçekleştirilmiştir.

Twitter mesajları: Twitter hesabından yaptığı açıklamalar ve eleştiriler gibi ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemler terör eylemi olarak değerlendirilmiştir. Oysa bir kişinin terör örgütü yöneticisi sayılabilmesi için örgütün hiyerarşisinde yer alması, emir ve talimat vermesi gerekmektedir. Ancak Memduh Boydak için bu unsurlar gerçekleşmemiştir.”

”MEMDUH BOYDAK DOSYASI ADİL YARGILAMA HAKKININ YOK SAYILDIĞI ”DÜŞMAN HUKUKU” ÖRNEĞİDİR”

Boydak ailesinden 18 kişi hapis cezasına mahkum edildiğini ve ailenin tüm mal varlığına hukuka aykırı bir şekilde el konulduğunu söyleyen Mustafa Yeneroğlu, ‘‘Bu durum, adil yargılanma hakkının ve ceza hukuku temel ilkelerinin yok sayıldığı bir “düşman hukuku” örneğidir.’’ dedi.

Memduh Boydak dosyasıyla ilgili Serbestiyet’e ‘‘Adaletsizliklerin ezip geçtiği sayısız aileden biri: Boydak’lar’’ başlıklı bir yazı kaleme alan Mustafa Yeneroğlu, ‘‘Bu yazıyı kaleme almamdaki amaç Türkiye’de hukuksuz yargılamalar neticesinde hayatları alt üst edilmiş on binlerce ailenin dramına kamuoyunun dikkatini bir nebze olsun çekebilmektir.

Hapislerde yok yere yıllarını geçirenler, mahkeme kapılarında, cezaevi önlerinde perişan olanlar, ailesi dağılanlar, çoluk çocuğu hastalığa tutulanlar, kaçmaya çalışırken nehirlerde boğulup ölenler, ormanlarda can verenler, malına mülküne el konulup aşağılananlar, sosyal hayattan dışlananlar ve daha nice korkunç kötülükler yaşayanlar…’’

 

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin