Tülay Hatimoğulları’ndan ‘süreç’ eleştirisi: “Daha iç karartıcı bir tabloyla karşı karşıyayız”

HDP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ‘İmralı süreciyle’ ilgili iktidardan henüz beklenen adımı görmediklerini söyledi. Hatimoğulları, “27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yaptığı çağrıdan bu yana ne yazık ki Türkiye’de demokrasi adına bırakın olumlu bir adımın atılmasını çok daha iç karartıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Tarihi çağrı bir metinden ibaret değildi. Çağrı Türkiye’de yaşayan 85 milyon yurttaşımızın adil, demokratik bir toplum içinde yapılması için yapılmış bir çağrıdır. Ama iktidar bu çağrının ruhunu yok saydıkça, gereğini yapmadıkça ülkede demokratikleşmenin yolu açılamaz.” dedi.  

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan-DEM Parti görüşmesine ilişkin konuşan Hatimoğulları, “beklentilerinin bu görüşmelerin barış sürecine hız kazandırması” olduğunu söyledi. Ancak iktidardan çağrıya denk düşen bir adım görmediklerini kaydetti.

Tülay Hatimoğulları’nın konuşmasından bazı bölümler şöyle:

  • Suriye’de halklar ve inançlar yok sayılıyor. Anayasa hazırlanıyor ama ne yazık ki bu Anayasa’da Suriye’de yaşayan farklı inançlar ve dinler yer almıyor. Buradan tekrar altını çizmek istiyorum, Alevi katliamı Suriye’de devam ediyor. Aleviler sistematik bir katliama maruz bırakılmış, yerinden yurdundan topraklarından edilmeye devam ediliyor.
  • Filistin meselesi sıcaklığını hala korumaktadır. Sözüm ona anlaşmalar yapıldı ama gereklilikler yerine getirilmedi. Bunun adı soykırımdır. Tarihte Yahudilere yapılan zulmün aynısı şimdi Filistinlilere yapılıyor, bunu kabul etmek mümkün değildir. Filistin halkının talepleri tanınmadan kalıcı bir çözümü inşaa etmek mümkün değildir.
  • 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yaptığı çağrıdan bu yana ne yazık ki Türkiye’de demokrasi adına bırakın olumlu bir adımın atılmasını çok daha iç karartıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Tarihi çağrı bir metinden ibaret değildi. Çağrı Türkiye’de yaşayan 85 milyon yurttaşımızın adil, demokratik bir toplum içinde yapılması için yapılmış bir çağrıdır. Ama iktidar bu çağrının ruhunu yok saydıkça, gereğini yapmadıkça ülkede demokratikleşmenin yolu açılamaz. Bu tıkanıklığın patlak verdiği son olayları hatırlayacak olursak; birisi HDK’ye ve kent uzlaşısına dönük operasyon, diğeri 19 Mart sürecidir.
  • 19 Mart’tan bu yana Türkiye halklarının sesi sıradan bir tepki değildi, sadece bir şahsın özgürlüğü için değildi. Bu tepkiler özgür bir yaşamı talep etmek için ortaya çıktı. Gençler, öğrenciler her bir ağızdan bağıyor: ‘Bu ülke bizim’. Direnen gençlere selam ve sevgilerimizi iletiyoruz.
  • İktidarsa yükselen sesleri duymazdan gelerek baskılarını artıyor. Öğrencilere sokak ortasında işkence yapıyor. O gençlere vuran polislerin her birine 10 bin TL ödül verdiler. İşkenceye prim vererek iç barış sağlanamaz aksine zarar verir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin