KHK’lı astsubay: “Tek kurşun sıkmadım, aksine beni öldürmeye çalıştılar: Neden 9 yıldır hapisteyim”

SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724

Dokuz yıldır Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan, Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan KHK ile ihraç edilen astsubay Fatih Sarımehmet, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanlığı’nın emniyetini sağlamak üzere görevlendirilen askerlerden biriydi.

Sarımehmet’e, Genelkurmay’a yönelik bir saldırı planı olduğu, bu nedenle emniyeti takviye etmek amacıyla hareket edileceği bildirildi. Gece yarısı civarında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’ndan konvoy hâlinde Genelkurmay’a doğru yola çıkıldı.

Genelkurmay’a varmalarına kısa bir süre kala, polis noktasından açılan ateş sonucu yaralanan Sarımehmet, geceyi Genelkurmay revirinde geçirmek zorunda kaldı. Kendi ifadesine göre, neden hedef alındığını dahi bilmeden vurulmuştu. Silahlı saldırıya uğramasına rağmen silahından tek bir mermi dahi çıkmamıştı. Kriminal kayıtlara göre, Sarımehmet’in silahı olay boyunca hiç kullanılmamıştı.

Bacağından vurulan, kan kaybeden ve fiilen hareket kabiliyeti kısıtlanan Sarımehmet’in herhangi bir eyleme katılması mümkün değildi. Buna rağmen darbe girişimiyle suçlandı.

O gece ve öncesinde bulunduğu yerleri, aldığı emirleri ve yaralanma sürecini resmi kayıtlarla ortaya koymasına rağmen; Genelkurmay Başkanlığı önünde 11 sivilin hayatını kaybettiği gerekçesiyle 11 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararında, Sarımehmet’in silah kullanıp kullanmadığı, olay anında yaralı olup olmadığı ve fiilî olarak herhangi bir şiddet eylemine katılıp katılmadığı hususları somut biçimde tartışılmadı. Kararın gerekçesinde bile tartışma ihtiyacı duymadı.

Bu karara imza atan ve o dönemde Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Başkanı olan Oğuz Dik, şu an Yargıtay’da görev yapıyor. Fatih Sarımehmet ise, Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi hücrede kalıyor. Günde sadece bir saat avluya çıkma hakkı var.

Bir insanı özgürlüğünden yoksun bırakmak bu kadar kolay olmamalı.

Bir insanın özgürlüğünden, somut bireysel eylemi ortaya konulmadan, yalnızca bulunduğu birlik ve zaman üzerinden yoksun bırakılması; ceza hukukunun en temel ilkeleriyle açıkça çelişiyor.

Peki Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan KHK’lı astsubay kendisini nasıl savundu?

“ÖZEL KUVVETLER’DE GÖZÜMÜ AÇTIM, BAŞKA GÖREVİM YOKTU”

Mahkeme heyetine mesleki geçmişini anlatarak başlayan Sarımehmet, 2013’te Balıkesir Astsubay MYO’dan mezun olduğunu, ardından Tuzla Piyade Sınıf Okulu’nda eğitim gördüğünü ve gönüllü girdiği mülakat sonrası Özel Kuvvetler’e kabul edildiğini aktardı. Temmuz 2015’te Özel Kuvvetler 33’üncü Tabur’a katıldığını söyleyen rütbesinin astsubay çavuş olduğunu söyleyen Sarımehmet, Temmuz 2016’ya kadar geçen dönemin büyük kısmında Kuzey Irak’ta operasyonlara katıldığını ifade etti.

“İZİNDEYDİM, PARAŞÜT ATLAYIŞINI İÇİN ERKEN DÖNDÜM”

3 Kasım 2017 tarihli savunmaya göre Sarımehmet, darbe girişiminden üç hafta önce izne ayrıldı ve memleketi Rize’ye gitti. Ancak, taburdaki yıllık paraşüt atlayışlarının kendi izninin son haftasına denk gelmesi nedeniyle 10 Temmuz’dan iki gün önce birliğine döndüğünü anlattı. Emirlerin çoğunlukla sözlü verildiğini belirten Sarımehmet, “Rütbem ve konumum itibarıyla verilen emirleri sorgulamam… imkânsızdı” dedi.

“TATBİKAT DENİLEREK MUHAFIZ ALAYI’NA ÇAĞRILDIM”

Sarımehmet, 15 Temmuz günü aynı birlikte görev yapan bir personelin kendisini aradığını, Koruma ve güvenlik tatbikatı için görevlendirildiğinin bildirildiğini ve saat 21.30’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı’na gitmesinin söylendiğini aktardı.

Muhafız Alayı’nda “yoğun bir tatbikat hazırlığı” gördüğünü ifade eden Sarımehmet, daha sonra “Genelkurmay’a saldırı planı olduğu” söylenerek emniyete takviye amacıyla konvoyla Genelkurmay’a hareket ettiklerini dile getirdi.

1989 Rize doğumlu olan Fatih Sarımehmet (36), şu anda üçüncü sınıfa giden kızı dünyaya gelmeden önce tutuklanmıştı.

“POLİS ATEŞ ETTİ, YARALANDIK, MOBESE İNCELENSİN”

Savunmada en dikkat çeken bölümlerden biri, Genelkurmay Kavşağı’nda yaşandığı iddia edilen silahlı saldırı anlatımı oldu. Sarımehmet, konvoyu kendi aracıyla takip ederken polis noktasına yaklaştıklarını, bu sırada “nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde” ateş açıldığını, aracın camlarının kırıldığını ve hem kendisinin hem de yanındaki personelin yaralandığını söyledi.

“Polis olduğunu görünce elimizi dahi götürmedik silahlara” diyen Sarımehmet, olayın MOBESE görüntülerinin incelenmesini istedi. Savunmasında ayrıca, araçtan “14 kurşun çıktığını” sonradan öğrendiğini belirterek, ateş eden polis ve “bu emri verenlerden şikâyetçi” olduğunu ifade etti:

“Genelkurmay Kavşağı’na geldiğimizde önümüzdeki araçların bir anda durmasıyla bizde yavaşladık. Yanımda olan Turgay Astsubay bana önümüzdeki polisi göstererek yanaşmamı söyledi, ‘Olay ne soralım’ diye. Ben aracı polise doğru yanaştırırken nasıl olduğunu anlamadığım bir silahlı saldırıya uğradık. Aracın camları kırıldı. Turgay Astsubay elinden, ben de diz kapağımın 2 parmak üstünden yaralandım. Ateş eden şahsın polis olduğunu gördüm. Ne yapacağımı bilemedim. Dur dedikse de polis ateş etmeye devam etti. Ben de Turgay Astsubay’ın yönlendirmesi ile aracı ters şeride sokup Hava Kuvvetleri Binası’nın önüne kadar sürdüm. Biz aracı sürerken bile ateş etmeye devam ediyordu. Bu olay esnasında ikimizin üzerinde silahlarımız ve tam teçhizatımız olmasına rağmen polis olduğunu görünce elimizi dahi götürmedik silahlara. Olayla ilgili MOBESE görüntüsünün mutlaka olacağını düşünerekten onlara bakılmasını istiyorum. Bu olayda bize öldürme kastıyla kurşun sıkan polisten ve ona bu emri verenlerden şikayetçiyim. Sonrasında öğreniyorum ki, araçtan 14 kurşun çıktı. Üzerimizde çelik yelek ve başlık olmazsa ölebilirdik. Polis memuru olayın ne olduğunu anlamadan öldürme kastıyla üzerimize ateş etmiştir.”

“GENELKURMAY’A GİRDİK, REVİRDE PANSUMAN YAPILDI”

Sarımehmet, Genelkurmay nizamiyesinde iki komutanın kendilerine ne olduğunu sorduğunu; kendisinin de “emniyet takviyesi için geldiklerini” anlattığını söyledi. Daha sonra polis noktasına giderek görevli olduklarını ilettiklerini, polisin de “haber verilmemiş, yanlışlık oldu” diyerek özür dilediğini aktardı.

Genelkurmay’a girişten sonra revire gittiğini, dizindeki yaranın pansuman yapıldığını ve sabah saatlerinde revirden çıktığını belirten Sarımehmet, kendisine verilen görevin “Genelkurmay’a yapılacak terör saldırısına karşı koruma” olduğunu ileri sürdü: “Hiç kimseye cebir ve şiddet uygulamadım.”

“İŞKENCELERE VE DARPLARA MARUZ KALDIK”

Sarımehmet, 16 Temmuz 2016 saat 13.30 civarında Genelkurmay bahçesinde gözaltına alındığını; gözaltında kaldığı dört gün boyunca “işkence ve darp” gördüğünü, aç-susuz bırakıldıklarını ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldıklarını iddia etti. Mahkemeye çıkarıldıklarında “iki dakikada tutuklama kararı verildiğini” öne süren Sarımehmet, sevk edildiği cezaevinde de şiddet gördüğünü söyledi.

“16 Temmuz 2016 saat 13.30 gibi Genelkurmay bahçesinde polis tarafından gözaltına alındım. Gözaltında olduğum 4 gün boyunca çeşitli işkence ve darplara maruz kaldık. Ailelerimize küfredildi. Aç ve susuz bırakıldık. Üzerimizde sadece bir iç çamaşırıyla, ellerimiz arkadan kelepçeli olarak bunlara sabrettik ve halen cezaevlerinde yapılan türlü türlü muamelelere sabrediyoruz.”

SUÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLECEK BİREYSEL EYLEMİM YOK”

Savunmasını tahliye talebiyle bitiren Sarımehmet, 15 Temmuz gecesi sadece amir emrini yerine getirdiğini, darbe girişiminin kimin tarafından ve ne amaçla yapıldığına dair hiçbir bilgisi ve iradesi olmadığını söyledi.

Sarımehmet, “Tarafıma itham edilen tüm suçlamaları reddediyorum. ByLock yüklemedim, kullanmadım; hiçbir örgütle bağım yoktur” dedi.

Kendisine yöneltilen örgüt bağlantısı iddialarını reddeden Sarımehmet, “Suçluların tespit edilip gerekli yasal işlemlerin yapılması gerektiğini” de ekledi.

1 Yorum

  1. 15 Temmuz tiyatrosunun asıl failleri ve katilleri iktidarda olduğu için bu masumlar cezaevinde çile dolduruyor. Bu komplonun gönüllü rol almış polisi, adliyesi ve İngiliz ajanı politikacıları mutlaka işledikleri suçun cezasını çekecekler. Adil bir mahkeme önünde yargılanabilmek için dua etsinler. Milyonlar işlenen suçun şahidi. Unutulur zannedenler yanılıyor. Her şey bir yerlerde kayıtlı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin