HABER | TÜRKMEN TERZİ
Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Gazze’de süregelen insani felaket karşısında hayat kurtarıcı yardımların büyük ölçekte artırılması ve insani yardıma engelsiz erişim sağlanması çağrısında bulundu. Kuruluş, İsrail makamlarının uyguladığı kısıtlamalar ve devam eden şiddet nedeniyle her gün can kayıplarının yaşandığını belirtti.
MSF, 37 sivil toplum kuruluşunun 1 Mart 2026’ya kadar İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nı terk etmesini zorunlu kılan yeni düzenlemelere rağmen, Filistin Yönetimi nezdindeki kaydı üzerinden mümkün olduğu sürece bölgede kalmaya ve yardım sağlamaya kararlı olduğunu açıkladı.
Uluslararası insancıl hukuka göre işgalci güç konumundaki İsrail’in insani yardımın sağlanmasını temin etmekle yükümlü olduğu hatırlatılan açıklamada, buna karşın getirilen yeni ve kısıtlayıcı kuralların zaten yetersiz olan yardımları daha da azaltma riski taşıdığı ifade edildi. MSF, hükümetlere Uluslararası Adalet Divanı kararlarına saygı gösterilmesini ve insani yardımın ulaştırılmasının kolaylaştırılmasını sağlama çağrısında bulundu.

MSF Genel Sekreteri Christopher Lockyear, “MSF, giderek daha da kısıtlanan bir ortamda hastalar için hizmetleri korumaya çalışıyor. İhtiyaçlar devasa boyutta ve ağır kısıtlamaların ölümcül sonuçları var. Yüz binlerce hasta tıbbi ve ruh sağlığı hizmetine ihtiyaç duyuyor, on binlercesi ise uzun vadeli tıbbi, cerrahi ve psikolojik takibe muhtaç” dedi.
ABD öncülüğündeki barış planına rağmen İsrail makamlarının su, barınma ve sağlık hizmetlerine erişimi ciddi biçimde kısıtlamaya ve zaman zaman tamamen engellemeye devam ettiği belirtildi. Gazze’ye ulaşan insani yardımın son haftalarda önemli ölçüde azaldığı kaydedildi.
Batı Şeria’da ise artan şiddet, zorla yerinden edilmeler, silahlı yerleşimci saldırıları, ev yıkımları, yerleşim genişletmeleri ve sağlık hizmetlerine yönelik engellemeler nedeniyle insani ve tıbbi ihtiyaçların hızla arttığı ifade edildi.
MSF’nin İsrail makamları nezdindeki kaydının geri çekilmesinin hasta bakımını halihazırda etkilediği bildirildi. Son iki yılda büyük yıkıma uğrayan sağlık sisteminin, temel tıbbi ekipman ve malzemelere yönelik süregelen kısıtlamalar nedeniyle zaten ağır baskı altında olduğu vurgulandı.

Ocak ayı başından bu yana İsrail makamlarının MSF’nin uluslararası personelini ve ek malzemeleri İşgal Altındaki Filistin Toprakları’na sokmasını engellediği belirtilirken, 1 Mart 2026 itibarıyla tüm uluslararası personelin bölgeyi terk etmek zorunda kalacağı açıklandı.
MSF ekiplerinin özellikle acil travma bakımı ve rehabilitasyon hizmetleri, çocuk sağlığı, cinsel ve üreme sağlığı hizmetleri, bulaşıcı olmayan hastalıkların tedavisi ile psikiyatrik ve ruh sağlığı hizmetlerini sürdürebilme konusunda ciddi endişe taşıdığı ifade edildi. Uzun vadede bu kısıtlamalar altında faaliyetlerin sürdürülmesinin belirsiz ve hatta imkânsız hale gelebileceği uyarısı yapıldı.
Lockyear, “MSF programları hayati bir can simididir. Bu ölçekte tıbbi bakım ve insani yardım kolayca ikame edilemez. Devam eden insani felaket ortamında MSF, mümkün olduğu sürece İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nda kalacak ve elinden geleni yapacaktır. İsrail makamlarını insani yardımı büyük ölçekte mümkün kılmaya, uluslararası toplumu ise Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin kaderine terk edilmemesini sağlamaya çağırıyoruz” dedi.
MSF, 1988’den bu yana İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nda faaliyet gösteriyor. Kuruluş, tıbbi ve ruh sağlığı hizmetlerinin yanı sıra son dönemde büyük ölçekli su ve sanitasyon hizmetleri de sağlıyor.
2025 yılında Gazze’deki her beş hastane yatağından biri MSF tarafından desteklendi, her üç doğumdan birine destek verildi, 913 bin 284 ayaktan muayene gerçekleştirildi ve 700 milyon litreden fazla su dağıtıldı.
Ocak 2026’da ise 83 bin 579 ayaktan muayene yapıldı, 40 bin 646 acil vaka tedavi edildi ve 5 bin 981 travma hastasına müdahale edildi.
Artan ihtiyaçlara yanıt olarak MSF, 2026 yılında faaliyetlerini 130 milyon euro bütçeyle genişletmeyi planlıyordu. Ancak mevcut kısıtlamalar nedeniyle bu desteğin geleceği belirsizliğe girdi.
MSF, yeni kayıt şartlarının yardımları engellemek için bir gerekçe olarak kullanıldığını ve bunun İsrail hükümeti tarafından teşvik edilen, kuruluşa yönelik çevrimiçi saldırılarla eş zamanlı yürütüldüğünü belirtti.
Lockyear, “Asılsız ve kanıtlanmamış suçlamalara dayanan bir itibarsızlaştırma kampanyası, MSF’yi karalamayı, kurumun sesini kısmayı ve sağlık hizmeti sunumunu engellemeyi amaçlıyor. Uluslararası gazetecilerin bölgeye alınmadığı ve Filistinli gazetecilerin düzenli olarak öldürüldüğü bir ortamda, STK’ların erişiminin daha da azaltılması, devam eden şiddete ve bunun insanlar üzerindeki kalıcı etkilerine tanıklık eden bir katmanın daha ortadan kaldırılması riskini taşıyor” ifadelerini kullandı.
