Mustafa Yeneroğlu’ndan ‘infaz düzenlemesi’ çıkışı: “Siyasi tutuklulara çifte standart uygulamaktan vazgeçin”

İstanbul Milletvekili Hukukçu Mustafa Yeneroğlu, önümüzdeki günlerde Meclis’e sunulması beklenen yeni yargı paketiyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. İktidarın “geçici, günü kurtaran” çözümlerin peşinden koştuğunu ancak bunun yıllardır çözüm olmadığı gibi, aksine sorunu daha da büyüttüğünü aktaran Yeneroğlu, pakette mutlaka olması gereken hususları tek tek sıraladı.

Mustafa Yeneroğlu, “Mesela anne ve babanın aynı anda tutuklu ya da hükümlü olması durumunda çocukların daha az etkilenmesi için ebeveynlerin en azından birinin çocuğun yanında olması için gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir. Adli kontrol şartları çerçevesinde bu uygulanabilir. Bunun ivedilikle pakete alınması gerekiyor. Hasta mahpuslar tarafından, tam teşekküllü devlet hastaneleri tarafından verilen ‘Cezaevinde kalamaz’ raporu sonrası kişinin derhal tahliyesi sağlanmalıdır. Yine Cezaevi Gözlem Kurulları’nın, mahkeme gibi, keyfî hareket etmelerini engellemek için gerekli düzenlemeler mutlaka bu pakete alınmalıdır. Siyasi suçlarla ilgili çifte standarttan vazgeçilmelidir. Onların infaz oranları da gözden geçirilmeli ve daha önce uygulanan Covid izni düzenlemesi kapsamına özellikle onlar da alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Yeneroğlu’nun Meclis’te düzenlediği basın toplantısından bazı bölümler şöyle:

  • En ağır suçlular bile kısa sürede ülkemizde serbest kalabilmektedir. Cezaevi nüfusu 2020’de 310 bindi. Pandemi öncesi yapılan infaz düzenlemesiyle 90 bin kişi tahliye edildi. Ancak, takriben 1 yıl içinde cezaevi nüfusu Nisan 2021’de 314 bin kişiye ulaşmıştır. Ardından yine düzenleme yapılmış, fakat netice aynı olmuştur. 1 Ocak 2023’te 341 bin 497 kişiye ulaştı.
  • Almanya bizim kadar nüfusa sahip, ancak onların cezaevi nüfusu bizim onda birimiz kadar. Bu korkunç bir olay değil mi? Utanç verici değil mi?
  • Türkiye’de cezaevi nüfusu çok dramatik bir şekilde artış gösterdi. 2004 yılında bizim cezaevlerimizde de takriben 58 bin kişi vardı. 2010 yılında bu sayı 120 bine yaklaştı ve bugün 400 binin üzerinde. 2010’dan sonra ülkenin nüfusu yüzde 20 artmış olmasına rağmen, cezaevlerimizin nüfusu yüzde 350 civarında artmıştır. Bu bile başlı başına nasıl korkunç bir manzara ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.
  • Ceza adaletinin sağlanabilmesi için öncelikle suç işleyenlerin adil ve etkili bir şekilde yargılanıp cezalandırılması, masum kişilerin ise keyfî soruşturmalardan ve cezalardan korunacağından emin olması gerekir. Elbette bizde böyle bir durum da söz konusu değil! Ülkemizde hukuk devletinin asgarî gerekliliklerinin dahi göz ardı edilmesi nedeniyle ne suçlular etkili bir biçimde cezalandırılmakta ne de masum kişilerin keyfî şekilde tutuklanması ya da mahkûm edilmesi engellenebilmektedir.
  • Temmuz 2023’teki infaz düzenlemesiyle yine 80 bin kişi tahliye edildi. 1 Ağustos 2024’te cezaevlerinin toplam nüfusu yine 350 bin kişiye ulaşmıştır. Bugünkü manzara ne? Bugün yine rekor üzerine rekor kırılmıştır. Cezaevlerindeki nüfusun sayısı 400 bini aşmış durumdadır. Ne kadar hazin ve utanç verici bir durum, değil mi?
  • Bu tablo, geçici çözümler yerine kalıcı ve etkili adımlar atılması gerektiğini haykırıyor ama bununla yüzleşecek bir iktidar söz konusu değil. Bugün cezaevi, suçluların cezaevi sonrası yaşam için rehabilite edileceği yerler olmaktan çok, adeta suça daha fazla alıştıkları yerler hâline gelmiştir. Ceza infaz sisteminde asıl amaç, kişinin topluma kazandırılmasıdır.
  • Adalet Bakanlığı’nın resmî istatistiklerine baktığımız zaman şunu görüyoruz: Türkiye’de cezaevinden çıkan insanların yüzde 45’i yeniden suç işliyor. Bununla da yüzleşmek zorundayız. Toplumda cezasızlık algısı artıyor. İnsanlar kendi cezalarını kendileri vermeye başlıyor.
  • Bu sorunlarla samimi bir şekilde yüzleşmeden, bütüncül yapısal dönüşüm planları ortaya koymadan, temel toplumsal sorunlara samimi olarak eğilmeden, adil ve caydırıcı bir ceza ve infaz politikası izlenmeden, toplum olarak çok daha ağır bir toplumsal maliyetle karşı karşıya kalacağımız âşikârdır.
  • Maalesef biliyoruz ki iktidar sadece görüntüyü kurtaran, cezaevindeki doluluğu biraz azaltma dışında bu yeni (infaz) düzenlemede de hiçbir şey yapmayacak. Fakat özellikle, acil ve gerçekten dramatik bazı hususlar da olduğu için hazırladıkları mevcut pakete bazı zorunlu hususları eklemelerini bekleyebiliriz.
  • Mesela anne ve babanın aynı anda tutuklu ya da hükümlü olması durumunda, çocukların daha az etkilenmesi için ebeveynlerin en azından birinin çocuğun yanında olması için gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir. Adli kontrol şartları çerçevesinde bu uygulanabilir. Bunun ivedilikle pakete alınması gerekiyor.
  • Hasta mahpuslar tarafından, tam teşekküllü devlet hastaneleri tarafından verilen “Cezaevinde kalamaz” raporu sonrası kişinin derhal tahliyesi sağlanmalıdır. Bu aslında AK Parti’nin kendi vaadiydi! Peki ne oldu? Yıllardır bu konuyla ilgili en ufak bir adım atılmadı.
  • Yine Cezaevi Gözlem Kurulları’nın keyfî hareket etmelerini engellemek için gerekli düzenlemeler mutlaka ama mutlaka bu pakete alınmalıdır. Siyasi suçlarla ilgili çifte standarttan vazgeçilmelidir. Onların infaz oranları da gözden geçirilmeli ve daha önce uygulanan Covid izni düzenlemesi kapsamına özellikle onlar da alınmalıdır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin