Ümit Özdağ 142 gün sonra hakim karşısına çıktı: ”Anayasal haklarım çiğnendi”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ‘Zincirleme biçimde basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçundan yargılandığı ve tutuklu bulunduğu dosya kapsamında, 7 yıl 10 aya kadar hapis cezası istemiyle bugün hakim karşısına çıktı.

Çağlayan Adliyesi 18. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi gereken duruşma salon kapasitesinin yetersiz olması sebebiyle Silivri Cezaevi 2 numaralı duruşma salonunda görüldü.

Duruşmaya Millî Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, İyi Parti Milletvekili Lütfü Türkkan, Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Atila Kaya, Kutlu Parti lideri Yusuf Halaçoğlu, Yazar Yavuz Selim Demirağ, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Sinan Ateş’in ablası Selma Ateş ve çok sayıda gazeteci katıldı.

TANAL’DAN EMNİYET GÜÇLERİNİN SİLAHLARININ DIŞARI ÇIKARILMASI TALEBİ

T24’ün aktardığına göre, duruşma başlamadan önce Mahmut Tanal, salonda bulunan emniyet güçlerinin silahlarının dışarı çıkarılmasını talep etti. Ancak mahkeme başkanı bu talebi “Burası askerî bir bölge olduğu için kabul edemem” diyerek reddetti. Bunun üzerine Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan söz alarak “Mahkeme salonunda yetkili sizsiniz, yetkiyi askere bırakıyormuş gibi yapamazsınız” diyerek mahkeme başkanına tepki gösterdi.

MAHKEME BAŞKANI: DURUŞMANIN SEYRİNİ BOZACAK KİŞİYİ SALONDAN ÇIKARIRIM

Zafer Partililer de, duruşmaya İstiklâl Marşı’nı okuyarak başlamak istedi. Bu talep üzerine bir grup vatandaş marşı okumaya başladı. Mahkeme başkanı ise salonda “En ufak duruşmanın seyrini bozacak davranışta bulunacak kişiyi salondan çıkarırım” uyarısında bulundu.

Duruşma saat 10.50 sıralarında başladı.

Anayasal haklarım çiğnenerek 142 gündür tek kişilik hücrede tutulduğunu belirten Özdağ, geçmişte PKK hakkında bir tez yazdığı için yargılandığını savundu.

Özdağ’ın savunmasından öne çıkanlar şöyle:

”Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandığımızda savcı bana ‘Kitabın kapağında neden PKK’lılar var?’ diye sordu. Ben de ‘Bu kitap kanaryalar ile alakalı olsaydı kapakta kanarya olurdu’ dedim. Hakkımızda dava açıldı, duruşmaya çıktık ve beraat ettik. Bu dosyanın savcılarıyla yıllar sonra karşılaştığımda ‘Bir yanlış anlaşılma olmuş’ dediler. Eminim bu dosyadaki savcılar da ilerde aynı şeyi söyleyecekler.

Benim içeride olma sebebim budur sayın hâkim. Öcalan ile başlayan sürecin baltalanmaması gerektiğine dair açıklama yapanlar oldu. Bu dava adli değil tamamen siyasidir. Bu mahkeme yaklaşırken DEM Parti Grup Başkanvekili ‘Özdağ’ı serbest bırakmayın’ diye açıklama yapıyor. Benim tutukluluğumu bu çok net açıklıyor.

Stratejik göçlerin sürdüğü bir dönemde bunun güvenlik kolonlarımıza bindireceği problemlere dikkat çekmek benim bu millete karşı sorumluluğum.

Adaletsiz bir devlet dinsiz bir devlettir. Devletin dini adalettir. Zaten arkanızda da ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor sayın hâkim.

İktidara yakınsanız birini öldürseniz dahi tutuklanmıyorsunuz. Ceza alsanız bile yatmıyorsunuz ama benim gibi muhalifseniz tutuklanıyorsunuz. Bu durum 1900’lerin başındaki zencilerin durumuna benziyor.

21 Ocak sabahı, Sayın Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla bekletilirken, savcı bu sırada Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ne bir yazı yazıyor. Yazıda, Kayseri’deki olaylar hakkında bir tespit olup olmadığı soruluyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına da yazı yazabiliyor. Bu durumun hukuksuzluğu ise ortada. Zaten onların Zafer Partisi ve Ümit Özdağ hakkındaki düşünceleri de biliniyor. Sanki Kayseri’de Suriyeli birinin 7 yaşındaki bir kız çocuğunu taciz etmesiyle başlayan olayların sorumlusu Zafer Partisi’ymiş gibi bir tutum sergileniyor.

Kayseri İl Emniyet Müdürü bir tutanak düzenliyor. Olaylarda 23 kişi tutuklanmış, 989 kişi gözaltına alınmış. Ancak bu kişiler arasında Zafer Partili kimse bulunmuyor. Üstelik tüm bu olayların ardından Suriyeli şahıs, Mart 2025’te –yani iddianamenin hazırlanmasından günler önce– 24 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmış. Buna rağmen, olayların çıkış nedenine iddianamede tek kelimeyle bile değinilmemiş.

Peki, bu olaylar yaşandığında Ümit Özdağ ne yapmış? Kayseri’deki olaylardan endişe duyduğum için bir tweet attım: “Sevgili Kayserililer, polis güçlerine yardımcı olarak evlerinize dönün, olayların büyümesi Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhine olacaktır.” Ancak savcı, lehime olan bu paylaşımı iddianameye koymamış.

Savcılığın talebi üzerine, elinde iki farklı rapor bulunan Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü, bu raporlar suç unsuru içermediği için, iki saat içinde yeni bir rapor hazırlıyor. Bu raporda “Suriye olayları” başlığı altında bazı ifadelere yer veriliyor, ancak ne oldukları açıklanmıyor. Dosyaya eklenen sosyal medya paylaşımları ise ya olaylardan aylar önce ya da günler sonra yapılmış. Bu paylaşımların hiçbiri suç teşkil etmiyorsa, Emniyet neden bunları suç gibi göstermeye çalışıyor?

Hakkımda iddianamede suç teşkil ettiği öne sürülen bu paylaşımlar, ben Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesiyken yapılmış. Yargı bu sırada ne yapıyordu? Neden o dönemde hakkımda bir soruşturma başlatılmadı? Bu tutumlar, ülkedeki ifade özgürlüğünü Kuzey Kore standartlarına çekmektir.

Ancak tarih bu yargılamayı yazacak. Bu dava, 1944 Türkçülük-Turancılık davasının yanına yazılacak. Bu dava, Türk milliyetçiliğinin yargılandığı Mamak duruşmalarının yanına konulacak. Ve bir gün Türkiye’de hukuk devleti mutlaka kurulacak.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin