Özel’den PKK’nın ‘fesih kongresi’ kararı sonrası ilk açıklama: ”Terörsüz Türkiye’ye ‘evet’ diyoruz”

Terör örgütü PKK’nin ‘fesih kongresi’ hakkında ilk kez konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Terörsüz Türkiye’ye ‘evet’ diyoruz. Bugünlerde beklenen terör örgütünün silah bıraktığı haberini sonuna kadar destekliyoruz. Meclis zemininde eksik uygulamaları düzeltecek adımların hep birlikte atılmasını, en başta kayyım uygulamasının son bulmasını, siyasi tutsakların özgür kalmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’nin Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle  başlattığı ”Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin beşinci adresi Van oldu. Miting alanını dolduran vatandaşlara teşekkür eden Özgür Özel, ”Giderim Van’a doğru, yolum İran’a doğru, kes başım kanım aksın, kıymet bilene doğru” türkünün dizeleriyle sözlerine başladı.

ANKA’nın aktardığına Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün gönüllerin diyarı, kardeşliğin mekanındayız. Bugün güneşin şehrindeyiz. Bugün saklanan feryatları, gizlenen umutları, taşın altından çıkarmaya bugün bu meydanda bir miting yapmaya değil barışın ve adaletin sesini duyurmaya, barışın ve adaletin umudunu haykırmaya, bu meydanda baskılara, zulme, kayyıma, halkın iradesini tanımayanlara, darbecilere, cuntacılara karşı eylem yapmaya geldik Van’a. Artık o eski siyaset dönemleri bitmiştir. Kaleler bitmiştir. Orası benim kalem, burası benim tapulu malım dönemi bitmiştir. Buraya Konya’nın, Mersin’in, Yozgat’ın, Samsun’u selamını getirdim. Buradan selam almaya, selamınızı İzmir’e götürmeye geldim. Selam olsun Van’a. Selam olsun Konya’ya. Konya’nın selamı Van’da, Van’ın selamı İzmir’de çınladıkça barışın karşıtları, dostluğun karşıtları, bu memleketteki Türk’ü Kürt’e kırdırmak isteyen, Alevi’yi Sünni’ye düşman gösterenlerin bütün oyunları bozulacak. Bir olacağız, hep birlikte başaracağız.

“ARTIK TÜM TÜRKİYE, TÜM ŞEHİRLER BU MİLLETİN, BU HALKIN KARDEŞLİĞİN KALESİ”

Konya’ya gidince kimi diyor ki ‘Özgür Özel CHP AKP’nin kalesine gitti.’ Kale male yok. Ne AKP’nin kalesi var artık ne CHP kalesi. Artık tüm Türkiye, tüm şehirler bu milletin, bu halkın, kardeşliğin kalesi. CHP’nin kaleleri Van’a feda olsun, size feda olsun. Biz demokrasiye inanmış bir gelenekten geliyoruz. Öyle ki Van’da oyumuzun arttığı da oldu, çok düştüğü de oldu. 1957’de yüzde 57 oyu da gördük. 2015’te yüzde 1,5 da gördük. Millet karar verdi beş vekilin beşini de aldık. Millet karar verdi hiç milletvekili çıkaramadık. Millet karar verdi 1963’te yüzde 70 oyla belediyeyi kazandık. Millet karar verdi Van’da belediyesiz kaldık. Ama hiçbir zaman hatayı Van’a, hatayı Vanlılara yüklemedik. Kusuru kendimizde bildik. Kendimizi doğru anlatamadık dedik. Doğru söylemedik dedik. Yeterince çalışmadık dedik. İşte şimdi artık CHP’nin sadece bir parti olarak değil Türkiye ittifakı diye söylediği, yani sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, muhafazakar demokratlarla milliyetçi demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları ve Türk’ün demokratıyla, Kürt’ün demokratını birlikte kucaklayan Türkiye ittifakıyla geldik. Bu ittifak aslında sandığı savunan ittifaktır. Bu ittifak ya otokrasi ya demokrasi diyen ittifaktır. Bu ittifak önce demokrasiyi kurtaralım ondan sonra aramızda yarışırız diyen ittifaktır. Bu ittifak tek adam anlayışına karşı halkın, halkların, milletin sesini duyan, duyuran ve eninde sonunda kazanacak olan ittifaktır. Demokrasi budur. Demokrasi kazananın yönettiği, kaybedenin sırasını beklediği rejimdir. Ama maalesef geçmişte demokrasiden istifade edenler hatta ‘Biz demokrasiyi istemiyorduk’ diyenlere bir trendir. İşimize gelince bineriz işimize gelince ineriz diyenler maalesef bugün sandığı geldiği sandığı inkar etmekte. İşlevsiz kılmaktadır. Bunun ilk örneği de, son örneği de Van’dadır. Van bu konuda dertlidir.

“MİLLETİN İRADESİNE KARŞI ÇIKILMASINA, DİRENİLMESİNE, KAYYIM ATANMASINA GEÇİT VERMEDİK, VERMEYİZ”

2019 yılında BDP’den Sayın Bekir Kaya, yüzde 53 oyla belediyeyi kazanmış ama ardından Van’ın iradesine kayyım atanmışır. Ardından 2019 yılında HDP’li başkan birlikte milletvekilliği yaptığımız arkadaşımız Bedia Özgökçe Ertan ve eş başkanı birlikte sizlerin oylarıyla verdiğiniz yüzde 53 oyla her iki kişiden birinin rızasıyla seçilmiş, göreve gelmiş ama yerine kayyım atanmıştır. 2024 seçimlerinde daha bir yıl önce Vanlılar bu iki kayyıma yani devletin ‘Seçsen de yönettirmem benim adayımı seçeceksin. Benim adayımı seçmezsen Van’ı size yönettirmeyeceğim’ diyen inada karşı kendi iradelerini asla sakatlamamışlar. Oyu bırakın bu baskılardan sinmek, geri adım atmak, arttırarak, yüzde 56’yla Sayın Abdullah Zeydan’ı ve Neslihan Şedal’ı Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanlığı’na seçmişlerdir. Ancak bu milleti tanımaz, Kürt’e düşman, Kürt’ün iradesine düşman irade yine üçüncü kez Van Büyükşehir’e kayyım atamış kendi adayını seçmeyenlere atadığı Vali’yi kayyım olarak dayatmıştır. Güvenlik valinin valiliğine sözüm yok. Emniyet tedbirlerine sözüm yok. Ancak valinin siyasetine sözüm var. Bir atanmış ve şu anda ayrıca Van’ın iradesine kayyım atanmış kişi bu meydana gelinmemesi için, gelinirse şöyle olur böyle olur diye ricalar örtülü tehditler, kulak çekmeler, mesaj vermeler… Vali efendi, valiliğini bil, oturduğun yerde otur. Sayın Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal seçildiklerinde Van’ın bu iddialı, haklı, kendi iradesine sahip çıkan duruşuna daha ilk gün mazbatayı vermeyeceğiz ikinci partiye mazbata vereceğiz diye bir hazırlığa giriştiler. O gün Vanlılar bu hazırlığa karşı itiraz ederken, bu arkamda duran kardeşleriniz, evlatlarınız, canlarınız, canlarım geldi sizinle birlikte mücadele ettiler. O mazbatayı söke söke aldılar. Biz kazandığımız seçimde, kazanmasını biliriz. Kaybettiğimiz seçimde saygı göstermesini biliriz. Ama biz asla ve asla milletin iradesine karşı çıkılmasına, direnilmesine, kayyım atanmasına, haksız tutuklamalara geçit vermedik. Bundan sonra da vermeyiz.

“‘SİZ BELEDİYE BELEDİYE BAŞKANI SEÇEMEZSİNİZ. SEÇERSENİZ DE YÖNETTİRMEYİZ’ DİYOR. İŞTE SANA KÜRT SORUNU”

Gündemde bir süreç pek çok tartışma var. O konuya ayrıca değineceğim. Ama ben çıkıp şunu söyleyince ‘Kürt sorunu vardır’ deyince birileri kızıyor ya Kürt sorununu varlığını kabul etmeden güya, söylemeden çözeceklerini sanıyorlar ya, bak kardeşim, Kürt sorunu nedir biliyor musun? Kürt sorunu tam da budur. Manisa’da Manisalı belediye başkanı seçiyor, CHP’den geçiyor yönetiyor. Osmaniye’de Devlet Bey’in memleketinde belediye başkanı seçiliyor, gidiyor yönetiyor. Rize’de Tayyip Bey’in memleketinde Rizeliler kendini kim yönetecek diye karar veriyor, oy veriyor, seçiyor yönetiyor. Van’a gelince, Diyarbakır’a gelince, Batman’a gelince, Mardin’e gelince ‘Siz belediye belediye başkanı seçemezsiniz. Seçerseniz de yönettirmeyiz’ diyor. İşte sana Kürt sorunu. Kürt sorunu budur. O yüzden bu sorunları mutlaka hep birlikte demokrasiye ve birbirimize sarılarak çözeceğiz. Sadece DEM’in değil evet geçen dönem tam 49 tane belediyeye kayyım atadılar. Şu ana kadar tam 145 kez çeşitli dönemlerde Kürt’ün iradesine kayyım atadılar. Ve bizim de belediye başkanlarımıza, üç belediyemize kayyım atadılar. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin en büyük ilçesi, Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanı öz evladınız Ahmet Özer’dir. Buradan selam olsun Ahmet Özel’e. Ovacık’ta yapılan da Ahmet Özer’e yapılan da aynı şeydir. Şimdi diyorlar ki Ahmet Özer terör ilişkili. Bakın Ahmet Özer’in suçu neymiş? Ahmet Özer’in suçu, çözüme, barışa dair kitap yazmak. Ahmet Özer’in suçu geçen çöüm sürecinde Abdullah Öcalan, Ahmet Özer’in adını vermiş. İyi bir akademisyendir, katkısı olur diye. Bunu yazmışlar iddianameye. Ahmet Özer’in suçu memleketi Van’da bir evlat ölmüş evlat, anneyi aramış. Anneye demiş ki başın sağ olsun. Ölen çocuğun gibi çok kıymetli evlatlar yetiştirdin. Altı evlattan bir tanesi terör örgütü üyesiymiş. Bu yüzden terör örgütü üyesinin anasına ‘Kuvvetli evlat yetiştirdin’ deyince terörü övmek oluyormuş. Bu sebepten Ahmet Özer içeride. Lafı eğip bükmeyelim, açık açık konuşalım açık açık. Ahmet Özer’in suçu Esenyurt’u bir Kürt olarak kazanmaktır. Kürt’ün iradesine de Kürt’ün başarısına da tahammül yoktur.”

“O ZAMANLAR SIRRI BEY’İN RESMİNİ OKŞAMIYORLARDI, HAPİSTEN HAPİSE SOKUYORLARDI, SIRRI BEY’E ZULMEDİYORLARDI”

Özgür Özel, hayatını kaybeden TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in kendisine bir emanet verdiğini, “Bir Cumhuriyet Şarkısı” filminin senaryosunu kendisinin yazdığını anlattığını hatırlatarak, sözlerini şöyle  sürdürdü:

“Dedim ki ‘Peki niye o afişe yazmadın?’ Dedi ki o zaman tabii Sırrı Bey’in resmini okşamıyorlardı o zaman, Sırrı Bey’i hapisten hapse sokuyorlardı, Sırrı Bey’e zulmediyorlardı rahmetliye, onu şeytanlaştırıyorlardı. Ona terör örgütünü övmekten ceza veriyorlardı. Dedi ki ‘Beni yazarsak filmde oynayanın çalışanın, emekçinin emeğine yazık olur. Filmi kötülerler. Sırrı yapmış derler, kusur bulurlar. Bu sende dursun, ne zaman ölürüm, o zaman bunu sen söylersin.’ Niye bana emanet dedim. ‘Partinin birinci genel başkanını anlatmışım. Sonuncusuna emanet ediyorum. Kime edeceğim’ dedi. Şimdi Sırrı Bey bu Ahmet Özer’in durumuna ilişkin sizin seçip de kayyım atanmasına ilişkin meselede şöyle söylerdi, söylerdi hep ‘Bu ülkede Kürtler doğru söylüyorlar, doğru söyleyenler bu ülkede Kürtler her şey oluyor. Bakan olabilir Kürt. Kürt başbakan olabilir. Kürt’ten cumhurbaşkanı olabilir. Kürt’ten Genelkurmay başkanı da oluyor. Kürtler bir tek Kürt olamıyor’ dedi. ‘Kürt Kürtlüğünü söylerse Kürt Kürt olarak bir yere gelirse o zaman ona huzur vermiyorlar’ dedi. İşte o huzuru kaçıranlara karşı bu meydana huzur bulmaya, kucaklaşmaya geldik hep beraber.

“BU DARBEYE MİLLET İNANMADI”

Bu darbeye elbette inanmadık. Millet inanmadı. Dünya kadar yalana hep bir ağızdan büyük bir mücadeleyle direndik. BU darbe girişimi olduğunda Koştuk Saraçhane’ye girdik. 7 gün 7 gece kayyım ihtimaline direndik. Orada tek başına dursak başaramazdık. Dedik ki, eylem yasağına rağmen, tarihi yarımadaya giden köprüler kaldırılmış vapur seferleri durdurulmuş metro istasyonları kapatılmış ama demokrasiye iradesine sahip çıkan milyonlar, 7 gün Saraçhane’ye geldiler direndiler. Darbeyi geri püskürttüler. Helal olsun demokrasiyi savunanlara. O günden sonra, köprüyü geçip 7 gün orada miting yaptıktan sonra, Maltepe’de 2.2 milyon kişiyle tarihin en büyük mitingini yaptık.

Ege’de de Konya’da da miting yaparak bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Ekrem Başkan’a arkadaşlarımıza özgürlük istiyoruz. Cesaretiniz varsa yargılama TRT’den yayınlanmalıdır. Hodri meydan.

“SELAM OLSUN SELAHATTİN BAŞKANA”

Biz meydanlarda, sadece Ekrem Başkan’ı CHP’lilerin özgürlüklerini değil hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm siyasi tutsakların özgür bırakılmasını talep ediyoruz. Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğünü de savunuyoruz. Van Demirtaş’ı ayrı sever. Selam olsun Selahattin Başkan’a…

Ancak sadece Selahattin Başkan değil tutuklu belediye başkanlarının, Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’ın da özgürlüğünü savunuyoruz. Saraçhane’ye çıktığımızda DEM’li gençler de Zaferli gençler de oradaydılar. Ama yukarıda biri vardı. İkisinin de başkanını o almıştı. İkisi de kaybediyor hep o kazanıyordu. Bu oyunu bozmak için şöyle haykırdık. Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz. Buradan AK Partili gençlere de sesleniyorum. Bu demokrasi meydanında AK Parti’ye de MHP’ye de ihtiyaç var. Demokrasiye ihtiyaç var. Biz darbeye karşıyız. Biz demokratik siyasetin arkasındayız.

”TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET DİYORUZ”

Çözüm süreci bile diyemedikleri süreçle ilgili bir şey söyleyeyim. Sırrı Başkan anlattığında bunun adına ne diyeceğiz dedim. Vallahi bir şey demedik dedi. Geçen sefer önce çözüm seçim sonra barış dedik olmadı. Şimdi önce barış sonra çözüm diyoruz dedi.

Dedi ki bu sürecin garantörü biziz. Şimdi öyle günlerden geçiyoruz ki. Bu topraklar çok fırtınalardan geçti. Adaletsizliğin vurduğu kadar bu coğrafyayı hiçbir şey vurmadı. Biz Kürt meselesini inkar edenlerden hiç olmadık. Bu sorunun var olduğunu savunduk. En başından beri samimi şeffaf, Meclis zemininde çözülmesi gerektiğini, bu süreçte zarar gören herkesin ortak mutabakatıyla anaların gözyaşının dinmesini savunduk. Ömrünü barış yolunda harcayan Sırrı Süreyya Önder’i şöyle bir kuvvetli alkışlayalım.

Dedik ki Kürtleri Türkiye’yi kendi devletleri olarak, uğrunda dedelerinin can verdiği devleti, demokratik, atılması gereken hangi adım varsa bu adımların hepsini hep birlikte atacağız.

Biz terörün durmasını savunuyoruz. Terörsüz Türkiye’ye evet diyoruz. Bugünlerde beklenen terör örgütünün silah bıraktığı haberini sonuna kadar destekliyoruz. Meclis zemininde bugün Kürtlerin kendisini eşit hissetmediği, eksik uygulamaları düzeltecek adımların hep birlikte atılmasını, en başta kayyum uygulamasının son bulmasını, siyasi tutsakların özgür kalmasını bekliyoruz. Buna evet demeyen bu sürecin dışındadır. Gözyaşının dinmesini canı gönülden savunanlarız.

“SIRRI BAŞKAN’A SÖZÜMÜZ VAR…”

Sırrı Başkana sözümüz var. Bu süreç akamete uğrarsa, Kürtleri verdikleri sözleri tutmazlarsa da biz eninde sonunda iktidar olacağız, Türk ve Kürt’ün kardeşliğini mutlaka kuracağız. Son sözüm şudur. İmza kampanyasında imza atan ne diyor: İmamoğlu özgür olsun diyor, siyasi tutuklular özgür olsun diyor.

”KÜRT ANNELERİN BİR DAHA EVLATLARINI KAYBETMEMELERİ İÇİN…”

Buradan Manisa’ya gideceğim. Manisa’ya gidip anamın yanına varacağım. Anneler gününde annemin elini öpeceğim. Manisa’ya gidip bütün analar adına onun anneler gününü kutlamadan önce, Van’dan bütün anaların anneler gününü kutluyorum. Kürt annenin de bir daha evlatlarını kaybetmemeleri için, o gözlerinden bir daha hiç yaş akmasın diye mücadeleyi hep birlikte veriyoruz. Tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.

 

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin