Kurtla Kuzu’dan Number 24’e…

Ekrem Dumanlı, Okuma Zamanı’nın95. bölümünde  Sabahattin Ali’nin kısa öyküsü “Kurtla Kuzu”yu ele aldı ve zulme karşı direnişin en kırılgan anlarını masaya yatırdı. Ardından Netflix’te yayınlanan Norveç yapımı “Numara 24” (Number 24) filmini tavsiye etti. Her iki eserin ortak noktası: Doğru yolda yürürken bile insan onurunun, vicdanın ve meşruiyetin nasıl sınandığı.

Dumanlı, izleyicileri Sabahattin Ali’nin “Sırça Köşk” kitabındaki “Kurtla Kuzu” adlı kısa öyküsünün derinliklerine davet etti. Hikâyeyi baştan sona anlatmayı tercih eden sunucu, öykünün otobiyografik izler taşıdığını vurguladı. Sabahattin Ali’nin kendi yaşadığı sorgu, işkence, hapis ve baskı dönemlerinden esinlendiğini belirten konuşmacı, yazarın “elini sıcak sudan soğuk suya değdirmemiş” biri olmadığını, tam tersine ızdırap çekmiş, hapse atılmış, öğretmenlikten men edilmiş ve özgürlüğü kısıtlanmış bir edebiyatçı olduğunu hatırlattı.

Öyküde, karakoldan yeni çıkan bir erkek ile benzer kaderi paylaşan bir kadın karşılaşır. Erkek, sorgu sırasında dayak, küfür, açlık, soğuk ve karanlığa rağmen arkadaşlarını satmadığını, itirafçı olmadığını anlatır. Ancak utandığı nokta gelir: “İyi polis” rolüne bürünen, Ankara’dan gelen “devletli” bir adamın ikram ettiği sigarayı kabul eder. Tam sigarayı yakarken yediği tokatla onuru kırılır. Dumanlı, bunu “kurt kuzu postuna bürünürse kurt olmaktan çıkmaz” metaforuyla özetledi: Zulüm bazen şiddet değil, sahte merhamet ve zaafı kullanmakla uygulanır. Direnişin asaleti, en küçük ikram karşısında bile onuru korumaktan geçer.

Ekrem Dumanlı ardından konuyu, Netflix’te 2025 başında yayınlanan Norveç yapımı “Numara 24” (orijinal adı Number 24 / Nr. 24) filmine getirdi. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan film, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi işgaline karşı direnen Norveçli Gunnar Sønsteby’nin (kod adı “Numara 24”) hayatını anlatıyor. Filmde genç Gunnar, Oslo direniş grubunun liderlerinden biri olur; sabotajlar düzenler, Gestapo’dan kaçar. Ancak yapım, klasik kahramanlık filmlerinden farklı: Aksiyondan çok sessizlik, iç hesaplaşma ve ahlaki sorgulamalar ön planda. Dumanlı, filmin “doğru amaç için yanlış araç kullanılır mı?”, “masumlara zarar vermek meşru mudur?”, “vicdan azabı nedir?” sorularını sorduğunu belirtti. Film, yaşlı Gunnar’ın (Erik Hivju) kitap tanıtımında gençlerle sohbet ederken geçmişini anlatmasıyla çerçeveleniyor; bir çocuğun sorusuyla dedesinin hikâyesiyle bağlanıyor.

Her iki eser üzerinden ortak tema çıkarıldı: Direniş meşru zeminde kalmalı, şiddet içermemeli, onur ve vicdan zedelenmemeli. Sunucu, konuşmayı Fethullah Gülen’in vasiyetlerine bağladı: ”Bulunduğunuz ülkenin kanunlarına riayet edin.
Asla şiddete bulaşmayın (gözünüz önünde bile dövülse tokat atmayın).
İşleri istişare / meşveretle yapın.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin