‘Signal’ skandalı ve ortalığa saçılanlar!

AYDOĞAN VATANDAŞ | YORUM

Geçtiğimiz günlerde Atlantik dergisi, ABD’nin Yemen’e yönelik Husi hedeflerine gerçekleştirdiği hava saldırılarına dair, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve diğer üst düzey yetkililer arasında yapılan yazışmaların tamamını yayımladı. Ancak burada dikkat çeken tek sorun, bu bilgilerin bir yanlışlık sonucu derginin yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg’e gönderilmesi değildi. Aynı zamanda, ABD gibi sınırsız bir istihbarat bütçesine sahip bir devletin, en hassas operasyonel detayları ve savaş planlarını ‘Signal’ gibi bir uygulama üzerinden yazışmasıydı.

Signal, şifreli mesajlaşma sunan bir uygulama olsa da, her gün milyonlarca insan tarafından kullanılmasına rağmen, gizli bilgilerin paylaşılmasında ne kadar uygun bir platform olduğuna dair ciddi soru işaretleri var. Üstelik, Signal’in güvenli olduğuna dair var olan algı, en basit düzeyde dahi kırılabilirken, bu tür hassas verilerin bu platformda paylaşılmasının olası tehlikelerini göz ardı etmek hatalı.

Hegseth ve diğer yetkililer, Yemen’deki hava saldırılarının tam zamanlamalarını, hedefleri, hatta kullanılacak silahları içeren detayları, özel güvenlik kanalları yerine Signal üzerinden paylaştılar. Ancak burada asıl skandal, ABD’nin en kritik güvenlik bilgilerini, bir gazeteciye yanlışlıkla göndermiş olmasıydı.

Peki, bu nasıl oldu?

ABD’li yetkililer, her ne kadar “bilgiler gizlilik dereceli değil” dese de, devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve planların böylesine kolayca dışarıya sızması, aslında çok daha büyük bir sorunu gözler önüne seriyor: Söz konusu yazışmalarda, hedeflerin tespiti, uçak kalkış zamanları ve operasyonel stratejiler hakkında bilgiler yer alıyor. Hegseth’in bu bilgileri Signal üzerinden paylaştığı saat dilimleriyle açıklanmış.

Başkan Donald Trump, durumu küçümseyerek, saldırının başarılı olduğunu ve bu olayın “olabilecek en küçük hata” olduğunu söylüyor. Ancak Kongre’deki Demokratlar ve uzmanlar, ABD’nin düşmanlarının bu tür bilgileri ele geçirmemiş olmasının bir mucize olduğunu vurguluyor. Bu kadar kritik bilgilerin yanlışlıkla gazetecilere ulaşması, sadece bir güvenlik ihlali değil, aynı zamanda devletin gizlilik protokollerinin ne kadar zayıf olduğunun bir göstergesi.

Bir yandan, bu tür bilgiler açıkça hedefleme yöntemlerini, zamanlamaları, hatta kullanılan silahları ifşa ederken; diğer yandan F-18 uçaklarının kalkış saatinden, deniz tabanlı Tomahawk füzelerinin atış zamanına kadar her şey detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu olayın bir diğer ilginç yanı, Ulusal Guvenlik Danismani Mike Waltz ve CIA Baskani John Ratcliffe’in, olayın arkasında “yanlış anlaşılma” olduğu konusunda ısrar etmeleri. Sadece Trump yönetimi değil, aynı zamanda Demokrat ve Cumhuriyetçi yetkililer de bu tür güvenlik ihlallerine karşı iki yüzlü bir tutum sergiliyorlar. Zira, Hillary Clinton’ın adının karıştığı e-posta skandalı hakkında büyük gürültü koparan Cumhuriyetçiler, böylesine hassas bilgilerin sızmasının üzerine konuşmak yerine, gazeteciyi suçlamakla yetiniyorlar.

Ve işin ilginç tarafı, sohbet sırasında ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump’ın politikasına doğrudan karşı çıkmasa da, bu saldırının zamanlamasının yanlış olabileceğini ve kamuoyunda nasıl algılanacağını sorguluyor. Peşi sıra, Savunma Bakanı Pete Hegseth de saldırının zamanlamasını savunmak zorunda kalıyor. Bu durum, ABD Başkan Yardımcısı ile Savunma Bakanı arasında gerginlik ve anlaşmazlıkların olduğuna dair bir süre önce kamuoyuna yansıyan iddialara ışık tutuyor.

Vance’in temel kaygısı şu: Eğer ABD bu saldırıyı hemen yaparsa, Trump’ın Avrupa konusundaki söylemleriyle çelişen bir durum ortaya çıkabilir ve petrol fiyatlarında ciddi bir artış yaşanabilir. Vance’e göre, bu operasyon bir ay ertelenirse, hem ekonomik etkiler daha iyi analiz edilir hem de kamuoyuna daha iyi bir anlatım yapılabilir. Fakat Savunma Bakanı Pete Hegseth, Vance’in çekincelerini umursamıyor ve Amerika’nın bu işi yapması gerektiğini söylüyor. Aynı zamanda, Avrupa’ya duyduğu nefreti de açıkça dile getirerek “Avrupa’nın beleşçiliği” karşısında duyduğu tiksintiyi ifade ediyor. Bu sızıntıdan sonra ABD-Avrupa ilişkileri kuşkusuz eskisi gibi olmayacak.

ABD, son derece güçlü bir istihbarat sistemine ve teknolojiye sahip olsa da, bu sistemin nasıl bu kadar basit bir hata sonucu çökebildiğini ve ulusal güvenlik açığını ortaya çıkaran bir durumda yakalandığını sorgulamak gerekir.

3 YORUMLAR

  1. valla bu bati ulkelerinin dogrudan birsaldiriy maruz kalmalari halinde iclerinin ne kadar bos oldugu gorunecektir. Onun icin catismalri civarda tutma derdindeler

  2. Bu böyle olmadan ABD ve Bati insani icinde kurtulus yok! Buhranlar bitmeyecek, kilitlenecekler, piskolojik Depression ve diger rahatsizliklar tavan yapacak. Cöküsleri zaten bu yoldanda kacinilmaz!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin