NECİP F. BAHADIR | YORUM
PKK, Öcalan’ın çağrısını uydu, kongresini topladı. Örgüt kongre şartlarının oluşması için haftalarca beklemişti. Öcalan’ın yazılı metnini yeterli bulmadı, kongreye bizzat katılmasını istedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da, “Bu mümkün değil, mevzuat engel!” diye rest çekmişti. Yasa, mevzuat bir kenara bırakıldı da Öcalan ‘tele konferans’ sistemiyle kongreye katıldı mı? Rivayet muhtelif… Ankara’dan ‘çıt’ yok. AKP ve Erdoğan sessiz…
PKK ve DEM’den gelen haberler Öcalan’ın ‘teknik yollarla’ kongreye katıldığı yönünde… İlk sinyali DEM’li Pervin Buldan verdi. Ardından eski milletvekili Remzi Kartal ‘tele – konferans’ kanalıyla Öcalan’ın kongrede konuştuğunu söyledi. Tepkiler üzerine kendi söylediği iddiayı yalanladı. Tekzip hiç inandırıcı gelmedi. Belli ki Kartal’ın kulağı çekilmiş, sürece zarar vermemek için kendisini yalanlaması istenmişti.
Bakan Tunç, kamuoyuna bir açıklama borçlu… Yanında iki kişiden oluşan sekreteryası ile birlikte 37 dakika örgüt yöneticilerine Türkçe seslendiği iddiası kesinlikle yabana atılamaz. Sessizlikle de geçiştirilemez. İnsanın aklına gelmiyor değil, Öcalan kongreye başkanlık da mı yaptı yoksa?
Bir başka mahpus böyle bir görüşme yapabilir mi? Nedir Öcalan’ın ayrılacağı…
Ümit Özdağ partisinin grup toplantısına telefonla bağlanabilir mi? Ya da Ekrem İmamoğlu tele – konferans yöntemiyle toplantı yapabilir mi? Mevzuatsa herkese aynı şekilde uygulanması gerekmiyor mu?
Erdoğan’ın tek bir amacı var…
Bu çağda hiçbir şey ‘sır’ olarak kalmaz. Yakında kokusu çıkar. AKP iktidarı ne kadar örtmeye çalışırsa çalışsın başaramaz. Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi huyu var. Bu yargı defalarca yaşanarak teyit edildi. Zaten öte yandan AKP ve Erdoğan saltanatının sonuna geldi. Yarını yok. Erdoğan’ı tarihin ve kaderin elinden ne Öcalan kurtarabilir, ne Selahattin Demirtaş… Sürecin temel amacı iktidarını bir dönem daha uzatmak. Hedef de DEM’in desteğiyle anayasa değişikliği yapmak…
Öcalan açılımını MHP lideri Devlet Bahçeli başlattı. Erdoğan ‘Terörsüz Türkiye’ dışında bir şey söylemedi. Allah aşkına Türkiye’de yakıcı terör mü var? PKK nicedir sahadan çekildi. Örgütün ana hedefi Suriye’de alan açmak ve geçmişte silahla yaptığını, yeni dönemde siyasetle yapmak. PYD, Esed sonrası Suriye’de ciddi kazanımlar elde etti. Amacı bunu daha ileri taşımak… Özerk bir bölge peşinde.
Devlet Bahçeli’nin çağrısıydı, fakat konjonktür de silahla siyasetin yer değiştirmesini zorunlu kılıyordu. Yoksa bu kadar kolay olur muydu? 40 yılda çözülemeyen sorun 6 ayda bu noktaya gelir miydi? Öcalan’ın da, PKK’nın da önceliği siyaset… AKP – MHP ortaklığı bu zemini oluşturdu.
AKP iktidarı yani Erdoğan demokrasi ve özgürlükler konusunda adım atabilecek mi? Erdoğan’ın gerilim ve kavga siyaseti yerini ‘normalleşmeye’ bırakabilecek mi? Tamam, pazarlık yok, tamam süreç al-ver şeklinde ilerlemeyecek… PKK’nın da, DEM’in de beklenti ve talepleri ne olacak? Demokrasi ve özgürlük olmadan barış olur mu? Barışın ilk şartı demokrasi ve hürriyet değil mi? Ve sadece PKK ile barış gibi bir politika olabilir mi? Erdoğan, PKK ile el sıkışırken, CHP ile savaşmaya devam mı edecek? Genel af olmadan barış mümkün mü?
CHP’nin silahı yok… Erdoğan’ı titreten Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’su var. İster misin CHP’den de İmamoğlu’nu geri çekmesini talep etsin… Barış ve normalleşme şartı olarak…
Ya diğer muhalif kesimleri?
Hapishaneler siyasi mahkumlarla dolu. Erdoğan’a yan gözle bakmak mahpus olmak için yeter sebep… Gösteri ve yürüyüşe katılan üniversite öğrencileri hala içeride… PKK ve Öcalan’ın Erdoğan – Bahçeli ikilisinden gördüğü ilgi siyasi muhaliflerden esirgeniyor. Bahçeli, Öcalan’a ‘kurcu önder’ dedi de CHP’ye CHP ve Özgür Özel’e genel başkan diyemedi.
AKP yine ‘kapalı kapılar’ ardında iş çeviriyor!
Tamam, anladık Öcalan adadan ayrılmak istemiyor. Eski yani müebbetlik şartlarıyla mı yaşayacak? Yoksa İmralı’da özel yaşam alanı mı oluşturulacak? Kalan ömrünü geçirmesi için İmralı’da özel ev mi inşa edilecek? DEM sözcüleri her ağzını açtığında Öcalan’a ‘tecridin kaldırılmasını’ talep ediyor.
AKP iktidarı ‘şeffaf’ değil. Kapalı kapılar arkasında iş çevirmekle meşgul. Hani süreç Meclis zemininde yürüyecekti? DEM heyeti parti liderleriyle görüşmüş bu konuda mutabakata varmıştı. Şu ana kadar Meclis’in bir iradesi ve inisiyatif oldu mu? Başkan Kurtulmuş, Erdoğan’ın sözlerini tekrarlamaktan başka ne yaptı? Meclis devre dışı…
Peki, MHP ve AKP milletvekillerinin olup bitenden haberi var mı? Şu ana kadar tatmin edici bilgilendirme yapılmadığını biliyoruz. Erdoğan sadece, “Medyaya kamuoyuna konuşmayın!” dedi. Yarın da nasıl konuşmak gerektiğini söyleyecek muhtemelen… “Pazarlık yok, af yok, terörsüz Türkiye…” gibi toplumda hiçbir karşılığı olmayan mesajlar tekrarlanacak.
Demokrasi, özgürlük ve barış ilkesel ve geneldir… Sadece toplumun bir bölümüne olamaz. Yani Erdoğan PKK ile ‘barış’ yaparken, CHP veya toplumun muhalif unsurlarıyla ‘kavga ve savaşı’ sürdüremez…
AKP ucube ve garip bir iktidar… Her şey beklenir.
Hapishanelerden yalnızca ‘PKK’lıları çıkarmak’ gibi akla ziyan düzenlemeler yaparsa kimse şaşırmaz. Böyle düşünse de bunu politikaya dönüştürebileceğini sanmıyorum. Selahattin Demirtaş’ın çıktığı kapıdan, Ümit Özdağ da çıkar, Ekrem İmamoğlu da… “Durun siz çıkmayın!” gibi bir uygulama olur mu?
Açıklamalar başka, gerçekler başka!
PKK kongresini topladı, Öcalan’ın çağrısına kulak verdi. Örgütü feshetti, silahları gömdü. Barış demokrasi ve özgürlük ister…
Diyarbakır’da DEM’in öncülüğünde ‘Demokratik Birlik İnisiyatifi’ kuruldu. Açıkça söylenmese de sürecin bir parçası… DEM Van milletvekili Gülistan Sayyiğit’in okuduğu deklarasyonda, “Kürdistan coğrafyası çok kimlikli, çok inançlı, çok kültürlü yapısıyla zengin bir toplumsal mozaiği temsil etmektedir. Kürt sorununun adil, eşitlikçi ve demokratik çözümünü; aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesini önceleyen bu inisiyatif, sivil toplum cephesinden bu mücadeleye katkı sunmak amacıyla yola çıkmıştır.” denildi.
Sayyiğit’in söylediklerine Erdoğan ve Bahçeli’nin bir cevabı var mı? Sürecin nereye evrileceğinin işaretleri değil mi bunlar? Düz ovada siyaset böyle mi yapılacak? Yoksa bir ara DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın ağzından kaçırdığı gibi Öcalan parti mi kuracak? PKK parti mi olacak? Başındaki P harfi partinin kısaltılması…
Erdoğan ve Bahçeli’nin söyledikleri ile olup biten arasında ‘uçurum’ var. Söz başka, politika başka mı?
Erdoğan’a ilişkin son umutlarım çoktan tükendi. Barış ve çözümden yanayım fakat AKP’nin samimiyetine inanmıyorum. Yeni bir oyun peşinde… Keşke Erdoğan demokrasiye dönse, özgürlüklerin önüne açabilse de ülke barış iklimine kavuşsa…
Sadece PKK’ya değil ama tüm siyasi ve sosyal muhaliflerle barışabilse… Bunu kim istemez. Ama çok zor…
