Özgür Özel’den iktidara ‘Trump’ eleştirisi: “İran’ı kınıyor ama ABD’ye tek söz edemiyorlar!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. ABD-İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara dikkati çeken Özel, iktidarın bu konudaki politikalarını eleştirdi. Savaşın etkilerinin endişe verici olduğunu kaydeden Özel, “İran’ı kınayanlar Trump’ın safında durmaya devam ediyor!” dedi. Özel, savaşın ekonomik etkileri ve risklerine karşı “Acil Önlemler” ve “Orta Uzun Vadedeki Tedbirler” başlıkları altında kapsamlı bir paket hazırladıklarını açıkladı. Özgür Özel’in açıklamalarından önemli bölümler şöyle:

  • Hazırladığımız önlem paketini ve önerilerimizi açıklamadan önce Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik haksız ve hukuksuz saldırılarını bir kez daha kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek isterim. Biz bu savaşa karşıyız. Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz. Bu kendini bilmez ikilinin Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve çok sayıda komşu ülkeye yönelik saldırılarını cesaretle reddetmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka, etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz.
  • Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının sanki tüm varlığını ona bağlamış gibi her koşulda Trump yönetiminin safında durmasını asla kabul etmiyoruz. İran’ı kınayan, Amerika’ya ve Trump’a tek eleştiri yapılmayan bir bildirinin imzalanmasını, sonrasında ise o bildirinin Türkçe’ye çevrilmesinden bile utanılmasını sorunlu buluyoruz. Bir bildiriye imza attınız; bildiride Amerika’ya tek söz yok, İsrail’e bir söz yok, İran uyarılıyor ve kınanıyor. Attığınız bildirinin tercümesini de sitenize koymaktan acizsiniz. Çünkü yaptığınız işin ne kadar ayıplı, sorunlu olduğunu biliyorsunuz.
  • İran savaşının ‘Bitti, bitiyor’ diye yapılan açıklamalara rağmen hala daha tüm yakıcılığı ile devam ettiğini görmeliyiz. Bu savaşın tüm dünyaya, bölgemize ve özellikle ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır. Yani ekonomimiz bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Görüyoruz ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bugün içinde bulunduğumuz krizi aşmak için bir ekonomi politikası yoktur.
  • Şimdi Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz tarafından bu kapsamlı çalışma sonucu hazırlanan, savaşın ekonomik etkilerine ve risklerine karşı toplumun tüm kesimlerinin önerilerini almış olan, toplumun tüm sorunlarını çözeceği için desteğini alacağını umduğumuz paketimizi açıklıyoruz.

CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi – Savaşın Ekonomik Etkileri ve Risklere Karşı Önlem Paketi

  • Paketimizi ‘acil önlemler’ ve ‘orta, uzun vadeli tedbirler’ diye iki ana başlık altında aktaracağım. Acil önlemler içinde akaryakıt zamlarına karşı gündeme getirdiğimiz eşel mobil sistemine geçilmesi çağrımız karşılık bularak uygulamaya başlanmıştı. Ancak yüzde 100 olarak uygulanmasını önerdiğimiz sistem, yüzde 75 olarak hayata geçirilmiş, yani akaryakıta gelen zammın yüzde 75’i ÖTV’den karşılanmış, yüzde 25’i ise pompaya yansıtılmıştı. Şu anda eşel mobil sistemindeki ÖTV payı tükenmiş durumda. Artık gelen her zam doğrudan pompaya yansımaya başladı. Önlem alınmazsa, akaryakıta gelecek zamlarla enflasyon ve hayat pahalılığı daha da katlanacak. Bu nedenle akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesini öneriyoruz. Benzin ve motorinin ÖTV’sinin içindeki KDV’nin ise kalıcı olarak kaldırılmasını, vergiden vergi alan bu Türkiye’ye özgü tuhaf uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını öneriyoruz.
  • Gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne yükselmiş durumdayız. Bu nedenle tarımda ciddi önlemler almak artık bir zorunluluk. Çiftçilere kredi limitlerine bakılmaksızın finansmana erişim olanağı sunulmalı, faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalıdır. Özellikle üretiminde yüksek ısıya ve akaryakıta ihtiyaç duyulan gübrenin Türkiye’de tam da ekim dönemi gelirken üretimindeki aksaklıklar, tedarik zincirindeki zorluklar, fiyatındaki artış son derece tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Bu konuda gıda güvenliğimiz, gıdanın temini, Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi açısından bir krizin kapıda olduğunu görüp buna acil önlem alınması gerekmektedir.
  • Çiftçilerimizin kredi borçlarının faizleri silinmeli, ana paraları mutlaka yapılandırılmalıdır. Çiftçilere yönelik haciz işlemleri derhal durdurulmalıdır.
  • Son gelişmelerin enflasyon üzerinde yaratacağı ek baskıya karşı asgari ücret artışlar üç ayda bir gerçekleşmeli, memur ve emekli maaşlarında ek düzenlemeler yapılmalıdır. Unutmayalım; son seçimlerden önce Sayın Erdoğan bizim ‘Üç ayda bir asgari ücret düzenlenmeli’ yaklaşımımıza karşı ‘Evet, asgari ücret çift haneli olduğu süre boyunca yılda en az üç kez ayarlama yapılması gündemimizde olacak’ demişti.
  • Sosyal yardım sistemine entegre, hane gelirine göre kademeli değişen nakit destek verilmelidir.
  • Süreçten olumsuz etkilenen firmalar için acil olarak KGF, kredi garanti fonu teminatlı kredi paketleri devreye alınarak işletme sermayeleri desteklenmelidir. Ancak pandemideki kötü tecrübeler unutulmamalı, KGF doğru, şeffaf, verimli, kamu yararı gözetilerek doğru yere kullanılmalıdır.
  • Küçük esnafa elektrik ve doğal gaz desteği sağlanmalıdır. Ulaşım sektöründe faaliyet yürüten esnaf için ayrıca akaryakıt desteği verilmelidir. Bu rakamın 600 bin olduğu bilinmeli ve yapılacak desteğin ne kadar çok hanenin gelirine katkı sağlayacağı, eve götürülen paraya ne kadar katkı sağlayacağı unutulmamalıdır. Turizmde senaryo bazlı hazırlık yapılmalı, Türkiye’nin güvenli ve güvenilir bir turizm destinasyonu olduğu yönündeki tanıtım çalışmaları artırılmalı, toplumun tüm kesimleri tarafından da sahiplenilmelidir.
  • Orta ve uzun vadeli önlemler de en az bunlar kadar önemlidir. Enerji güvenliğinin sağlanması, bunun için gerekli altyapı entegrasyonu oluşturulmalı, arz güvenliğinin takip edilmesi için alternatif tedarik hatları güçlendirilmeli, yerli, yenilenebilir enerji kapasitemiz artırılmalıdır.
  • Tarımda maliyet krizine karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmaları oluşturulmalı, üretim artışı ve planlama esas alınmalı, çiftçiye gelir güvencesi sağlanmalıdır. KOBİ’ler ve reel sektör için, orta ve uzun vadede enerji maliyetlerini azaltmaya dönük destek programları ve üretimde yeşil, mor dijital dönüşüm programları hayata geçirilmelidir. Orta koridorun etkinliği artırılmalı, alternatif uluslararası ticaret ve ulaştırma koridorları güçlendirilmeli, komşu ülkelerle ulaştırma ve enerji alanında kriz koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır.
  • Milletimizin ortak eseri olan savunma sanayimize etkin destek sağlanmalı, mevcut birikim hızla artırılmalı, milli savunma sanayimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir. Bu sektörde beyin göçünün önlenmesi için teşvik mekanizmalar oluşturulmalı, yurtdışındaki nitelikli insan kaynağı geri kazanılmalıdır. Özel sektör firmalarının uluslararası ihalelerde rekabet gücünü artırmak üzere devlet destekleri genişletilmeli, bilgi güvenliği, istihbarata karşı koyma ve kritik teknolojilerin korunması temel ilke olarak gözetilmelidir.
  • Artan jeopolitik belirsizlikler sonucunda küresel sermaye, yeni ve güvenli limanlar aramaktadır. Türkiye güçlü jeostratejik konumu ve üretim kapasitesi ile hukuki ve kurumsal güveni yeniden tesis etmeli ve bölgesel bir yatırım ve finans merkezi haline getirilmelidir. Bu politikaların uygulanabilmesi için bütçede yeterli mali alan bulunmaktadır. Önemli olan kaynakların hangi toplumsal kesime ve ekonomik öncelikler doğrultusunda kullanılacağına verilecek siyasi karardır, siyasi iradedir. Türkiye, ekonomisini savaşın ekonomik sonuçlarına karşı güçlendirmek için kamu yararı, şeffaflık ve verimlilik esaslı yeni bir bütçe anlayışı benimsemeli, kamu zararına yol açan tüm uygulamalara hızla son verilmelidir.
  • Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kürsüsü bir icraat kürsüsüdür. Bu kürsüde Türkiye’nin yakıcı sorunlarına yapıcı ve kalıcı çözüm önerileri üretilmektedir. Milletimiz görmektedir ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ülkemizin sorunlarını çözecek iradesi de enerjisi de becerisi de kalmamıştır. Karşımızda dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidar vardır. Sayın Erdoğan ve iktidarı, siyasette tükenmiştir. Ancak Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Milletimiz tüm bu sorunları çözebilecek iradeye ve ferasete sahiptir.
  • Cumhuriyet Halk Partisi; liyakatli kadroları, güçlü kurumları, Türkiye’de iktidarı devralmaya motive tüm kadroları ile birlikte dimdik ayaktadır, iktidar yürüyüşünü sürdürmektedir. İktidarımızda devletimizi güçlü, yurttaşlarımızı güvende tutacağız. Adaletsizlikleri, haksızlıkları nihayete erdireceğiz. Tam bir demokrasiyi ve adalet sistemini tesis edeceğiz. Ekonomik dirençliliğin inşası şarttır. Bunu yapmanın ön şartı demokratik ve kurumsal dirençliliği artırmaktır. Bunu yapmak için de olmazsa olmaz, öngörülebilir olmaktır.
  • Herkesin önünü görebilmesidir. Bunun da tek çaresi hukuk devletidir, hukukun üstünlüğüdür. Çalışan herkesin kazandığından emin olduğu, yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Kayırmacılık bitecek, liyakat gelecektir. Bu ülkede gelir adaleti, vergi adaleti, mahkeme adaleti ve sosyal adaleti mutlaka ama mutlaka sağlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu siyasi bir darbeyle hapse atılmış olsa bile, adalet ve demokrasi mücadelemiz sürmektedir ve kararlılıkla sürecektir. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin