Mundarizasyon!

YORUM  | M. NEDİM HAZAR

Aslında başlıktaki kavram tamamen kişisel bir uydurma. Böyle bir kelime yok, en azından ben bilmiyorum. 

Mundar kelimesi malum (Halk arasında murdar olarak bilinir) “temiz olmayan, kötü kokan, iğrenç” anlamlarına geliyor. 

İsterseniz işkembe-i kübrayı geliştirelim ve mastar haline getirelim, mundarlamak, mundarize etmek!

1911 yılında ilk baskısı yapılan ve halen yayınlanmış en büyük sözlük sayılan The Century Dictionary kelimeyi tam olarak karşılamasa da, “Impuration”u kullanıyor. Etimolojide Impure + ation kelimelerinin birleşimiyle ve “kirletme, karartma” olarak tanımlıyor.

Diyeceğim şu; Siyasal İslamcıların Türk toplumuna yaptığı en büyük kötülük mundarize etmeyi yaygınlaştırmak oldu.

Doğruyu yapmamak ayrı bir şeydir, yanlışı yapmak ayrı, yanlışı gelenekselleştirip, doğruyu yapanı şeytanlaştırmak ise apayrı. 

İşte AKP ile beraber topluma yerleşen mundarizasyonun geldiği durum böyle bir şey. 

İzah edeyim. 

Söz gelimi TRT…

Tamamen bir iktidarın güdümünde. 

Geliri sadece Türk halkının ödediği vergilerden oluşan ve kamu yayıncılığı yapması gereken kurum, artık tamamen bir partinin, hatta tek kişinin kanalı olmuş durumda. 

Reytingi sadece bir olsun yeter onlar için.

Tek kişi mutlu olsun diye yayın yapılıyor. 

Dolayısıyla haberleri görmezden gelme, manipülasyon, provokasyon ve yalan haber tarihte görülmemiş bir yoğunlukta devlet kanalında.

Siyasal İslam ülkedeki her şey gibi medyayı da mundar etmiş bir şekilde. 

Eskiden TRT’ye çıkan parti başkanları ne kadar birbirlerine karşıt olsalar bile asgari nezaketle ekranda tartışabilirlerdi. 

Birbirlerine başarı dilerler, hastalıkta, vefatta geçmiş olsun ve başsağlığı dilerlerdi. 

Şimdi tüm bu erdemlerin hepsi çöp olmuş durumda. 

Bir isim daha ilk duyulduğu andan itibaren, hemen “bak bak bak, neler çıktı neler” yayınları yapılıyor. 

İşin acısı siyasal islamcılar bunu toplumun her kesimine artık köklü şekilde yerleştirmiş durumda. 

Bizzat Kılıçdaroğlu da bu mundarizasyondan payını almış olmalı ki, seçimlerin ikinci ayağında rakibinin diliyle rakibini vurmaya kalktı.Sonu hüsran tabi.

Kötülükte, kötülüğün kaynağı kadar muvaffak olabilmek imkansızdır çünkü. 

Hatırlayın özellikle Karanlık odacı ve Barış kardeşleri. Ya da İsmail Saymaz, Ruşen Çakır gibi gazeteci geçinenleri. 

Diyelim ki, bir gelişme oldu. Misal, “Tarihin en büyük casusluk olayı” diye aylarca bangır bangır bağırdıkları Büyük Ada davasının tamamen boş olduğu ortaya çıktı ve hakim tüm sanıklara beraat kararı verdi.

Biliyorsunuz bu tür haberlerde Sonar yalçın tayfası ya da ulusalcı paspasçılar hemen “Bilmem ne davasında fetö izi. Altından cemaat çıktı” türünden başlığı hemen basarlar.

Çünkü yaşanan mundarizasyon bunu gerektiriyor!

Hatta siyasal islamcılar kokteyl sevdikleri için, tüm şeytanlaştırdıklarını bir anda ortaya çıkarmakta artık ustalaşmış durumdalar.

 

MOSSAD, CIA, MI5 ve bin bir türlü istihbarat teşkilatından tutun da, dünyanın en ücra köşesindeki lokal örgütü bile bir şekilde eklemleme yeteneklerini çok geliştirdiler!

Bakınız, Merkez Bankası Başkanı olarak bir isimden bahsedildi. Doğru dürüst kimsenin tanıdığı, bildiği bir isim değil. 

Hemen mundarizasyon başladı. 

İktidar cenahı güzellemeler ile ömrü hayatlarında ilk kez duydukları bu ismi şahbaz ederken, muhalifler de mundarize olmanın gereği olarak anında şeytanlaştırıverdi.

Bu satırların yazarı da dahil bu bozulmadan herkes nasibini almış durumda ne yazık ki. 

Ve sevgili dostlar, mundarize olan bir toplumun, artık iflah olması çok zor maalesef!

4 YORUMLAR

  1. Cumhuriyet tarihinin en büyük mundarizasyon faaliyetinin sahibi, Hizmet icinde olusan oligarsik yapinin sebep oldugu cemaat enaniyetidir. Bu oligarsik yapinin yeserttigi zeminde asli hedeflerden göz göre göre sapilmis, bunun yerine para getiren islerle ve kisilerle oturup kalkilmis, AKPyle icice gecilmis ve bir zaman sonra su vehim agir basmistir: “AKP ülkeyi iyi yönetiyor ama bizim sayemizde, askerde, poliste, yargida, bürokrasideki kadrolarimizla bu ülkede tek söz sahibi biziz, biz olmaliyiz.”
    Eger bugün Türkiyede ve dünyada onlarca yillik emekler pisi pisine murdar edilmisse, bugün ülkenin birbirinden degerli insanlari hallac pamugu gibi dagitilmissa, dagildiklari yerlerde 7 yil gecmesine ragmen bellerini dogrultamiyorlarsa, bunun müsebbibi siyasal islamdan önce cemaat kültizmidir.
    AKPyle düsüp kalkana kadar tedbir konusunda level begenmeyen cemaat, bu tarihlerden sonra tedbiri önemsememek bir yana, öyle akil almaz islere imza atmistir ki, murdarlastirmaya örnek olarak üniversitelerde okutsan yeridir.
    Bu oligarsik yapi, 16 Temmuz sabahindan ta bugüne dek mensuplarinin sakir sakir tutuklanmasini saglayan fislenmelerden dogrudan sorumludur veya tedbir almadigi icin sorumludur. Bu yapi, Bylock ve Bank Asya gibi konularda kendi tabaninin manipülasyona maruz kalmasinda ya dogrudan sorumludur, ya da bu tür manipülasyonlara karsi tedbir almadigi icin sorumludur. Kendi insanini devlete acik eden ama kendi kendisini kendi insanina hala ve hala acik etmeyen bu yapi, tipki bugünün CHPsi gibi en hayati zamanlarda sesini yükseltmedigi icin ya dogrudan sorumludur ya da yükseltemedigi icin dolayli olarak sorumludur.
    Bu yapi hala daha yeni gelismeler karsisinda tavir koymamaktadir. Koymadigi icin de cemaat düsmanlari Emre Uslu, Tuncay Opcin gibi ne idügü bize bile mechul kisilerin aciklamalarini cemaatin aciklamalari olarak yansitabilmektedir.
    Bu murdarlastirmanin boyutlari öyle Türkiyedeki cemaat mensuplari ile baska ülkelere iltica etmis cemaat mensuplarini da asmistir. Bu enaniyet, bu manipülasyonlar, bu suskunluk, bu pasiflik dünya capindaki okullarimizin cogunun iktidarin eline gecmesine sebep olmus. Okullar bi sey degil belki de en kötüsü bircok insanin cemaate mesafe koymasi, dine mesafe koymasi, Allah´a küsmesi gibi bir sey yasanmistir ki, murdarlastirmanin en feci kismi budur.
    Dünya kabuk degistiriyor, yeni nesilleri yepyeni ve cok cetin imtihanlar bekliyor. Ve bunlar karsisinda tedbir alabilecek insanlar ya icerde, ya gecim derdinde, ya depresyonda ya da bambaska ufuklarda.
    7 sene olmus, adamakilli siirimiz yok, kalplere isleyen bir bestemiz yok, para lazim degil bunlar icin. Demek ki yürekler paramparca, duygular felc. Yasadigini bile ifade edemiyorsun. Var gerisini sen düsün.
    En en en kötüsünü söyleyeyim: Su kadar yil gecmis, sizi koruyamadigimiz gibi bir cuval inciri de berbat ettik, özür diliyoruz diyen yok. Bu bile yok. Insanlarin güvenini, hüsnü zannini murdar etmekten daha beter ne varmis ki bu dünyada? Her Allahin günü Siyasal Islam diye diye bu kallavi murdarlastirma görünmeyecek mi saniyorsunuz? Siyasal Islam nedir ki ya, ne yapabilir bana?

  2. Hocanın yabancı basına açıklama yaparken sadece kendi şahsını olaya dahil etti. Suçlu bulunursam dedi, yoksa suçlu bulunursak demedi. Bu gerçeklik işe oturuyor. Cemaati karıştırmadı olaylara. Çünkü Adil üzerinden suçlu gösterilen kendisiydi. Yani Hocanın şahsıydı. Yani mesele Hocanın şahsıdır, Hocanın uluslararası bir bağımsız mahkemede yargılanmasıdır. Kendisi ben ve cemaatim demedi. Cemaatin lideriyim demedi. Aslında cemaat enaniyeti söz konusu değil. Cemaati korudu. Türkiyeden kimse Hocayla röportaj yapamadı. Çünkü yabancı basına yaptığı açıklamaları herkes duymuş ve duymamışı oynadı. Tekrar aynı cümleleri Türkiyeye duyurmak istemiyorlar. Hayret ki tek bir Türk bile Hocanın niye darbe yapacağını bilmedi, sormadı, bilmiyor ama sormuyorda.

    Mesele bu noktada yani Hocanın şahsı ile Devlet yada hukuk arasında birşey. Cemaat, Hocanın hodri meydanına rağmen olaya dahil edildi. Hocanın bütün açıklamaları dikkate, ciddiye alınmadı. Duymamazlıktan gelindi. Ve Hoca üzerinden Cemaati olaya dahil ettiler bile. Hoca cemaati kabul ederse tam ergenekonun istediğini yapmış olacak. Sadece arkadaşlara kefilim diyor çoğunu tanımasa bile.

    Cemaat işin içine Hoca üzerinden katıldı. Sanki cinayetleri, meclisi bombalamayı cemaat yapmış gibi otomatikman olaylara özne olarak cemaatin adı konulmakta. Çünkü ortada suç vardı ve Hoca nedeniyle bu suçları cemaat işlemiş olmalıydı. Artık sayının bir anlamı kalmadı, bütün cemaat suçlu sayıldı. PKK yüzünden bütün Kürtlerin suçlu sayılması gibi bişey bu.

    Halbuki Hocayı yargılamaları gerekiyordu. Çünkü şüpheli o gözüküyor. Yeşil cübbe olsun, Adil ile fotoğraf olsun falan.

    H. Efendiye kendisini savunma fırsatı vermediler. Beş yaşında bir çocuğu gönderselerdi “sen niye böyle şeyler yaptın?” diye sorardı. Biz nüfusumuzla güveniyorum ama bu nüfusun bir teki bile neden darbe yaptın diye sorma gereği bile duyması. Bu nasıl olur? Sonra bir kişi bile darbe başarılsaydı şeriat mı getirecektiniz? diye bile çok basit soruyu sormadı. Bilmem farkındamısınız ama bunlar çok basit ve olmazsa olmaz olan sıradan sorulardır.

    Bu noktada cemaati sorgulamak sanki sorgulama sırasına uymuyor gibi geliyor. Yani Hulusiyi sorgulayamadık daha. Sorgulamayı bırak meclis fesh bile edildi. Sonra Sayın F. Gülen H. Efendinin sorgulanması gerekir, bağımsız mahkemelerde yada soruları sorarsınız, ABD Adalet Bakanlığına gönderirsiniz. H. Efendi soruları cevaplar ve Türkiyede ister teröristin açıklamaları der ve yayınlarsınız. Ama Türkiye sormaktan korkuyor. Alınan cevapları Türk milletine duyurmaktan korkuyor. Yani millet ve Türkiye Devleti el ele vermişler, inatla soru sormuyorlar. Ağızlarına fermuar çekmişler, öylece birşey olmadan yaşıyorlar.

