15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Harp Okulu’nda görev yapan akademisyenler, yaşadıklarını Alesta kanalında yayınlanan belgeselde anlattı. Tanıklıklar, emir-komuta zincirine uyarak okula gelen onlarca akademik personelin sistematik bir kumpasın parçası hâline getirildiğini gözler önüne seriyor.
Belgeselde dikkat çeken noktalardan biri de, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a ait HTS kayıtlarının yanlışlıkla mahkemeye gönderilmesiyle ortaya çıkan ciddi iddialar oldu. HTS dökümlerine göre Bozdağ, 15 Temmuz öncesi plastik kelepçe üreten firmalarla görüşmeler yapmış, Sincan ve Başkent Spor Salonu’nun baz istasyonlarıyla bağlantısı tespit edilmişti. Bu detay, gözaltı ve tutuklamaların önceden planlandığına işaret eden güçlü bir delil olarak görülse de, mahkeme heyeti bu kanıtı “davanın konusu değil” diyerek dışarda bıraktı.
Emre İtaat ve Askerî Refleks Suç Sayıldı
Akademisyenler, 15 Temmuz gecesi WhatsApp gruplarından gelen çağrılar üzerine okula gittiklerini, kendilerine “terör saldırısı tehdidine karşılık tedbir amaçlı toplanıldığı” söylendiğini ifade etti. Eğitim kıyafetleriyle kantinde toplanan personelin, herhangi bir kalkışmaya dair ne emir aldığı ne de girişimde bulunduğu aktarıldı. Ancak kısa süre sonra bu kişiler darbe suçlamasıyla gözaltına alındı, haklarında müebbet hapis cezaları verildi.
İşkence ve Gözaltı Şartları: Harbiyeliler Hedefteydi
Belgeseldeki anlatımlara göre, Harbiyeli öğrenciler başta olmak üzere çok sayıda askerî personel kötü muameleye maruz kaldı. Sincan Cezaevi’ne götürülen akademisyenler ve öğrenciler, plastik kelepçelerle, aç susuz, soğukta ve sürekli hakaret edilerek bekletildi. Özellikle Harbiyeli kadın öğrencilerin durumu, tanıklarda derin izler bıraktı. Bir akademisyen, “Harbiyeliler bizim göz bebeğimizdi, onları yok ettiler,” sözleriyle yaşanan travmayı aktardı.
İzzet Çetingöz’ün Üçlü Rolü ve Dönüşen İfadeler
Dönemin okul komutanı Tümgeneral İzzet Çetingöz’ün, önce “birlikte bekleyin” dediği akademisyenleri daha sonra savcılığa bildirdiği, 206 kişilik bir listeyle yargı sürecinin fitilini ateşlediği belirtiliyor. İfadelerin üç kez değiştiği, bazı beyanların görüntülerle çeliştiği, buna rağmen Çetingöz’ün ifadesine dayanılarak tahliyelerin engellendiği iddia ediliyor.
“Bu İşte Bir Terslik Var”
Bir akademisyen ifadesinde, “Tutuklama emrini veren aynı komutan daha sonra bizi suçsuz bulduğunu belirten belgeyi savcılığa gönderdi. Çünkü terfi alamadı,” diyerek yaşanan çelişkiye dikkat çekti.
Gözaltına alınanlardan bazıları kısa sürede tahliye edilirken, diğerleri yıllarca cezaevinde kaldı. Savunma sırasında “Sıkıyönetim emrini aldığımız saat ile mesajın ulaştığı saat bile örtüşmüyor” denilerek savcının senaryosunun teknik olarak da çöktüğü vurgulandı.
