CHP lideri Özgür Özel, AKP’den İmralı ziyareti için kendilerine ‘gizli şekilde yapalım’ teklifi geldiğini söyledi. İktidarın bu konudadi tavrını samimiyetsiz bulduğunu söyleyen Özel, “Şimdi adaya gidildi, fotoğraf vermeye utanıyoruz! (Utanıyorlar) Biz daha kararımızı vermeden önce AKP’de etkili bir isim bize, “Siz de gelin adaya. Zaten video olmayacak, fotoğraf olmayacak. Ne gün gidildi, dönüldü belli olmayacak. Koster olmayacak, helikopter olacak. Gidildikten sonra, ‘O iş yapıldı’ denecek. Hatta istiyorsanız kimin gittiği bile gizli kalabilir, ‘CHP’den biri gitti’ deriz. İlla gelin” dedi. Ben de “Gitmek mi bu o zaman?” dedim. O da “Bu iş böyle olacak!” dedi.” ifadelerini kullandı.
Bu ziyaretin AKP’ye siyasi bir maliyeti olacağını anlatan Özel, şöyle devametti: “Bu ziyaretten bizi alıkoyan neyse, AKP de bunu görüyor. Bunun kendince bir maliyet yaratacağını düşünüyor. Üstlenmemek için böyle yapıyor. Komisyonun kamuya açık kısmında da hiç konuşmadılar. “Oylama gizli olsun” dendi. “Oylama yapılmasın” bile dendi.”
Özgür Özel, selefi Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkışına ve İmamoğlu iddianamesine de tepki gösterdi. Özel, “Siyasallaşmış yargının delilsiz iddianamesi kıymetlendirilemez. CHP, İmamoğlu’nun üzerine beton dökmez.” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet gazetesinin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. O soru ve cevaplardan bazıları şöyle:
- Kemal Bey’in “siyaseten arınma” ve “çözüm sürecinde cesur olma” çıkışını nasıl değerlendirirsiniz?
CHP’de koltuk Atatürk’ten miras olduğu için hem genel başkana hem önceki genel başkanlara yaklaşımın çok özenli olması gerekiyor. (…) Son açıklama parti tabanında ve CHP’ye umut bağlayanlarda ciddi bir tepkiye yol açtı. Bu tepkilerin önünü almakta güçlük çekiyoruz.
(…) CHP geçmişte de benzer şeyler yaşadı, belediye başkanlarına saldırılar oldu, benzer iddialar oldu. O gün yapmadığımızı, bugün 15.5 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği Ekrem İmamoğlu’na yapacak; onu yalnızlaştıracak, kendi deyimiyle ‘üzerine beton dökecek’ bir işin içinde CHP olmaz. (…) Burada iddianameyi kıymetlendirmenin bir anlamı yok. Mazur görülebilecek bir tarafı yok. Görülmemiş bir dava üzerinden arkadaşlarımızı kamuoyu önünde tartışmanın anlamı yok.
- Seçildiğiniz kurultay dahil, son iki yılda dördüncü kurultayı yapıyorsunuz. Bu kurultayda hedefiniz nedir? Partiyi nasıl bir şekle büründürmeyi düşünüyorsunuz?
Partiyi kuruluş değerlerinden bir yere savurmadan, Türkiye’deki bütün demokratların partisi yapmaya yönelik anlayışı da yerleştirerek; bütün demokratlara hem kadrolarıyla hem politikalarıyla kucak açan; sandığı, demokrasiyi koruyan, ortak bir gelecek kurabilmeyi merkeze oturtan bir yaklaşımımız var. Partimiz sol, sosyal demokrat, demokratik sol değerlere sahip çıkan bir partidir. Bunda şüphe yok. Ama savunduğu değerleri daha doğru anlatıp; merkeze cumhuriyeti, demokrasiyi ve sandığı koruma refleksini koyacağız.
- Komisyonun İmralı ziyareti önce duyurulmadı. Sonra akşam saatlerinde bir açıklama yapıldı. AKP’li Hüseyin Yayman önce gittiğini kabul etmedi. MHP’nin daha çok sahiplendiği, AKP’nin biraz daha açıklamaktan kaçındığı bir süreç oldu. Siz bu tutumları nasıl değerlendirirsiniz?
Samimiyetsiz bir tutum. AKP zaten ilk günden beri derenin boyunu MHP’ye ölçtürerek tamamen bu işi bir siyasi rant ve risk alanı olarak yönetiyor. AKP tavşana kaç, tazıya tut yapa yapa; “Bunu ranta çevirir miyim, riskini MHP’ye taşıtabilir miyim?” hesapları içinde bir süreç yapıyor.
Şimdi adaya gidildi, fotoğraf vermeye utanıyoruz! Video olmasın, tutanak olmasın. Biz daha kararımızı vermeden önce AKP’de etkili bir isim bize, “Siz de gelin adaya. Zaten video olmayacak, fotoğraf olmayacak. Ne gün gidildi, dönüldü belli olmayacak. Koster olmayacak, helikopter olacak. Çünkü gazeteciler bekler orada. Helikopterin kalktığı, indiği belli olmayacak. Gidildikten sonra bir gün sorulacak, ‘O iş yapıldı’ denecek. Hatta istiyorsanız kimin gittiği bile gizli kalabilir, ‘CHP’den biri gitti’ deriz. İlla gelin” dedi.
Ben de “Gitmek mi bu o zaman?” dedim. O da “Bu iş böyle olacak!” dedi. Bu ziyaretten bizi alıkoyan neyse, AKP de bunu görüyor. Bunun kendince bir maliyet yaratacağını düşünüyor. Üstlenmemek için böyle yapıyor. Komisyonun kamuya açık kısmında da hiç konuşmadılar. “Oylama gizli olsun” dendi. “Oylama yapılmasın” bile dendi.
- Siz İmralı’daki tutanakların açıklanmasını istiyor musunuz?
İmralı’daki tutanakların komisyonla aynen paylaşılması lazım. Komisyon üzerinden partiler ne olduğunu öğrenir. Ona göre açıklanıp açıklanmama konusunda tavırlarını belirlerler. İmralı’da gizli kalınması gerekecek ne var, ben bilmek isterim. Eğer gizli kalması gerekecek bir şey yoksa biz de açıklanması yönünde destek veririz.
- Komisyonun İmralı ziyareti dönüşü yine bir anayasa tartışması başladı. Siz bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Bu anayasadan kimse memnun değil, ben de değilim. Ama anayasal düzenden yanayım. Bugün kendisi için değiştirilmiş anayasa uymayan bir iktidar var. O yüzden bütün yetkili organlarımızla konuşup, bu anlayışla anayasa yapamayacağımızı söyledik. Burada da bir değişiklik öngörmüyoruz. Sonuçta mevcut anayasanın bu kadar ihlal edildiği bir yerde yeni anayasanın uyulmak için değil, oyun kurmak için yapıldığını görüyoruz. Bir de Erdoğan tarihinin en moralsiz sürecini geçiriyor. 31 Mart’ta ilk kez sandıktan malup çıktı. O gücünü sandıktan alan Erdoğan kalmadı. Son seçimin galibi CHP. Gelecek genel seçime son girdiği sandıktan malup çıkmış birisi olmamak için kendisine makul bir sandık arıyor. Tek başına kazanamayacağı için “Acaba bir başka denklem kurabilir miyim?” hesabı yapıyor. Onun sorunu anayasaya uymak değil. Bunu iktidarını sürdürmek için bir kurgunun parçası olarak görüyor.