    Eskiden cümlenin başında Atatürkü anmak ve düşmanları yermek ile başlanırdı yani bir çeşit bağlılık yeminin tazeleme vardı, bunu aldılar Atatürk yerine fetöyü yerleştirdiler ve cümleye fetöye söverek başlıyorlar. Artık rejime bağlılığını göstermek için Hitler selamı gibi fetöye sövme eylemini yapıyor, beyninin derinliklerinde fetö düşmanlığının yani düşmanlığın yaşadığı gösteriliyor ve kendini hem kanıtlamış hem düşmanlığını tazelemiş oluyorsun. Eğer küfür etmezsen “yoksa sen fetömüsün?!” dayatmasına maruz kalıyorsun.

    Burada fetö aslında eski rejimin yerine koydukları şeydir. Dolayısıyla fetö sövmeyen yeni rejimi istemiyor demektir. Eski rejimi unutsunlar diye eski rejimin ile fetö eş anlamlı kullanılıyor. Zaten iki şey kaybetti Türkiyede. Cemaat ve Laik Türkiye Cumhuriyeti/Hukuk Devleti.

    İnsanlar Hukuk Devletinden uzaklaştırılıyor ve karanlığa götürülüyor. Bu karanlıkta hazırlanan tuzakları en iyi ergenekon yapar. Detaya girmeyeceğim.

    Herşey Kürdistanı kurmak için. Dikkat edilirse Selahaddin, Karayılandan bahsediliyor fakat Öcalandan hiç bahsedilmiyor. Aynı Cemaat gibi onları da konuşturmuyorlar. Sadece lazım olunca hatırlanıyorlar. Mesela Öcalanın konuşmaları yayınlansa ne olur? Bence süper olur. Onu analiz etme fırsatı doğar. Ama sihir tamamen bozulur. O yüzden onu Kürt halkın gözünde hala büyük göstermek istiyorlar.

    Aslında Kürtler için Apo neyse ilişki bakımından müslüman Tayyipçiler için Tayyip aynısı. Hatta solcular için Klçdrğlu öyle.

    Eğer PKK nın Kürt haklarını savunduğunu duyarsak sanki Kürtler de PKK nın cemaati gibi görülecek. Hiç PKK nın Kürt haklarını savunduğunu duymadım, hiç.

    H. Efendi eğer cemaatin lideri olduğunu kabul ederse cemaat bir kişi üzerinden etiketlenmiş olacak. Artık birinin işlediği suç öbürlerini de kapsar. O yüzden cemaat tarifi aslında yanlış yöne çekilebilir. Hak ve ibadet konusunda hassas bir birey birden bire cemaat ile eş anlamlı seviyeye düşer. Kişiliğin üzeri örtülmüş olur.

    Şu anda da siyasal islam Türkiye üzerine bir örtü örttü. Biz yanlışlkla müslümanlar hırsız, ahlaksız diyebiliyoruz. Bu da yanlış, aynı cemaat etiketini insanlara yapıştırmak gibi. İmanlı insanlara bir ad koymak için kısaca cemaat denilebilir ama aslında o sadece bir örtüdür. Asıl güzellikler o örtünün altındadır. Ama birisi suç işlese bütün örtü altında kalanlar suça dahil edilecek.

    Örnek: Bir hoca taciz yaptığında laikçiler hep bir ağızdan neredeyse bütün müslümanları karalayacaklar. Örtünün örtülmesi yani Cemaat kelimesi laikçilerin işine geliyor.

    Ama H. Efendi ne yaptı? Oradaki arkadaşları tanımıyorum ama kefilim dedi. Bunu galiba 17-25 aralık için dedi. Ama Cemaat demedi. Şahıs olarak onları tanımadığını söyledi. Yani görevini yapan polise şahsını verdi. Cemaate kefilim demedi. Polise şahsiyet kazandırdı ve o şahsiyetin cemaat adı altında harcanmasını korumuş oldu. Yani o polis Devlete, Kurumuna karşı sorumluluğunu herhangi başla insan gibi yerine getirdi. Yani meselenin aslında bu noktada işi yok. Ama konu hep dönüp dolaşıp Cemaate geliyor.

    Birazcık anlatabildiysem memnun olurum. Sadece olup biteni tarafsız şekilde anlattım. Cemaatin kenarında, ucunda bulunmuş biri olarak. Bu benim fikrim.

    İsmail, Barış, Ruşen gazeteciler ama bir tanesi “Neden darbe yaptın? Başarılı olsaydı Şeriat mı getirecektin?” diye soru sorabilmişler mi? Vallahi 7-8 yaşındaki çocuk bunu sorar. Bunlar soru sormaktan resmen korkuyorlar. Bunlara biraz dayak atıp kulağından çekip soru sormaya götürsen “bırak abi ne olur” der ve kaçmaya çalışırlar.

    Gazeteciler ısrarla Cemaat yada fetö tabirini kullanıyor. Bunlar örtülerdir. Örtünün altında kalan herkesi suçlu ilan edebiliyor. Ama örtü kalkarsa? Yani cemaat örtüsü kalkarsa? O zaman her imanlı fert, birey, şahıs eğer hukuk gelirse kendi hakkını çatır çatır savunacaktır. Örtüler hukukun üzerini de örtmüştür. Kalkmasından çok korkuyorlar. O yüzden Tayyipe tapıyorlar. Seçimde onun arkasında durdular.

    Sizin mundarizaayon dediğiniz örtüdür. Örtü altında isteyen istediğini yapıyor. Şu anda siyasal islam perdesi var. Hukuk ve millet bu perdenin altındalar. Örtü altında her türlü pislik yapılıyor. Siyasal islamı koruyorlar çünkü örtü kaldırılırsa çok renkli insanlar ve hukuk ortaya çıkacak. Tek tipten insanlar kurtulacak. Konuşmaktan korkmayacak. Örtü kalkmasın diye Tayyipe desteğe devam. Çünkü aslında hırsıza hırsız diyemeyen müslümanlara tuzak kuruluyor. Hukuk Devleti zindandan kurtulup geri gelirse bu tuzak ellerine yüzlerine bulaşacak.

    Hocam eğer siyasal perde kalkarsa ki kalkacak, kemalistler çekildiler ama yeni bir hikayeye muhtaçlar, çünkü tarikat, cemaat, islamcılar tuzağa düşürüldüğünde yani Işid perdesi müslümanların üzerine örtülürse ki olacak bu, o zaman laiklerin hikayesi olmadığı ortaya çıktığında ve Cemaatin masum olduğu netlik kazanınca (dinsiz rejime rağmen) ben olsam dünya ile problemi olmayan insanlar ile çalışmak isterdim. Hem testi geçtiler. Dünya terör örgütü olmadıklarını, hatta varlıkları yok edilince Devletin de çöktüğünü gördüler.

  3. Kesinlikle çok güzel ve bilinen tespitler, ama eksik. Din tüccarlığı Akp ile sınırlı değil. Hatta Akp’ye bu yolu açan, gösteren, bu yolda yürümesi için itekleyen kimdi, sizdiniz sayın Hazar. Kendinizi, grubunuzu ya da adınız her neyse, hemen bir köşeye çekilmeyin, kaçmayın.
    Zaten kaçamazsınız, o günleri yaşamış, birazcık aklı eren her Türk, böyle olduğunu biliyor. Neydi o Ergenekon saçmalığı, suç örgütüne bula bula Ergenekon ismini mi layık gördünüz, yani Türklerin kutsalını. Bu, sizin en başından kötü niyetli olduğunuzu gösterir.
    Kötü niyetli olduğunuzun bir başka delili ise; her 24 Nisan geldiğinde Türk milletine saldıran içinizdeki kripto Ermeniler. Bizim dedelerimiz “Katil, Soykırımcı” ise, sizin dedeleriniz ne, kendinizi bizden ayrı mı tutuyorsunuz.
    Ve en önemli soru; bizim sormaktan, merak etmekten yorulduğumuz, sizin asla doğru dürüst cevap vermediğiniz soru.
    Hükümetin gizli ortağı iken, bazı bakanlıklar doğrudan elinizde iken, hayal edilemeyecek para ve güce ulaşmış iken neden. Neden bozdunuz, yıktınız her şeyi, ne oldu. Polis olmak isteyen genç çocukların doğrudan doğruya size geldiklerini ben bile biliyorum. Ne oldu, ne.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin